TÜVTÜRK

Mescid-i Aksa Mütevelli Heyeti Üyesi Dr. Ebu Diyab: İşgal, Kudüs’ü Yahudileştirme projesini sürdürüyor

Mescid-i Aksa Mütevelli Heyeti Üyesi Dr. Fahri Ebu Diyab, İLKHA’ya verdiği röportajda işgalin Kudüs’teki kimlik değişim politikalarına dikkat çekerek, "Ümmetin sessizliği büyük bir felakete yol açıyor." dedi.

  • 09.06.2026 16:40
Mescid-i Aksa Mütevelli Heyeti Üyesi Dr. Ebu Diyab: İşgal, Kudüs’ü Yahudileştirme projesini sürdürüyor

Mescid-i Aksa Mütevelli Heyeti Üyesi ve Kudüslü aktivist Dr. Fahri Ebu Diyab, işgal altındaki Kudüs’te yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İlke Haber Ajansı muhabirine konuşan Ebu Diyab, siyonistlerin işgalinin Kudüs’ü sistematik olarak Yahudileştirmeye çalıştığını belirterek, ümmetin bu sürece karşı yeterli tepki göstermediğini ifade etti.

Dr. Ebu Diyab, işgal yönetiminin Kudüs’te Arap ve İslam kimliğini silmeye yönelik planlı bir politika yürüttüğünü söyledi.

"Kudüs davasını ümmetin zihinlerine ve akıllarına yeniden kazımak için çalışıyoruz"

Mescid-i Aksa’nın hedefte olduğunu vurgulayan Ebu Diyab "Evet, yani ilk sonuç olarak işgalin varlığı ve maalesef bu işgal Kudüs’ü Yahudileştiriyor. Kudüs şehrindeki Arap ve İslam kimliğini silmek için programlar, projeler ve planlar var. Ümmet ise derin bir uykuda, yok hükmünde. Kudüs’e karşı, Kudüs’e destek olmak ve Kudüs’ün üzerindeki bu tehlikeyi uzaklaştırmak için yapması gerekenleri yapmıyor. Bu tehlike, Kudüs şehrindeki Arap ve İslam hafızasının ve Kudüs’ün tacı olan Mescid-i Aksa’nın silinmesine yol açacaktır. Bu yüzden, Kudüs davasını ümmetin zihinlerine ve akıllarına yeniden kazımak için çalışıyoruz; ta ki ümmet, Kudüs davasının ümmetin önceliklerinin en başına dönmesi gerektiği bilincine varsın. Sanırım üzerinde çalıştığımız şey de tam olarak budur; yani Kudüs’ü, Arap ve İslam ümmetinin günlük gündemine yeniden taşımak." dedi.

"İşgal, Kudüs’ün kimliğini değiştirme yöntemlerinde, tepki eksikliğinden faydalanarak aşamalı bir yol izliyor"

İşgalci siyonistlerin Kudüs'ün kimliğini değiştirme çalışmaları içerisinde olduğunu vurgulayan Ebu Diyab "Sanırım Kudüs’ün kimliğini değiştirmek için çalışan israil işgali; bu şehri bir Arap-İslam şehrinden, Yahudileştirilmiş bir şehre dönüştürmek istiyor. İşgal, Kudüs’ün kimliğini değiştirme yöntemlerinde, tabiri caizse bu uykudan (tepki eksikliğinden) faydalanarak aşamalı bir yol izliyor. Bir tepkinin olmaması... İşgalci, kendisini durduracak birini bulduğunda sınırda durur, Yahudileştirme programlarına devam edemez. Fakat ümmetin tepkisizliği, Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya destek olmayı unutması, işgalciye yeşil ışık yakılması gibi bir felakete yol açtı. Böylece toprakları Yahudileştirmeye, yıkımlara, sürgünlere, kimliği değiştirmeye ve en önemlisi olan Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirmeye devam ediyor. Bu yüzden sanırım işgalin projelerine devam etmesi, Filistin ve özellikle Kudüs içinde olup bitenlere karşı ümmetin sessiz kalmasının bir sonucudur." ifadelerine yer verdi.

"Sanki ümmet bu ümmetin önemli bir parçası olan Filistin’i unutmuş gibi"

Konuşmasının devamında Ebu Diyab, şunları aktardı:

"Ve doğrusu, yani... Bu çok acı verici. Ümmetin bir kısmının, özellikle de 7 Ekim 2023’te Gazze’de yaşananlardan ve sonrasında Kudüs’te ve genel olarak Filistin’de olmaya devam edenlerden sonra bunu hissetmemesi... Gerçekten bir tepkinin olmaması, sanki ümmet bu ümmetin önemli bir parçası olan Filistin’i unutmuş gibi. Bu yüzden işgalci, israil, Gazze’de ve Filistin’de Arap ve İslam kanını akıtmayı helal gördü ve ne yapmak istiyorsa onu yapıyor. Bu yüzden işgalci, uluslararası toplumdan ve özellikle de ümmetten gelecek bir cezadan emin oldu. Bu yüzden, Filistin’de ve Gazze halkında bizi en çok yaralayan şey, onların bu işgalci israil canavarının karşısında yalnız kalmaları oldu. Ümmet ise sanki film veya dizi izler gibi sadece seyrediyor. Oysa ümmet tek bir vücuttur; ondan bir uzuv rahatsızlanırsa, vücudun diğer kalanının da ona eşlik etmesi gerekir. Fakat maalesef, bu vücudun ümmetten koptuğunu gördük ya da ümmet kopmak istedi. Bu yüzden bu acılar yaşanıyor. Ümmetin kalplerine çöken bu pasın silinmesini umuyorum; ta ki kendi vücudundan, kendi ümmetinden bir parçanın yok edildiğini, israilin yaptığı tüm bu suçları anlasınlar, onlar ise derin bir uykuda. Sanırım bu çok acı verici. İsrail tüm Filistin halkını yok etmeden önce ümmetin uyanmasını umuyorum."

"Kudüs bir baş gibidir, Filistin için belki de bir kalptir; etrafı ise diğer uzuvlardır"

"Kudüs, Filistin’in tacıdır" diyen Ebu Diyab, "Hatta Kudüs belki de şu an Arap ümmetinin ve bölgenin tacıdır. Orada Mescid-i Aksa’nın bulunması sebebiyle bu öneme sahiptir. Kudüs bir baş gibidir, Filistin için belki de bir kalptir; etrafı ise diğer uzuvlardır. Bu yüzden, yani bir fark yoktur. İşgal Gazze’de yaptıklarını yaparken, aslında işgalcinin Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü Yahudileştirmesine engel olan engelleri ortadan kaldırmak istedi. Bu yüzden, Gazze’ye önem vermeyip sadece Kudüs’e önem vermek veya tam tersini yapmak, Filistin bedeninin uzuvlarının kesilmesine yol açar. İşgal Gazze’yi neden yok etti? Çünkü Gazze’de işgalcinin Kudüs’ü Yahudileştirmede ileri gitmesini engelleyen belirli gruplar veya insanlar vardı. Bu yüzden herkesin bilmesi gerekir ki Filistin, bir bütün olarak Filistin, Mescid-i Aksa’nın ilk savunma hattıdır ve koruyucusudur. İşgalci bu savunma hatlarını zayıflattığında veya yok ettiğinde, Filistin’in kalbine yani Mescid-i Aksa’ya ulaşabilir. Bu yüzden Türkiye’deki kardeşlerimizin ve genel olarak ümmetin şunu çok iyi anlaması gerekir: İşgalci, Filistin’in tacı olan Mescid-i Aksa’ya ulaşabilmek için Filistin’i parçalamaya çalıştı. Bu yüzden, Filistin’deki Filistinlilerin haklarını savunurken bir ayrım yapılmamalıdır. Çünkü Filistin’in herhangi bir parçasından ödün veren, günün sonunda Kudüs’ten ve Mescid-i Aksa’dan da ödün vermiş olur." ifadelerine yer verdi.

"Osmanlı sultanlarının hepsi Kudüs’e çok önem vermiştir"

Ebu Diyab, "Gerçekten biz Filistinliler olarak, özellikle de Kudüs’tekiler, kendimizi bu büyük halkın, Türkiye halkının bir parçası olarak görüyoruz. Ve Türkiye’deki kardeşlerimize, Filistin’de olup bitenlerin sorumluluğunu yüklüyoruz. Çünkü biz uzun dönemler, yüzlerce yıl boyunca İslam ile ve aynı zamanda Osmanlıların Kudüs şehrinde bulunduğu dönemlerde yükselişimizi ve izzetimizi yaşadık. Bu yüzden Allah’tan niyaz ediyoruz ki, Türkiye’deki kardeşlerimiz yıllar önceki o izzet ve yükseliş dönemlerimize, Osmanlı dönemine dönsünler. Ve bilsinler ki, Osmanlı sultanlarının hepsi Kudüs’e çok önem vermiştir. Kudüs’te var olan bu tarihi eserler, onların Kudüs şehrine ve Mescid-i Aksa’ya verdikleri önemin bir kanıtıdır. Eskiden oldukları gibi yeniden dönsünler, çünkü biz onların bizim için, Filistinliler için gerçek bir arka çıkan ve destek olduğunu çok iyi biliyoruz. Allah’tan yönün Türkiye’den Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya destek olmaya dönmesini niyaz ediyorum." şeklinde belirtti.

Son olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yaptığı konuşma hakkında da Ebu Diyab, "Evet, öncelikle bu, her Türkiyelinin ve hatta her Müslümanın Kudüs’te olma ve orayı koruma arzusunu ve duygularını ifade ediyor. Fakat israil savunma bakanı olan Yisrael Katz onlara bu cevabı verdiğinde... Çünkü israil, Arap ve İslam ümmetinden gelen tepkilerin sadece açlığı doyurmayan, derde derman olmayan içi boş sözlerden ve cümlelerden ibaret olmasına alıştı. Bu yüzden, onların icraat görmesi gerekir. Eğer İslam ülkeleri ve Türkiye söyleyeceklerini eyleme dökeceklerini gösterirse, o zaman bunu yapamayacaklar ve bu şekilde cevap vermeye cesaret edemeyeceklerdir." diye konuştu.

İLKHA

Yorum Yaz