HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Diyarbakır İl Başkanlığı tarafından "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" sloganıyla büyük bir coşkuyla düzenlenen 5. Olağan İl Kongresi'ne katıldı.
Kongrede partililerle ve Diyarbakır halkıyla buluşan Yapıcıoğlu, "Terörsüz Türkiye" süreci, Kürt Meselesi, ekonomi politikaları ve faiz sorunu, emekli maaşları, asgari ücretin yasal tanımı, aile yapısının korunması, sivil anayasa ihtiyacı ve Gazze'deki insanî dram gibi önemli konularda değerlendirmelerde bulundu.
Selahaddin Eyyubi Camii Konferans Salonunda gerçekleştirilen kongre Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Parti çalışmalarını içeren sinevizyon gösterimiyle devam eden kongrede, divan kurulunun oluşturulması, mali ve faaliyet raporlarının okunmasının ardından seçim maddesine geçildi.
Acılı ailelere taziyelerini iletti
Konuşmasına önceki gün Nusaybin'de içinde bulundukları otomobilin sulama kanalına düşmesi sonucu vefat eden aynı aileden 6 vatandaşın kederli yakınlarına taziye ve sabır dileklerini ileterek başlayan Yapıcıoğlu, "Vefat edenlere rahmet, geride kalanlara hayırlı ve uzun ömürler diliyorum." dedi. Yapıcıoğlu, Ağrı'da trafik kazasında kız kardeşi, eniştesi ve yeğenleri vefat eden Yazar Vahdettin İnce'ye de taziye dileklerinde bulundu.
Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında vefat eden işçilere Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve geride kalanlara da hayırlı ve uzun ömürler dileyen Yapıcıoğlu, "Rabbim aziz milletimizi, güzel memleketimizi her türlü kazadan, afet ve musibetlerden muhafaza eylesin." ifadelerini kullandı.
"Yaradılış gayemizi ve siyasete girme gerekçemizi unutmadık"
"Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" şiarıyla 2012 yılında yola çıktıklarını belirten Yapıcıoğlu, "Önce İnsan, Öncelik Adalet' dedik. Siyasetimizin merkezine insanı yerleştirdik, adaleti gerçekleştirmeyi birinci öncelikli hedefimiz olarak ilan ettik. İnsan eşref-i mahlûkattır, yaratılmışların en değerlisidir. Siyasetin gayesi de insanın haysiyetini korumak, hangi dine mensup olursa olsun, anadili ne olursa olsun insanların canını, malını, dinini, aklını, neslini muhafaza etmek olmalıdır. Kuruluşumuzdan bugüne 'Önce İnsan, Öncelik Adalet' şiarımızdan, 'Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet' çağrımızdan da hiçbir şart altında taviz vermedik. Yaradılış gayemizi ve siyasete girme gerekçemizi unutmadık. Başarı ölçümüzü de koyduk: Asıl başarı istikamet üzere kalabilmektir. Bizim için önemli olan hakkın hâkim olması ve adaletin yeniden tesis edilmesidir. Bu uğurda gerekirse şahsi ve partisel çıkarlarımızı feda ettik, bundan sonra da feda etmeye hazırız." diye konuştu.
Yola çıkarken "şu veya bu partinin değil, sistemin alternatifiyiz" dediklerini hatırlatan Yapıcıoğlu, "Buna rağmen bizi şu veya bu partinin alternatifi ya da karşıtı gibi görenler, görmek isteyenler ya henüz bizi anlamamışlar ya da anlamak istemiyorlar." şeklinde konuştu.
"Bizim davamız bir koltuk davası değildir"
HÜDA PAR olarak çok özgün bir duruşa ve medeniyet projesi niteliğinde bir parti programına sahip olduklarının altını çizen Yapıcıoğlu, şunları söyledi:
"Tevhid mesajının gücü ve ahlaki bir duruşla harekete geçerek adalet temelinde yeni bir düzen kurmanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Tarihin ve geleneğin tecrübe ve birikimlerinden istifadeyi ihmal etmeden, zamanın ve mekânın şartlarında mümkün olanı gerçekleştirebilmek için gücümüz yettiğince esbaba sarılmak ve neticeyi Allah'tan beklemek, O'na tevekkül etmektir. Bizim davamız bir koltuk davası değildir."
"Milletin malına göz koyan kim varsa mutlaka hesabı sorulmalı"
"Dünya hayatı, mevki ve makam yükseltmek, servet yığmak için harcanmayacak kadar değerlidir." diyen Yapıcıoğlu, "Hayat siyasetle yönetilir, bu siyasetin meşru ve olabildiğince hakikate ve insana hizmet etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Yaşadığımız dünya iyiliği çoğaltma, adaleti hâkim kılmak için çalışma, terleme yeridir. Bu dünyada yaptığı her şeyin hesabını vereceği bilincinde olan iki dünyalı insan adaletten ayrılmaya cesaret edemez. Yaradılış gayesini hatırda tutan iki dünyalı insan kul hakkıyla Rabbinin huzuruna çıkmaktan korkar. Siyaseti mal, makam ve mevki elde etmek, şöhret olmak, servet yığmak için yapanlarla aramızdaki fark buradan başlıyor. Ankebut Suresi'nin 45. ayetinde Allah (cc) mealen şöyle buyuruyor: 'Kitaptan sana vahyedilenleri oku ve namazı özenle kıl. Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah'ı anmak (O'nu hatırdan çıkarmamak) her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir.' Bu herhangi bir söz değildir; İlahî kelamdır. Eğer kişinin kıldığı namaz onu harama el uzatmaktan menetmiyorsa o zaman namazında bir problem vardır. Harama el uzatan, milletin malına göz koyan kim varsa mutlaka hesabı sorulmalı, adaletten milim sapılmamalıdır." ifadelerini kullandı.
"HÜDA PAR adaleti her meselede merkeze alır"
Adaletin kesinlikle taviz verilemez mutlak bir emir olduğunun altını çizen Yapıcıoğlu, "Adalet bütün peygamberlerin gönderiliş gayesidir ve asla taviz verilemeyecek mutlak bir ilahi emirdir. Nahl Suresi'nin 90. ayetinin meali 'Muhakkak Allah, size adaleti, ihsanı ve akrabaya yardım etmeyi emreder...' Nisa Suresi'nin 58. ayetinin meali de 'Muhakkak Allah, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emreder.' şeklindedir. Ortak kelimelere dikkat edelim. 4 ortak kelime: Allah, muhakkak, adaleti, adaletle hükmetmenizi, emreder. Emir kipiyle çok ayet vardır. Ancak 'emreder' diye bu iki ayette geçiyor. İkisinde de adalet var. Birinde ayrıca emanetleri ehline vermemizi emrediyor. Bu nedenle HÜDA PAR adaleti her meselede merkeze alır." dedi.
"Adaletin karşısında mevki, makam, servet ve şöhretin bir kıymeti yoktur"
Adaleti her şeyi yerli yerine koymak ve her hak sahibine hakkını eksiksiz olarak teslim etmek şeklinde tanımlayan ve bu ilkenin mutlak şart olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
"Gerektiğinde cezasını da vermek yine adaletin gereğidir. Adaletin karşısında mevki ve makam, servet ve şöhretin bir kıymeti yoktur. Hukuk herkese eşit uygulanır. Garip suç işlediğinde cezalandırıp, suç işleyen nüfuzlu ise himaye etmek toplumsal çürümeyi getirir. Bütün meselelerimizi adalet temelinde ele almak, bütün sorunlarımıza adalete uygun çözümler bulmak konusunda bizler elimizden gelenin en iyisini yapma gayretindeyiz."
"Terörsüz Türkiye" sürecinin kırk yıllık şiddet parantezini bir daha açılmamak üzere kapatacak tarihi bir fırsat olduğunu belirten Yapıcıoğlu, silahsızlanmanın sağlanması, adaletin tesisi ve kardeşlik hukukunun yeniden sağlam bir şekilde inşası için parti olarak bu sürece tüm güçleriyle destek vermeyi sürdüreceklerini ifade etti.
"Çözüm konusunda bir irade ortaya çıktı"
Yapıcıoğlu, "Şiddet ortamından çok çekmiş, en ağır bedelleri ödemiş olan Diyarbekir'de hemşerilerimizin gündemindeki konulardan biri de kırk küsur yıllık kör şiddetin sona erdirilmesi için yapılan çalışmalardır. Bu meseleyi henüz pek kimsenin konuşmadığı, özellikle 10 yıl önceki 'Çözüm Süreci'nin başarısızlığa uğramasından sonra kimilerinin hiçbir sorunun bulunmadığını söylediği dönemde bile biz 100 yılı aşkın süredir kanayan bir yaramız olduğunu ve mutlaka bu meselenin çözülmesi gerektiğini söylemeye devam ettik. Paneller düzenledik, çalıştaylar yaptık, çözüm çağrılarımızı tekrarladık. Şükürler olsun ki çözüm konusunda bir irade ortaya çıktı." dedi.
Geçtiğimiz yıl Meclis bünyesinde "Terörsüz Türkiye, Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu"nun kurulduğunu hatırlatan Yapıcıoğlu, bu komisyonda gerçekleştirilen 21 toplantıda 130'dan fazla kişi ve kurum temsilcisini dinlediklerini belirtti.
Komisyona üye veren partilerin kendi raporlarını hazırlayarak Komisyon Başkanlığına sunduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, bu raporlar incelendiğinde en sağlam, en tutarlı, en etraflı ve ayağı yere basan raporlardan birinin HÜDA PAR'ın raporu olduğunun takdir edileceğini vurguladı.
"Silah devreden çıkacak, siyaset konuşacak ve kardeşlik kazanacak"
Daha sonra Komisyonun ortak raporunun Meclis'e sunulduğunu ve 12 maddelik kanunun 467 gibi tarihî bir destekle Meclis'ten geçtiğini hatırlatan Yapıcıoğlu, şunları dile getirdi:
"İnşallah silah devreden çıkacak, siyaset konuşacak ve kardeşlik kazanacak. Silah devreden çıkınca meselemizi adalet temelinde çözmek için uygun zemin oluşacak ve inşaallah asırlık Kürt Meselesi adalet ve kardeşlik temelinde çözüme kavuşacak."
"Bu süreci provoke edenler olacaktır"
Tarihî adımların atıldığı bu kritik aşamada çözüm iradesini sabote etmek isteyeceklere karşı provokasyon uyarısında bulunan Yapıcıoğlu, "Bu süreci provoke edenler, alaya alanlar, kan aksın da ben yelkenlerimi şişireyim diyenler olacaktır ama bunlar azınlıkta kalacaktır." dedi.
"Yüzyıllık Kürt Meselesi'nin çözümü çok zor değil"
Şiddet ve silahın herkese zarar verdiğini, ancak bu süreçte en büyük zararı ve mağduriyeti de Kürd halkının gördüğüne dikkat çeken Yapıcıoğlu, yeni süreç karşısında çok dikkatli olunması gerektiğinin altını çizerek şunları aktardı:
"Şiddet ortamından kimler faydalandı? Kan tüccarları, silah satıcıları, felaket tellalları. Herkese zarar veren bir şey sonlandığında ise tabiatıyla herkes kazançlı çıkacaktır. Yüzyıllık Kürt Meselesi'nin birkaç günde çözülmesini beklemiyoruz. Ama emin olun çözümü çok zor da değildir."
"Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edilmesi çözüm iradesini sağlamlaştırdı"
Kürt Meselesi'nin kalıcı ve adil bir sonuca ulaşabilmesi için net bir yol haritası çizen Yapıcıoğlu, bu tarihî düğümün çözülmesinin üç temel şartı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
"Birincisi sağlam bir iradedir: Bunun çözüme kavuşturulması gereken bir mesele olarak kabul edilmesi iradenin varlığını ortaya koyuyor. Bu irade sağlam olmalı ve karşılaştığı en küçük engelde sarsılmamalıdır. Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edilmesinin çözüm iradesini daha da sağlamlaştırdığını temenni ediyoruz. İkincisi cesarettir: Kınayıcıların kınamasından korkmadan meselenin üzerine gitmek, onunla yüzleşmek, teşhisi doğru yapmak, çözüm adına atılması gereken adımları cesaretle atmak gerekir. Üçüncüsü samimiyettir: Meseleyi parçalara bölüp "benim açımdan önemli kısmı çözülsün, gerisi olmasa da olur" demek samimiyet değildir. Samimiyet, meseleyi bütüncül ele almak ve 'memleket kazanacaksa, millet kazanacaksa ben kaybetmeye hazırım' diyebilmektir."
"Kimse kendini, örgütünü ve partisini merkeze almasın"
Yapıcıoğlu, "Kimse kendini, örgütünü, partisini merkeze almasın. Merkezde millet vardır, halkın hakkının teslim edilmesi vardır, kardeşliğin adalet ve eşitlik temelinde sağlanması vardır, memleketin huzuru vardır." vurgusu yaptı.
"Anadilde eğitim hakkını tanımak hususunda ayak diremekten vazgeçilmeli"
"Çözüm adaleti yeniden tesis etmektir" diyen Yapıcıoğlu, "Huzuru temin etmek istiyorsak, adaleti yeniden tesis etmek zorundayız. Adaletin olmadığı yerde huzursuzluk olur, güvensizlik olur. Adalet terazisinin ayarı bozulduğunda toplumsal barış ve huzurun da bozulduğuna tarih şahittir. Formül de çok karmaşık değildir. Kendinize istediğinizi, 'kardeşim' dediklerinize de isteyeceksiniz. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi kardeşlerinize de yapmayacaksınız. Meşru hak taleplerini hiçbir pazarlığa girişmeden mümkün olan en kısa zamanda yerine getireceksiniz. Mesela anadilde eğitim hakkını tanımak hususunda ayak diremekten vazgeçilmeli. Kardeşlik lafla olmaz. Kardeşliğin bir hukuku vardır ve o hukuk yerine getirilmeli." dedi.
"Kardeşliğin hukuku tesis edildiğinde adalet her tarafa yayılacak"
Türkiye'nin, bölgede etkili ve güçlü bir aktör olması için önce kendi içindeki meseleleri çözüme kavuşturması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, "Türkiye, iç sorunlarını halletmeden dışarıda etkili olamaz, tam tersine dış müdahalelere de açık hâle gelir. Kardeşliğin hukuku tesis edildiğinde adalet her tarafa yayılacak, birlik sağlamlaşacak, toplumsal dayanışma güçlenecek. Gerçek manada kardeş olursak, bir ve beraber olursak memleketin her sorununun üstesinden geliriz; daha önce geldik, bundan sonra da gelebiliriz. Tarihimiz buna şahittir. Malazgirt ruhunu, Çanakkale ruhunu yeniden kuşanmalıyız." çağrısında bulundu.
Televizyon ekranlarında, tartışma programlarında ve haber bültenlerinde hemen her gün fon krizlerinin, belediye operasyonları tartışmalarının, parti değiştirmelerin, yolsuzluk iddialarının ve operasyonların geniş yer bulduğunu belirten Yapıcıoğlu; buna karşılık ekranlarda halkın gerçek gündemine ve asıl sorunlarına kesinlikle yer verilmediğini vurguladı.
"Halkın gündeminde geçim sıkıntısı var"
Siyasetin gündemiyle halkın gündeminin birbirinden kopuk olduğuna dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Siyasetin gündeminde 'kim hangi partiye geçti, falanca belediyeye yapılan operasyonun sebebi neydi?' soruları var. Peki, halkın gündeminde ne var? Halkın gündemi geçimdir; halk geçinemiyor. Halkın gündeminde hayat pahalılığı var, yüksek enflasyon var, mutfaktaki yangın var. Astronomik kira artışları var. Açlık sınırının epey altında kalan emekli maaşları var. Açlık sınırının üçte ikisine tekabül eden asgari ücret var. Dağılan aileler, saldırı altındaki aile kurumu var. Uyuşturucu bataklığına çekilmeye çalışılan gençlik var. İş bulamadığı için 'ev gençleri' diye yeni bir kavram ürettik. Sokağın gündeminde piyasadaki durgunluk nedeniyle kepenk kapatan esnaf, işçi çıkaran fabrika var. Yazılan çekler, borcunu ödeyemediği için konkordato ilan eden tüccar var." diye konuştu.
"2027 bütçesinde faize ayrılan para yaklaşık 4 trilyon"
2027 yılı Bütçe Görüşmelerine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda başlandığını ve bütçede aslan payının yine faizin olacağına dikkat çeken Yapıcıoğlu, şunları söyledi:
"2027 bütçe teklifine göre vergi gelirlerinin yüzde 19,97'si faiz olarak ödenecek, yuvarlak hesap yüzde 20 ve 2026 bütçesinde faiz giderlerinin 2 trilyon 742 milyar olacağı öngörülüyordu, tahminler tutmadı. Bu rakam 2 trilyon 825 milyara çıkacak. 2027 bütçesinde ise faize ayrılan para 3 trilyon 975 milyar, yaklaşık 4 trilyon."
"Bizim inancımıza göre para satılacak bir meta değildir"
Kapitalizmi bir sömürü düzeni olarak nitelendiren Yapıcıoğlu, "Kalabalıklar çalışır, üç beş tefeci serveti aralarında paylaşır. Kapitalizmin özünde serveti yığıp para satmak vardır. Bizim inancımıza göre para satılacak bir meta değildir, alışverişi kolaylaştırmak için üretilmiş bir araçtır. Kapitalist düzende hiçbir şey üretmeden fakir fukaranın iliğini emen asalaklar, yığdıkları parayı satarak milyarlarca insanın emeğini, alın terini yağmalıyor, geleceğini çalıyorlar. Sistemin kötülüğü anlaşılmadan emekçinin alın terine, tarlada çalışan çiftçinin ürününe, esnaf ve sanatkârın emeğine sahip çıkmak, onları sömürülmekten kurtarmak mümkün değildir. Ray aynı iken, tren raydan ayrılamıyorsa makinist değişse ne olur? Biz diyoruz ki makas değişikliği yapmak, şu sömürü düzeninden çıkmak lazım." çağrısında bulundu.
"Faiz bütün iktisadi hastalıkların anasıdır"
"Terörsüz Türkiye" süreci gibi "Faizsiz Türkiye" sürecinin de başlatılması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, "Faiz bütün iktisadi hastalıkların anasıdır. Faiz sadece enflasyonun değil; işsizliğin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve toplumsal çürümenin de sebebidir. Teröre kaç trilyon harcadığımızı konuşuyoruz; peki son 40 yılda faize ne kadar harcadık? Son 23 yılda ödenen faiz miktarı 743 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır. Bugünkü kur üzerinden hesaplarsak 2027 bütçesinde faiz için ayrılan para yaklaşık 80 milyar dolar. Gelin bu ekonomik terörü de bitirelim. Gelin Terörsüz Türkiye süreci gibi bir de faizsiz Türkiye süreci başlatalım, ayağımızı yorganımıza göre uzatalım." çağrısında bulundu.
"Milletin cebinde alışveriş yapacak para kalmadı"
Mevcut ekonomi politikalarına ve faiz artırımlarının piyasadaki olumsuz yansımalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Yapıcıoğlu, ekonomik daralmayı ve toplumsal mağduriyeti şu ifadelerle öne çıkardı:
"Faiz yükseltilerek enflasyon düşürülemedi, piyasa daraldı. Faizler yüzde 8,5'tan yüzde 50'ye çıkarıldı. Bununla TL değerlenecek, piyasadan para çekilecek, sıkı para politikasıyla enflasyon düşürülecekti. Ama 2023 haziran ayında % 38 olan enflasyon yüzde 70'lere fırladı. Bugün faizden geçinenler hariç herkes şikâyetçi: Faiz sünger gibi parayı emdi, esnaf çekini ödeyemiyor, tüccar konkordato ilan ediyor, fabrika işçi çıkarıyor, milletin cebinde alışveriş yapacak para kalmadı."
"Emeklilerin ve dar gelirlilerin durumu artık sürdürülebilir değil"
Emeklilerin ve dar gelirlilerin yaşadığı geçim sıkıntısına da değinen Yapıcıoğlu, "Emeklilerin ve dar gelirlilerin durumu artık sürdürülebilir değildir. Bu ülkede 17,1 milyon emekli var ve bu insanlar temel insani ihtiyaçlarını görecek imkâna sahip değil. Bir dönem asgari ücretin üzerinde maaş alan emekliler bugün asgari ücretin epey altına düştü. Bunun için kanun teklifi verdik: En düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olamaz." diye konuştu.
"Asgari ücretin tanımına işçinin ailesini de ekleyelim"
Mevcut asgari ücretin tek bir kişinin dahi hayatını idame ettirmesi için yeterli olmadığını ifade eden Yapıcıoğlu, bu ekonomik tablonun artık sürdürülemez bir aşamaya geldiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
"Asgari ücretin tanımına itiraz ediyoruz; o tanımda sadece işçi var. Gelin asgari ücretin tanımına işçinin bakmakla yükümlü olduğu ailesini de ekleyelim. Bugün tek bir kişinin geçinmesi için 50 bin lira gerekiyor, asgari ücret bunun yarısından biraz fazla. Asgari ücret açlık sınırının altında olmamalı; en azından dört kişilik bir ailenin gıda harcamasına yetmeli, en düşük emekli maaşı da buna eşitlenmelidir."
"Devlet sosyal kiralık konut üretmelidir"
Geçmiş dönemlerde kira artışlarına getirilen sınırlandırmaların ve kısıtlamaların işe yaramadığını ifade eden Yapıcıoğlu, gelinen noktada kiraların asgari ücret seviyesinin dahi üzerine çıktığına dikkat çekerek, "Kiralar asgari ücreti aştı; devlet sosyal kiralık konut üretmelidir. Kira artışlarına getirilen sınırlandırmalar işe yaramadı; kiralar asgari ücreti aşmış durumda. Biz, bunun için şunu teklif ettik: TOKİ dar gelirli vatandaşlarımız için doğrudan sosyal kiralık konutlar üretsin ve bunları uygun fiyatla kiraya versin. Bu teklifimiz nihayet karşılık buldu; fakat üretilen konutların sayısı yetersizdir. Daha fazla konut üretilmeli ve dar gelirli vatandaşlarımız rahatlatılmalıdır."
"GAP'ın sulama projesinin yarısı tamamlanmayı bekliyor"
Bir milletin kendi kendine yetebilirliği açısından tarımın, stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:
"Tarımsal ürünlerde dışa bağımlılığın önlenmesi hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle çiftçiler birer hazine gibi kıymetli görülerek korunmalıdır. Yarım kalmış sulama tesisleri süratle tamamlanmalı, sulanabilir tarım arazilerinin miktarı artırılmalı ve toprak bir an önce su ile buluşturulmalıdır. GAP ve DAP projelerinin bir an önce bitirilmesi acil eylem planı olarak belirlenmelidir. GAP'ın sulama projesinin yarısı tamamlanmayı bekliyor."
"Çiftçinin ürünleri aracısız olarak tüketicilere ulaştırılmalı"
Yapıcıoğlu, tarım ve hayvancılıkta verimliliği artırmak ile üreticiyi korumak adına ise şu çözüm önerilerinde bulundu:
"Zirai üretimin artırılması ve kalitesinin yükseltilmesi için her köye bir ziraat mühendisi atanmalı, hayvancılık ile uğraşılan yerlere veteriner atanmalıdır. Tarım ve hayvancılık ile uğraşan üreticilerin kooperatifleşmeleri özendirilmeli, alın teriyle ürettiklerini aracısız olarak tüketicilere ulaştırmaları için gerekli şartlar sağlanmalıdır. Tarlada, bahçede 5-10 liraya satılan ürün rafta 70-80 liradan satılıyor. Aracılar çiftçinin birkaç katı para kazanıyor. Çiftçinin mahsulünün elinde kalmaması veya maliyetinin altında satılmaması için tarıma dayalı sanayi teşvik edilmeli, ihtiyaç fazlası gıda ürünlerinin işlenerek ihracına yönelik teşebbüsler desteklenmelidir."
"Aileyi güvence altına almanın yolu sapık akımlarla mücadele etmekten geçiyor"
Ahlaksızlık ve sapıklıkla mücadelenin partilerinin en öncelikli konuları arasında yer aldığını belirten Yapıcıoğlu, "Aileyi güvence altına almanın yolu bu sapık akımlarla mücadele etmekten geçiyor. Aile yoğun bir saldırı altındadır ve biz bunu partiyi kurduğumuz ilk günden beri, hatta parti programını yazdığımız günlerde televizyonlara çıkarak söyledik. Sesimiz on yıl sonra duyuldu ama hâlâ aileyi koruyacak somut tedbirler yeterince alınmış değil. Sapıklığın propagandası serbestçe yapılabiliyorsa, ahlaksızlık bir özgürlük başlığı altında pazarlanabiliyorsa orada ne aile korunabilir ne kadın korunabilir ne de nesil korunabilir. Bizim önceliğimiz hususlardan biri de bu mücadeledir." dedi.
Yapıcıoğlu, aileyi korumak için her kesimin çaba sarf etmesi gereken bir dönemde, millete hizmet etmeyi bir kenara bırakarak cinsi sapıkların avukatlığına soyunan belediyeleri ve siyasetçileri de halkın yüksek ferasetine havale etti.
"Aile hakemliği müessesesi kurulmalıdır"
Dağılan her ailenin çok ciddi bir toplumsal kayıp olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, "Bu yüzden diyoruz ki aile için bir arabuluculuk mekanizması yani bir aile hakemliği müessesesi kurulmalıdır. Anlaşmazlık doğrudan mahkeme kapısına taşınmadan önce, tarafların hakemler eliyle uzlaştırılabileceği bir aşama olmalıdır. Kurtarılabilecek pek çok yuva, bugün bu aşama olmadığı için dağılıyor." diye konuştu.
Ekonomik şartlar nedeniyle gençlerin evlenemediğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, evlilik süreçleri için verilen mevcut desteklerin hem miktar olarak çok düşük kaldığını hem de hibe yerine kredi olarak sunulduğunu belirtti.
Yapıcıoğlu, bu desteğin bir borç sarmalı oluşturacak şekilde kredi yerine doğrudan çeyiz yardımı olarak gençlere hibe edilmesi gerektiğini ifade etti.
"Üç veya daha fazla çocuk sahibi ailelere ev ve araba imkânı sağlansın"
Ailenin somut imkânlarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Yapıcıoğlu, şu önerilerde bulundu:
"Aileyi güçlendirmek ve çocuk sayısını artırmak gerçekten isteniyorsa lafla değil, somut imkânlarla destekleyelim. Teklifimiz şudur: Üç veya daha fazla çocuk sahibi ailelere ev ve araba imkânı sağlansın. Bu ailelere kuraya girmeden doğrudan TOKİ konutu verilsin; önemli bir kısmı hibe edilmiş bir ev imkânı sunulsun. Araç alımında ise ÖTV'siz araba hakkı tanınsın. O zaman kendisine bile yetmeyen bir ücretle evlenmekten korkan gençlerin nasıl cesaretlendiğini göreceksiniz."
"'Türkiye Yüzyılı' iddiası bu darbe anayasasıyla gerçekleşemez"
Siyasetin ve Meclis'in en önemli gündem maddelerinden birinin yeni anayasa süreci olduğunu belirten Yapıcıoğlu, yeni bir anayasanın yeni yüzyıl için kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "1982 Darbe Anayasası milletin ayağındaki bir prangadır ve "Türkiye Yüzyılı" iddiası bu darbe anayasasıyla gerçekleşemez. Bu milletin yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır. İhtiyacımız olan şey Avrupa'dan tercüme edilmiş bir metin değil; tamamen milletin kendi değerleriyle uyumlu, sivil bir anayasadır. Bu anayasada halkının inancıyla, değerleriyle ve farklılıklarıyla çatışmayan bir devlet anlayışı anayasal güvence altına alınmalıdır. Vatandaşını inancından dolayı tedirgin eden, kimliğinden dolayı yok sayan bir devlet anlayışı bu yüzyılda ayakta kalamaz. Bu anayasayı biz yapacağız." şeklinde konuştu.
"Gazze'den hepimizin içini sızlatan görüntüler gelmeye devam ediyor"
Konuşmasının devamında Gazze'deki soykırıma değinen Yapıcıoğlu, imzalanan ateşkese rağmen Gazze'den vicdanları sızlatan görüntülerin gelmeye devam ettiğini ve bölgedeki soykırımın sürdüğünü ifade ederek, şunları aktardı:
"Maalesef imzalanan ateşkese rağmen Gazze'den hepimizin içini sızlatan görüntüler gelmeye devam ediyor. Soykırım devam ediyor. Çocuklara karşı kullanılan silahlar sadece yasaklı bombalar değil, açlık da acımasız bir silah olarak kullanılıyor. Açlık ve yetersiz beslenme oranları felaket düzeyinde ve 28 bini hayati tehlike altında olmak üzere 158 bin çocuk akut yetersiz beslenme sorunu yaşıyor. Hamile kadınlar beslenemedikleri için düşük yapıyorlar. Yaşlıların yüzde 11'i gününü tek bir öğün yemek yemeden geçiriyor."
"Bütün insanlık bu tehdidi bertaraf etmek için harekete geçmelidir"
Yapıcıoğlu, insanlığın gözü önünde işlenen bu suçlara karşı uluslararası toplumun acil somut adımlar atması gerektiğini belirterek, "Siyonizm mutlak kötülüktür ve küresel bir tehdittir. Savaşta bile çocuklar öldürülmez, hastaneler vurulmaz, yasaklı silahlar kullanılmaz. Onlar çocuk hastanelerini içinde çocuklar varken vurdular, sonra hastaneleri boşaltıp birkaç günlük bebekleri yataklarda ölüme terk ettiler. Ateşkes imzalandığı hâlde her gün öldürmeye devam ediyorlar. Silahsız sivillerin her gün öldürülmesi, bebeklerin katledilmesi, açlığın ve susuzluğun bir silah gibi kullanılması sadece Gazze'ye yönelik bir saldırı değildir. İnsanlığın gözü önünde yaşatılan bu vahşet, siyonizmin bütün insanlığa açtığı savaştır ve bütün insanlık tehdit altındadır. Öyleyse bütün insanlık bu tehdidi bertaraf etmek için harekete geçmelidir." dedi.
"Batı'nın insan hakları makyajı döküldü"
Aksa Tufanı ile birlikte Batı'nın ikiyüzlü siyasetinin tamamen ortaya çıktığını ve yıllardır savundukları insan hakları maskesinin ise düştüğünü belirten Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:
"Aksa Tufanı ile birlikte Batı'nın çifte standardı ortaya çıktı ve insan hakları makyajı döküldü. Soykırım şebekesinin kural, hukuk, ilke ve sınır tanımayan politikalarına dünyadan gereken tepki gösterilmiyor. Gazze dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevrildi ve orada uçurtmalar bile tehdit olarak görülüyor. Bu olay tek başına bile Batı'dan insafa gelmelerine beklememiz gerektiğini göstermeye yetiyor."
"Bütün Müslüman ülkeler kendi birliğini kurmalıdır"
Siyonizmin pervasızlığının sebebinin kendi gücü olmadığını, İslam ümmetinin dağınıklığı olduğunu belirten Yapıcıoğlu, İslam birliğinin zorunlu olduğunu, Müslümanların acilen bir araya gelmesi ve safları sıklaştırması çağrısında bulundu:
"Şarkın sevgili sultanı Selahaddin'in belirttiği gibi 'dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.' En ilkel topluluklar bile hariçten bir saldırı olduğunda iç ihtilaflarını bir kenara bırakırlar. Bize lazım olan şahsiyetli bir dış politika ve İttihad-ı İslam'dır. Müslümanlar bir araya gelmeli ve safları sıklaştırmalıdır. Bizim inancımızın temeli tevhit ve adalettir. Öyleyse bütün Müslüman ülkeler kendi birliğini kurmalı ve küresel adaletsizliğin karşısında birlikte durmalıdır. Bu meyanda D-8 canlandırılmalı, daha fonksiyonel hâle getirilmelidir. Mekke İttifakı da üç ülkeyle sınırlı kalmamalı bütün İslam ülkeleri bu çatıların altında toplanmalıdır. Bu ittifaklar İslam Ümmeti'nin birliğinin temeli olmalıdır."
"Kendini en iyi tanıtma yolu birebir temastır"
Parti mensuplarına vatandaşlarla buluşma çağrısı yapan Yapıcıoğlu, "Basın bizi çok vermiyor olabilir ama en iyi kendini tanıtma yolu birebir temastır. İnsanların kafasında bizimle ilgili, bize hiç benzemeyen resimler oluşturulmaya çalışılıyor. Kapı kapı gezerek o resimleri silin; biz neysek, olduğumuz gibi bir resim oluşsun. İnsanlar sizin bu sıcaklığınızı ve samimiyetinizi gördüğünde HÜDA PAR çok daha güçlü olarak memlekete hizmet edecek." dedi.
Sadece seçim dönemlerinde sahaya çıkan bir parti olmadıklarının altını çizen Yapıcıoğlu, bu kongrenin hemen ardından çalışmaların çok daha hızlanacağını, kapı kapı dolaşarak halkın dertlerini dinleyeceklerini ve ehl-i kıble ile hayırda yarışacaklarını dile getirdi.
"Memleketin HÜDA PAR'a ihtiyacı var"
Konuşmasının sonunda parti teşkilatına seslenen Yapıcıoğlu, "Memleketin HÜDA PAR'a ihtiyacı vardır. Yani memleketin size ihtiyacı vardır. Çabalarınızı, cehd ve gayretinizi artırınız. Siyaset kurumunun HÜDA PAR'a ihtiyacı var. Meclis'in HÜDA PAR'a ihtiyacı var. Memleketin HÜDA PAR'a ihtiyacı var. Bir daha söylüyoruz: HÜDA PAR, siyasi tarafgirlik veya dünyalık mal ve makam uğruna lafı eğip bükmez, hakkı ayakta tutmak için aleyhinde bile olsa adil şahitlik yapar. Bunun için memleketin, adalet arayanların HÜDA PAR'a ihtiyacı vardır. Öyleyse biz HÜDA PAR'lıların daha çok çalışmaya, sesimiz daha gür çıksın diye büyümeye, partimizi büyütmeye, davamızı daha çok insana ulaştırmaya, anlatmaya ihtiyacımız var. Bunun için birbirine kenetlenmiş, kardeş olmuş sağlam bir topluluk; belirlenmiş doğru ve meşru bir hedefe götüren planlı, azimli ve gayretli bir çalışma ve bu çalışmayı takip eden, denetleyen, istikamet veren bir teşkilat yönetimi gerekir. Elhamdülillah, bunların hepsi de var. Amaçsız, gayesiz ve programsız bir fert veya toplumun varacağı bir hedefi yoktur. Hedefi olanlar yol alırlar, olmayanlar sadece dolaşırlar. İdeallerimizi hedefe koyup yürüyebildiğimiz kadar ömrümüzün ve takatimizin elverdiği menzile varmaya muvaffak olmayı ümit ediyoruz. Çalışın. İnsana çalıştığının karşılığından başkası yoktur. Hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Koşun. Bu hayırda yarıştır, öne geçmeye çalışın. Gayret edin, kader gayrete aşıktır."
Zeynul Abidin Gülsever güven tazeledi
Tek liste ile gidilen seçimde mevcut başkan Zeynul Abidin Gülsever, geçerli oyların tamamını alarak yeniden HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanlığı'na seçildi.
Yorumlar
0 yorum