Batman'da Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle "Cami ve Sosyal Hayat" teması altında bir program gerçekleştirildi. İmam Hatip Havzullah Kavak’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan organizasyon, haftanın anlamına binaen hazırlanan sinevizyon gösterimi ile devam etti.
Ahmet Durmuş
Programın açılış ve selamlama konuşmasını yapan Batman İl Müftüsü Ahmet Durmuş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hüseyin Hazırlar'ın yoğun programına rağmen Batman'a gelerek din görevlileriyle buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Din görevlilerinin üstlendiği vazifenin büyük bir sorumluluk ve ulvi bir nimet olduğunu vurgulayan Durmuş, "Kişi Allah katındaki değerini öğrenmek istiyorsa, Allah'ın onu hangi işlerde istihdam ettiğine baksın." dedi.
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hüseyin Hazırlar ise "Cami ve Sosyal Hayat" konulu konferansında caminin insan ve toplum hayatındaki vazgeçilmez yerine dikkat çekti. Hazırlar, ilk insanla ilk mabedin, ilk Peygamberle ilk kitabın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek insanlığın her döneminde mabede ve kulluğa ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Hüseyin Hazırlar
"Camiler İslam beldelerinin bağımsızlık sembolüdür"
Camilerin taşıdığı manevi ve tarihi misyona değinen Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hüseyin Hazırlar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Tarihimizden günümüze sosyal hayatımıza şahitlik eden camilerimiz; mahallelerimizin kalbi, şehirlerimizin ruhu ve ümmet-i Muhammed için bir güven limanıdır. Sadece fiziki yapılardan ibaret olmayan camiler, İslam beldelerinin bağımsızlığının sembolüdür. Minberleri ilmi ve hikmeti, minarelerinden yükselen ezanlar şehadeti temsil eder. Salalar ise bir milletin direnişi ve yeniden ayağa kalkmasıdır."
"15 Temmuz vurgusu ve mihrabın anlamı"
15 Temmuz hain darbe girişiminde minarelerden yükselen salaların önemine işaret eden Hazırlar, "15 Temmuz sürecinde bu milletin iradesine, ezanına ve bayrağına sahip çıkma kararlılığı minarelerden yükselen seslerle kendini göstermiştir. Minarelerden yükselen o salalar bizi dirilişe, huzura, birliğe ve beraberliğe davet eder. Ayette buyrulduğu gibi salat, kalplere bir sekinettir; duyulduğunda millete güven ve motivasyon verir. Camilerin her bölümünün ayrı bir anlamı vardır. Mihrap, her türlü kötülükle, günahlarla, nefisle ve şeytanla mücadele ettiğimiz bir karargâhtır. Mihrap mücadele yeri demektir; dolayısıyla terk edilmez, ilimle, irfanla ve duayla canlı tutulur." dedi.
"Günde 5 defa camide arınır ve yeniden hayata döneriz"
Camilerin medeniyetimizdeki ve günlük hayatımızdaki yerini Sezai Karakoç'un teşbihiyle açıklayan Hazırlar, camiden alınan güzelliğin cemiyete taşınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Camiler sadece görev yapılan veya ibadet edilen yerler değildir. Günde beş defa huzur bulduğumuz, tarihimizin, medeniyetimizin, kültürümüzün, edebiyatımızın ve geleneklerimizin iç içe geçtiği merkezlerdir. Bu nedenle Camiler ve Din Görevlileri Haftası'nın temasının 'sosyal hayatta caminin yeri' olması çok anlamlıdır. Sezai Karakoç'un belirttiği gibi cami kalp gibidir. Damarlardaki kanın kalpte arınıp bedene yayılması gibi, biz de günde 5 defa camide arınır ve yeniden hayata döneriz. Cuma suresinde Allah'ı anmak için çağrı yapıldığında camiye yönelmemiz emredilir. Ancak görevimiz sadece camiye gelmek değildir. Cuma suresindeki 'Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın.' emri gereği, camiden aldığımız güzelliği Allah'ın arzına ve gönüllere taşımak için de gayret göstermeliyiz."
"Sanal tehditler ve gençliğin muhafazası"
Çocukların ve gençlerin karşı karşıya kaldığı dijital tehditlere ve bağımlılıklara dikkat çeken Hazırlar, "Camiler, Cenab-ı Hakk'ın yüceliğini idrak ettiğimiz, Peygamber sevgisini ve Kur'an-ı Kerim'i öğrendiğimiz mekânlardır. Allah'ın kitabıyla buluşmayan her yavrumuz, bedenimizden veya vatan toprağımızdan bir parçayı kaybetmek gibidir. Bu yıl ülkemiz genelinde 2,5 milyon yavrumuz Allah'ın kitabıyla ve camiyle buluşmuştur. Peygamber Efendimiz 'Allah'ın beldeler içinde en sevdiği yerler mescitlerdir.' buyurmuştur. Ecdadımız da temelinde Kur'an ve sünnete bağlılık, güzel ahlak, helal lokma ve israf etmemek olan cami merkezli bir medeniyet kurmuştur." vurgusunda bulundu.
"Sanal bağımlılıklar ve sanal kumar yuvaları yıkmakta"
Hazırlar, "Arapça olan 'cami' kelimesi toplamak ve bir araya getirmek anlamından gelir. 'Külliye' ise farklı işlevleri bir araya getiren yapılar topluluğudur. Cami aslında bir ilim ve irfan ocağıdır. Camilerimizi yeniden bu kimliğe kavuşturmalı, eğitim halkaları oluşturmalıyız. Bugün nesillerimiz ciddi tehditlerle ve sanal dünyanın kıskacıyla karşı karşıyadır. 2024 yılı TÜİK verilerine göre çocukların yüzde 96,3'ü YouTube kullanmakta, yüzde 41,5'i Instagram'a ve yüzde 26,2'si TikTok'a erişmektedir. Çocuklarımızı bu kötülüklerden korumanın yolu, onları cami, Kur'an ve Peygamber sevgisiyle buluşturmaktır. Günümüzde bağımlılıklar sadece maddelerden ibaret değildir; sanal bağımlılıklar ve sanal kumar yuvaları yıkmakta, eğitimi ve kazançları olumsuz etkilemektedir." dedi.
"Caminin manevi iklimiyle buluşturmalıyız"
Camileri bir eğitim yuvası olarak inşa edildiğine dikkat çeken Hazırlar, "Bizler de yılın her döneminde ders halkaları oluşturarak nesillerimizi caminin manevi iklimiyle buluşturmalıyız. Yaşanan zorluklar karşısında asla ümidimizi kaybetmeden, camiyi yeniden hayatın merkezine almalıyız." dedi.
"Yalnızlaşan çağda camilerin birleştirici gücü"
Modern çağın getirdiği yabancılaşma ve tüketim çılgınlığına karşı camilerin yegâne sığınak olduğunu ifade eden Hazırlar, "Günümüz bilgi çağında insan her şeyi bilmeye çalışırken kendisini, maneviyatını ve iç sesini kaybedebilmektedir. Camiler insanı uyarır, kendisiyle, toplumla ve Rabbiyle buluşturur. Batı'da yalnızlık bakanlıklarının kurulduğu günümüzde, insanların kalabalıklar içindeki yalnızlığını ve yabancılaşmasını aşacak olan şey caminin manevi ruhudur. Toplumsal hayattaki alışveriş merkezleri gibi mekânlarda tüketim ve rekabet öne çıkarken, camide tüketim değil durulma ve arınma vardır. Saflarda herkes eşitlenir; zengin-fakir, genç-yaşlı ayrımı kalkar, kalpler birleşir. Bizlere düşen görev, camilerin topluma ve gönüllere hayat veren iklimini haneden haneye taşımak ve bu kutlu mirası geleceğe aktarmaktır. Camilerimizin ıssız, sessiz ve sahipsiz kalmasına asla müsaade etmeyeceğiz." diye konuştu.
Yorumlar
0 yorum