Kudüs’te yaptıkları ziyaretlere aile görüntü ve fotoğraflara da yer verilen programda konuklarından a Kudüs izlenimlerini öğrenmek üzere davette bulunduğunu kaydeden Program Sunucusu Canan Akbaş, Kudüs’teki yaşama canlım olarak tanık olan misafirlerine merak ettiği soruları sordu.
İsrail’in ablukası altında yer alan ve işgal durumu halen devam eden Filistin’in ve özellikle de kutsal mekan Mescid’i Aksa’nın özgürlüğüne kavuşmasının islam alemi için çok önemli bir beklenti olduğunu, bütün Müslümanlar gibi bu beklenti kendisinin de paylaştığını ifade eden Sunucu Akbaş, konuklarına Kudüs ziyaretine nasıl karar verdiklerini sorarak başladı.
Yoğun geçen seçim çalışmalarının ardından gazeteciler olarak yorgun ve yorucu geçen dönemin ardından kutlu yolculuğun hazırlıklarına başladıklarını kaydeden Gazeteci Üründü, daha önce ziyaret ettikleri Mekke ve Medine’nin ardından eksik kalan bir diğer kutsal mekan olan Kudüs’ü de ziyaret etmek üzere yola koyulduklarını söyledi.Kudüs’ün üç semavi din için de kutsal bir mekân olduğunu ancak özellikle ilk kıble olması açısından Müslümanlar için ayrı bir önem taşıdığını kaydetti. Üründü, “Mescidi Aksa’yı ve Peygamber Efendimin Miraca yükseldiği Kubbet-üs Sahra’yı ve daha birçok peygamberimizin yaşadığı bu mukaddes toprakları görmek, tarihi hissetmek ve her ne kadar Gazze’yi göremeyeceğimizi biliyor olsak da Filistinli kardeşlerimizin son durumunu yakından görmek doğrusu bizlere ayrı bir heyecan yaşattı. Kudüs tıpkı Mardin gibi tarihi bir şehirdir. Kudüs sokaklarında gezerken tıpkı Mardin’deki dar sokaklarında gezer gibi kendimizi hissediyor olsak da aslında Kudüs’ün Mescid’il Aksa’nın kattığı manevi hava ile şehrin diğer şehirlerle kıyaslamanın yanlış olacağını düşünüyorum” dedi.
Program’da İsrail devletinin Müslümanların Filistin’e olan ziyaretlerinin önüne geçmek için türlü türlü yollarla farklı yıldırma ve oyalama taktikleriyle ziyaretçilere çeşitli engellemeler çıkardığını da anlatan Üründü, bütün bu yıldırma taktiklerine karşın Müslümanların Kudüs’ü ziyaret etmek üzere en az bir defalığına bile olsa kutsal mekanı ziyaret etmeleri gerektiğini anlattı.
Filistin’li gençlerin mescide alınmamaları konusunda yaptığı uygulamalardan da söz eden Üründü, “İsrail, özellikle de Filistinli gençlerden çok korkuyor. Bu korku her şekilde kendini açığa vuruyor. Filistinli gençleri mescide almamak neredeyse uygulamadıkları zorluk bırakmıyorlar. İsrail Polisi Aksa’nın kapısında nöbet tutuyor ve kimlik kontrolü yapıyor. Çoğu zaman camiye namaz kılmak üzere gelen gençleri camiye sokmuyorlar, yada camiye geçişlerine izin verdikleri taktirde de ya yaş sınırı getiriyorlar veya cami çıkışında verilmek üzere gençlerin kimliklerine el koyuyorlar. Bu kabul edilebilir değil. Siyonist yönetim, Müslümanları ibadetlerini yapmak üzere gittikleri kutsal mekanlarına sokmuyorlar. Bir de bakıyorsunuz, Türkiye’de camiler açık gençlerin çoğu camiye gitmez, Filistin’de ise gençler, camiye girmek istiyor fakat İsrail’in engeliyle karşı karşıya kalabiliyor. İnsan, “Kimin toprağında kimi engelliyorsunuz!” diye çıkışmaması için kendisini zor tutuyor.” diye konuştu.
Canan Akbaş’ın sorularına cevap veren ve Kudüs’le ilgili izlenimlerini paylaşan genel yayın yönetmenimiz Nezir Güneş ise Kudüs ziyaretlerinde gördükleri manzara da en fazla dikkatlerini çeken konuların arasında Filistinlilerin Müslümanların ziyaretlerine verdikleri önem olduğunu kaydetti.
Filistinlilerin, Müslümanların yaptıkları Kudüs ziyaretini çok önemsediklerini ve bu ziyaretlerdeki sayının artması için yaptığı görüşmelerden örnekler veren Güneş, “Filistinliler, Müslümanları yanlarında görmek istiyorlar. Kudüs’te görüştüğümüz bütün Filistinlilerin ortak görüşü İslam Ümmetinden ve özellikle Türkiyeli Müslümanlardan istedikleri bir tek var. İşte o istedikleri de ne maddi ne de nakdi bir destekir. Tek istekleri Mescid'i Aksa'nın Müslümanlar için kutsallığını İsraillere göstermek ve Müslümanların, yanlarında olduklarını göstermek için Kudüs'e gelerek Mescid-i Aksa'ya varlıkları ile sahiplenmeleridir.
KUDÜS İSRAİL'İN EBEDİ BAŞKENTİ OLMUŞ
İsrail’in gasp edilmiş Filistin toprakları üzerine kurulmuş işgalci bir ülke olduğunu ve bu ülkenin ilk günden beri İslam coğrafyasına adeta bir hançer gibi saplandığını kaydeden Güneş, “İsrail 1967 yılında da içerisinde Mescid-i Aksa’nın da bulunduğu Doğu Kudüs’ü işgal etmiş. Yine aynı tarihte uluslararası hukuku hiçe sayarak Doğu ve Batı tüm Kudüs’ü birleşik ve ebedi başkent ilan etmiştir. Filistin topraklarını Müslümanlardan arındırmayı bir devlet politikası haline getiren İsrail, Doğu Kudüs’ü ve Mescid-i Aksayı da İslam’dan koparabilmek için her türlü yola başvurmuş. Doğu Kudüs’te yaşayan Müslümanlara şarta bağlı olarak şehirde ikamet izni vermekte, bu izni de sudan sebeplerle iptal edebilmektedir. Müslümanların Doğu Kudüs’te imar hakkını gasp eden İsrail, yine uluslararası hukuka aykırı olarak Doğu Kudüs’ü Yahudi yerleşimcilere açmıştır. 1967’den bu zamana 200 binden fazla Yahudi yerleşimci Doğu Kudüs’e taşınmıştır.” Şeklinde konuştu.
TEK BİR MÜSLÜMAN KALMAYANA KADAR
İsrail’ün Kudüs üzerinde ama özellikle de Mescid’i Aksa üzerindeki hain ememllerinden vaz geçmediğini anlatan Güneş, anlatımlarına şöyle devam etti: “Kudüs’te Müslümanların evlerine zorla el konulmuş ve bu evler Yahudi yerleşimcilere verilmiştir. İşgal sonucunda Filistinliler bir vatandaş değil, orada geçici olarak ikamet eden kimseler durumuna düşürülerek hakları ihlal edilmiştir. Doğu Kudüs’te yaşayan bir Müslüman buradan yedi yıl ayrıldığında tekrar Doğu Kudüs’e dönme hakkını kaybetmektedir. Bu sınırlama son beş yıl içinde 3 yıla kadar düşürülmüştür. Ayrıca buradaki Müslümanlar Gazze’den ya da bir başka bölgeden bir Müslüman ile evlendiklerinde ailenin Doğu Kudüs’te yaşamasına bile izin verilmemektedir. Bütün bunlar terör devleti İsrail’in faşizan bir şekilde Filistin topraklarında tek bir Müslüman bırakmamaya yönelik stratejisini bir parçasıdır. İsrail’in kural tanımaz, faşizan uygulamaları bunlarla da sınırlı değil. İşgal güçleri, bina yapmak isteyenlerin uymak zorunda olduğu şartları belirleyen İmar Yasası’nı Filistinlilerin aleyhine çıkararak, bu yasaya göre bina yapımı için ruhsat alınması gerekmektedir. İsrail’in bu konudaki tutumu, sonuçta krize yol açmış ve Filistinlileri ruhsatsız binalar yapmaya başlamışlardır. Çünkü İsrail, ruhsat almada büyük güçlükler çıkarmaktadır. Nitekim, aldığımız bilgilere göre ruhsat taleplerinin toplamının sadece %5’ine olumlu cevap vermiş olması da bunu göstermektedir. Bunun yanı sıra 100 metrekarelik bir ev için ruhsat almanın maliyeti yaklaşık 35 bin dolar, ruhsatsız ev yapmanın veya 5 santim bile olsa imara aykırı inşaat yapan birine ise bir milyon dolar gibi fahiş cezalar kesiliyor. Bu şekilde Kudüslü Müslümanlar, iki tercihten birini seçmek zorunda bırakılmış: Ya ruhsatsız bina yapacak yahut Kudüs’ü terk edecekler."



Yorumlar
1 yorumFilistindeki zulmü hem siteniz hem de TRT Kurdi vesilesiyle bizlere yaşayarak aktardınız. Elbette bu çok önemli bir gazetecilik başarısı. Tebrik ederim. Lakin Manisa'da suçu günahı olmadığı halde hem de öğretmenler gününde derste öğrencilerinin gözü önünde göz altına alınıp tutuklanan masum insanların devlet eliyle uğradığı zülme niçin sessiz kalıyorsunuz?.