Alimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ULEMA)'nın geleneksel hale getirdiği 'Alimler Buluşması'nın 11'ncisi bu yıl Diyarbakır'da yapıldı. Önceki gün yapılan iki oturum ardından bugün de üçüncü oturum ile alimler önemli mesajlar verdi.
Irak Kürdistan Bölgesinden Alimler Buluşmasına katılan Selahaddin Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nden Erbil Hacı Azad Mustafa Camii Hatibi Doç. Dr. İbrahim Molla Ahmed es-Sengserî, "Davet Ruhunun Yeni Nesillere Aktarılması" konulu sunumunu yaptı.
"Hazreti Muhammed’in sünnetinde davet ruhunun yerleştirilmesi konusunda aydınlatıcı örnekler bulunmakta"
Peygamberleri (aleyhimüsselam) endişelendiren meselelerden birinin, yetişen ve kendilerinden sonra gelecek nesillerin Allah’ın dini üzere yetiştirilmesi olduğunu söyleyen Sengserî, "Çünkü bu, onların mübarek davetlerinin devam etmesini sağlayan araçlardan biriydi. Kur’an-ı Kerim, peygamberlerin bu konudaki adımlarını kaydetmiştir. Son Peygamber Hz. Muhammed’in sünnetinde de nesillerin eğitilmesi ve kalplerine davet ruhunun yerleştirilmesi konusunda aydınlatıcı örnekler bulunmaktadır. Peygamberlerin ilminin mirasçıları olan günümüz âlimleri de nesilleri yetiştirmek ve davet ruhunu onlara aktarmak amacıyla peygamberlerin ve elçilerin hayatlarını sürekli incelemektedir." dedi.
Sunumunun dört ana bölümden oluştuğunu aktaran Sengserî, birinci bölümde "Peygamberler nezdinde yetişen nesillerin inşasının önemi" meselesini Hz. Yakup ve Hz. Zekeriya’nın (aleyhimesselam) örnekleri üzerinden ele aldı.
"Hazreti Muhammed, son dönemlerinde de küçük yaştaki sahabeleri yetiştirmeye ve eğitmeye devam etti"
İkinci bölümde, "Son Peygamber Hz. Muhammed’in yetişen nesilleri inşa etmeye verdiği önemi" anlatan Sengserî, şöyle devam etti:
"Allah’ın son peygamberi ve yaratılmışların efendisi Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), kendi hayatı boyunca gençlerden oluşan bir nesil yetiştirdi. Bu gençler daha sonra âlim, lider ve diplomat olacak düzeyde yetiştiler. Hz. Ali, Mus’ab bin Umeyr, Abdullah bin Mesud ve Zübeyr bin Avvam (radıyallahu anhum) bunlar arasındaydı. Peygamberimiz, hayattayken onlara önemli görevler verdi.
Ancak Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), peygamberliğinin, hicretinin ve hayatının son dönemlerinde de küçük yaştaki sahabeleri yetiştirmeye ve eğitmeye devam etti. Onların vahiy emanetini, Kur’an ve sünnet bilgisini ve bunlardan çıkarılan ilmi taşıyabilecek düzeye gelmelerini hedefledi."
Üçüncü bölümde ise "Hz. Muhammed’in davet ruhunu yetişen nesillere aktarma yöntemi" anlatan Sengserî, her neslin kendisinden sonra gelecek nesli yetiştirebilmesi için küçük yaştaki çocuklara ve gençlere özel önem verilmesi gerektiğini kaydetti.
Sengserî, "Tabiin neslinin hadisleri en çok aktardığı sahabeler arasında genç yaştaki sahabeler de bulunuyordu. Bu nedenle Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), yetişkin ve yaşlı sahabeleriyle ilgilendiği gibi, on beş yaşından küçük sahabelerle de yakından ilgileniyordu." diye ekledi.
Sengserî, konuşmasının devamında Hazreti Muhammed'in, "yeni doğan çocuklarla ilgilenmesi, çocuklara ve gençlere sevgiyle yaklaşması, gençleri eğitmesi ve öğrendiklerini ailelerine aktarmalarını istemesi, yeni neslin kalbine imanı yerleştirmesi, gençlere büyük sorumluluklar vermesi" gibi konulardan örnek ve kesitler sundu.
Günümüzde davet ruhunu yetişen nesillere aktarmak için uygulanabilecek adımlar
Konuşmasının sonunda, dördüncü bölüm olarak, "Günümüzde davet ruhunu yetişen nesillere aktarmak için uygulanabilecek adımlar" meselesini ele alan Sengserî, şöyle devam etti:
"Peygamberlerin, özellikle de Son Peygamber’in (aleyhimüsselam) yöntemleri ışığında, günümüz âlimleri ve İslami davet çalışanları davet ruhunu yetişen nesillere aktarmak için yoğun çaba gösterebilirler.
Bunun başlıca yolları şunlardır:
Birinci olarak: Gençlere farklı yöntemlerle yaklaşmak. Bunun için yüz yüze ve çevrim içi eğitim programları düzenlenebilir, sosyal medya platformları kurulabilir. Âlimler, gençlerin sorunlarıyla ve kaygılarıyla ilgilenerek onlara destek olabilir.
İkinci olarak: Gençlerin kalplerine imanı yerleştirmek ve İslam’a ve onun ilkelerine duydukları güveni güçlendirmek. Hz. Muhammed’in İbn Abbas’a söylediği hadis, bu konuda önemli bir örnektir.
Üçüncü olarak: Gençlere, âlimin veya davetçinin kendi ilgi alanlarından ve önceliklerinden hareketle değil, gençlerin ilgi alanları ve sorunlarından hareketle yaklaşması gerekir. Bir âlimin veya davetçinin sorun olarak gördüğü bir mesele, gençler açısından aynı şekilde sorun olmayabilir.
Bunun delillerinden biri, Peygamberimizin küçük Ebu Umeyr’in kuşunun ölmesi üzerine onu teselli etmesidir. Peygamberimiz, kendi önünde çok daha büyük meseleler bulunmasına rağmen Ebu Umeyr’in üzüntüsünden hareket etmiş ve onun duygularını önemsemiştir.
Dördüncü olarak: Güvenilir kaynaklarda yer alan ilmi bilgileri sadeleştirmek ve gençlerin anlayabileceği bir dil ve üslupla sunmak. İslamî kitapların bazılarını incelerken, Arapça yazılmış bir sayfanın karşısına aynı sayfanın başka bir dile çevrilmiş hâlinin konulduğu örnekler dikkatimi çekti. Bu tür çalışmalar, ilmin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayabilir.
Beşinci olarak: Âlimlerin gençlerin görevlendirilmesine rehberlik etmesi gerekir. Gençler, Allah’a davet ve İslam’ın yayılması amacıyla farklı alanlarda öğrenci grupları ve gençlik ekipleri içinde görevlendirilebilir. Böylece kendilerine güvenildiğini hissederler. Resulullah’ın Hz. Üsame bin Zeyd’e yaptığı gibi.
Altıncı olarak: Gençlere, güvenilir ilmi ve dinî kişiliğe sahip bir âlimin gözetimi olmadan herhangi bir işe veya projeye girişmemeleri gerektiği anlatılmalıdır. Çünkü bazı ülkelerdeki İslami uyanış hareketleri, âlimleri aşmaları ve onların rehberliğinden uzaklaşmaları nedeniyle başarısız olmuştur.
Yedinci olarak: Bir önceki maddenin aksine, âlimlerin idari ve uygulamaya dönük bütün işleri kendilerinin yürütmemesi, bu alanları gençlere bırakması gerekir. Böylece hem âlimlerin konumu korunur hem de gençlerin davet çalışmalarında aktif rol alması sağlanır. Bu çalışmalar âlimlerin gözetimi altında yürütülmelidir."
Yorumlar
0 yorum