Kitap Künyesi
Yazar: Serol Teber
Yayın Evi: Say Yayınları
İSBN: 9789754684124
Sayfa Sayısı: 392
--reklam--
Doğanın İnsanlaşması Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir kaç on yıl öncesine kadar doğanın insanlaşması, çalışmanın, toplusallaşmanın, aklın gelişmesinin bir mucizesi olarak değerlendiriyor, hayranlıklarından bu süreç içinde saptanabilen evrim aşamalarını anlamak ve anlatmakta en yetkin kişiler bile büyük zorluklar çekiyorlardı...Şimdi artık bu konu büyük bir bölümüyle aydınlandı. Bulgular bir senfoni güzelliğiyle sergileniyor...Darwin Kuramı'nın doğruluğu ve güzelliği öneri olmanın ötesinde ayrıntılarıyla saptandı...Ve saptanmaya devam ediliyor. Ancak son bir kaç on yılda pek çok şey değişti...Akıllı insan Homo Sapiens gerek kendi soyundan gelenlere gerekse de doğaya karşı anlaşılması kolay olmayan bir tutumla bir hasım, bir düşman gibi davranmaya ya da çok öncelerden beri içinde taşıdığı bu eğilimini açıkça ortaya koymaya, hem kendi geleceğini hem de doğayı geri dönüşsüz bir biçimde tahrip etmeye başladı... Bu bağlam içinde Doğanın İnsanlaşması, akıllı insanın gelişimi, -neredeyse- "kötü bir işyeri kazası gibi" üzüntüyle izleniyor. Modern insan bu davranışlarında o denli ileri gidiyor ki bir doğa harikası olarak karşılanan doğanın insanlaşması süreci, doğanın yüz karasına dönüşüyor... Bu bağlam içinde "Darwin Devrimi" ni ve bundan geliştirilen seleksiyon teorilerini artık tek başına okumanın yetersizliğini, bu olup bitenleri en azından Kafka'nın daha 6 Nisan 1917'de yazdığı ve dünyanın durumunu ",insanlaşmak zorunda kalmış" bir şempanzenin gözüyle "Akademi İçin Bir Rapor" öyküsü ile birlikte okumanın ve ona göre bir karar alıp, tavır koymanın gerektiğini ve gene Kafka'nın söylediği "Dünyayla aradaki ölümcül mücadelede "dünyanın yanında ol" aforizmasını benimsediğimin de altını çizmek istiyorum.
(Arka Kapak)
--reklam--
Doğanın İnsanlaşması Alıntıları - Sözleri
- Milyonlarca yıllık evrim sonunda ulaşılan nokta hiç de düşlenen düzeyde olmamıştır. Insanların kendi kendilerini bu denli tahrip eden kültürler üretmelerine büyük bir olasılıkla en yakın insansı maymun akrabaları şempanzeler bile şaşıp kalmakta , hatta tiksinerek seyretmektedirler .
- Henry Ford , " ideal bir fabrika işçisi iyi yetiştirilmiş bir maymundur. Halklar , sonsuz sayıda sıfırdır, ancak ciddi bir şekilde düşünen bir tamsayı, bir kahraman tarafından yönetildiğinde olumlu bir toplam haline gelebilirler," demiştir.
- Ilk çakmaktaşı insan eliyle bıçak haline getirilene değin o kadar büyük bir zaman geçmiştir ki , bunun yanında bildiğimiz tarih önemsiz kalır...
- İnsanın yok edilişinin, mikropların yok edilişiyle başladığını varsaymak saçma olmaz. Çünkü mevcut haliyle mizaçları, tutkuları , gülüşü , cinselliği ve salgıları ile insanın kendisi de pis bir küçük mikroptan , şeffaflık evrenini bulandıran akıldışı bir virüsten başka bir şey değildir. Insan arıtılmış olduğunda , her şey arıtılmış ve her tür toplumsallık ve hastalık bulaşmasına son verilmiş olduğunda, ölümcül biçimde temiz ve ölümcül biçimde mükemmel bir dünyada , geriye yalnızca hüzün virüsü kalacaktır .
--reklam--
Doğanın İnsanlaşması İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın önsözünde, düşüncenin materyalizm çevresinde şekillenerek bilim ve evrimin önünü nasıl açtığına değinilmektedir. Kronolojik sırayla ilerleyen kitap öncelikle yerkabuğunun oluşumu, inorganik maddenin organik maddeye dönüşmesi ve bunun sonucu olarak da ilk canlı organizmaların oluşmasıyla evrim sürecine giriş yapıyor. İlk organizmaların nasıl var olabileceği ile ilgili merakımızı da, stanley miller tarafından yapılan deneyi örnekleyerek gideriyor. Suda oluşan ilk organizmaların gelişerek nasıl karaya çıktıkları ve bütün dünyaya yayıldıkları da zaman dilimlerine bölünerek anlatılmış. Primatlardan başlayarak sapienslere uzanan süreçten bahsedilirken yine kronolojik bir yol seçilmiş. Beyin büyüklükleri, vücut yapıları, yaşam biçimleri, kullandıkları aletler, beslenme şekilleri vb konulara kısa ya da uzun bir şekilde değinilmiş. İnsan evrimine diyalektik açıdan yaklaşan yazar Marx ve engels'in düşüncelerini paylaşır. Bunların penceresinden yaklaşır. Buna göre ilk insan, alet yapan ve geçim araçlarını üretendir. Düşünen değil. Yani işin özü çalışmaktır. Çalışmak bedendeki uzuvları etkinleştirir bu da içindeki uyuklayan güçleri açığa çıkarır. Sonraki bölümde kültürel evreler incelenir. Yazara göre kültürel evrim biyolojik evrimi, biyolojik evrim de kültürel evrimi ilerletmiştir. Bu devinim milyonlarca yıl süregelmiştir. İnsan kültürünü etkileyen en önemli faktörler geliştirdikleri araç gereçlerdir. Bu araç gereçler beslenme alışkanlıklarını, biyolojik evrimi, toplumsal yapıyı vb. değiştirmiştir. Bunun süreklilik kazanması çok uzun sürmüştür. Örneğin insan elinden çıkan ilk aletler 4 milyon yıl öncesine aitken bunların süreklilik kazanması 2 milyon yıl önce olabilmiştir. Çeşitli kültür evreleri gelişmiştir. Bu evreler yapılan aletlerin şekli, niteliği ve kullanım amacı çerçevesinde ayrılarak değerlendirilmiştir. Yazar diğer bölümde tarım ve hayvancılık devrimi ile devam eder. Bu bölümde oluşturulan yerleşim yerlerinden örnekler verilir(çayönü,hacılar,çatalhöyük).Yazar bu bölümde üretim ilişkileri sonucu, kan bağıyla ortaya çıkan gensin nasıl çözülerek yok olduğunu ve onun yerine sınıf temelli toplum ilişkilerinin nasıl doğduğunu irdeler. Yine diğer bölümlerde olduğu gibi bu bölümde de Engels veya marx'tan alıntılar yapar. İnsanlaşma süreci içinde din,ahlak ve sanat bilincinin gelişimini irdelediği bölüm ise bitirmekte zorlandığım bir bölüm oldu. Her ne kadar din ve ahlakın olduğu kısımlar verilen örneklerle birlikte irdelenmiş olsa da sanat ile ilgili kısımlar örneğe boğulmuştu. Bu bölümle ilgili söyleyeceğim pek bir şey yok. Yazar son olarak evrim teorisinin gelişim sürecini tarihsel olarak kısa kısa anlatmış. Ayrıca kapitalizmin özellikle sosyal darwinizmi kullanarak yol açtığı olumsuzluklara değinerek kitabı sonlandırmış. İyi okumalar. (gregor samsa)
--reklam--
Doğanın İnsanlaşması PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Serol Teber - Doğanın İnsanlaşması kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Doğanın İnsanlaşması PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Serol Teber Kimdir?
Serol Teber 1938 yılında İstanbul'da doğdu, 2004'te yine İstanbul'da öldü. Haydarpaşa Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeokududuktan sonra Nöro-Psikiyatri Kliniği'nde uzmanlık eğitimi aldı. Almanya'daki çeşitli kliniklerde psikiyatr olarak görev yaptı. Son olarak DüsseldorfÜniversitesi'ne bağlı bir öğretim kliniği olan Landensklinik Viersen'de çalıştı.
Çeşitli dergilerde yazıları yayımlanan Serol Teber, bir dönem Açık Radyo'da "Didik Didik Freud" adlı bir program hazırladı.
--reklam--
Serol Teber Kitapları - Eserleri
- Davranışlarımızın Kökeni
- Bilimsel Bir Peri Masalı
- Melankoli
- "Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi
- Doğanın İnsanlaşması
- Didik Didik Freud
- Aşiyan'daki Kahin
- Politik - Psikoloji Notları
- İlk Toplumların Değişimleri
- İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş
- Toplama Kampı Sendromu
- Picasso
- Melankoli
- İşkence Sonrası Yaşam
- Nükleer Savaş ve Gezegenimizin Biyolojik-İklimsel Değişimi
- Mehmet, Reşat ve Nuri Beyler - Paris Komünü'nde Üç Yurtsever Türk
--reklam--
Serol Teber Alıntıları - Sözleri
- Toplumsal yaşamda ortaya çıkan kriz ve bunun getirdiği korku huzursuzluk-güvensizlik-kuşku oluşturan olaylar karşısında bu tür kişiliklerin hızla savunma konumuna çekildikleri ve dogmatik reaksiyoner tutumlar gösterdikleri belirlenmiştir. Bu süreç içinde, tutucu kişilikler kendilerini güvence altında duyumsayacakları toplumsal ve politik ve de psikolojik alanlara kadar geri çekilirler ve bu gerileme (regresyon) sürecinde yapamayacakları "fedakarlık" yoktur... Bu durumlarda -genel olarak- toplumsal dengeyi düzenleyecek (uyarına gelirse karizmatik) bir otorite aranır; ve böylesi otoriter düzenler ve otoriter kişiler her zaman her yerde bolca bulunur. (İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş)
- Bu korkutucu ama aynı zamanda çekici bir durumdur. Çünkü değişmek insanın kendisine yabancılaşması demektir. Fakat amaç canlının bütünlüğünü korumak olunca yabancılaşma pahasına da olsa değişme, benliğin bütününü savunan sistemin bir parçası olur. ("Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi)
- Henry Ford , " ideal bir fabrika işçisi iyi yetiştirilmiş bir maymundur. Halklar , sonsuz sayıda sıfırdır, ancak ciddi bir şekilde düşünen bir tamsayı, bir kahraman tarafından yönetildiğinde olumlu bir toplam haline gelebilirler," demiştir. (Doğanın İnsanlaşması)
- Padişahların sarayına en güç giren şey doğruluktur. (Mehmet, Reşat ve Nuri Beyler - Paris Komünü'nde Üç Yurtsever Türk)
- "Bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında/Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını." (Melankoli)
- Ayağa kalkmak, yürümek zorunda kaldığından, denge organı beyinciği içeren arka kafa bölgesinin şempanzeye oranla büyüdüğü saptanmıştır. Beyin hacmi, şempanzeyle hemen hemen aynı, gorilinkinden biraz daha az olmasına karşılık beynin beden ağırlığına oranı, diğer bütün maymuninkilerden daha büyüktür. (Davranışlarımızın Kökeni)
- tüm toplum üyelerine, toplumsal çalışmalara katılma ya da katkıda bulunma zorunluluğu getirilmiştir... Çalışanlardan toplanan artık değerler çoğaltılmış, bunların bir kısmı kanal-Tapınak-yol baraj-Saray gibi kamu hizmetlerinin yapımı için kullanılırken, çoğu küçük bir sömürücü katmanın lüks tüketimine harcanmıştır. (İlk Toplumların Değişimleri)
- Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip «bu benimdir» diyebilen, ve buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun gerçek kurucusu olmuştur. (İlk Toplumların Değişimleri)
- Avrupa’nın hemen her tarafında amele sınıfı yürekler dayanmıyacak bir haldedir. Bir fabrikacı mâlik olduğu sermayesi kuvvetiyle birkaç bin kişiyi esir gibi kullanıyor. Gördükleri işin onda birine mukabil olacak derecede bile ücret vermiyor. Öyleyse niçin çalışıyorlar? Ya ne yapsınlar? Ameleden biri ücretin kılletinden (azlığından) dolayı bir fabrikayı terkettiği takdirde başka fabrikaya kabul olunmaması için fabrikacıların ittifakı var. (Mehmet, Reşat ve Nuri Beyler - Paris Komünü'nde Üç Yurtsever Türk)
- "Zavallı bir çocuk gibi minnetle ağlasam... Ah ağlasam, seninle dudak dudağa ağlasam; Bir kez olsun bunda sevinçle ağlasam!" (Aşiyan'daki Kahin)
- Sömürgeciler, Avustralya yerlilerine gerçek bir soykırım uygulamışlardır. İngiltere, daha 1783 yılında, kaptan Artlıur Phillip denetiminde, 757 adi suçluyu Avustralya’ya göndererek, bu anakaranın tüm güzelliklerini sistemli bir biçimde tahrip ettirmiştir. (İlk Toplumların Değişimleri)
- Ergin maymunlar, yavrularının her türlü yaramazlıklarını insanlarda bile az rastlanan bir hoşgörüyle karşılarlar. Genellikle bebeğe kötü davranılmaz. (Davranışlarımızın Kökeni)
- "Neden, ister felsefede ya da politikada ister şiir ya da sanatta olsun olağanüstü kişiliklerin hepsi melankoliktir?" (Melankoli)
- Çok vicdanlıymış gibi görünenlerin gerçekte günaha eğilimli oldukları için çok fazla vicdandan söz ettiklerinin ya da çok fazla ibadet ettiklerinin altını çizer. (Didik Didik Freud)
- “Babamızın biz çocuklarına sunduğu en büyük özgürlük, kendisinden istediğimiz kadar korkabilme özgürlüğüydü.” (Didik Didik Freud)
- Mutlu bir insansınız siz. Bu denli kolay mutlu olmanızdan dolayı acıyorum size Mösyö. Bir insanın kendisini mutlu sanacak kadar alçalması mı gerekir! Mutlusunuz siz... Demek ki kolayca hoşnut oluyorsunuz? Acıyorum size ve kendi keyifsizliğimi sizin üstün mutluluğunuzdan daha değerli buluyorum. (Aşiyan'daki Kahin)
- Sanatlar içinde sadece müziğin insan ruhunun en derin noktalarına kadar ulaşıp, en yoğun duyguları bile evrensel harmoniyle bütünleştirebileceği öngörülmüştür. (Melankoli)
- Zavallı bir çocuk gibi minnetle ağlasam... Ah ağlasam, seninle dudak dudağa ağlasam; Bir kez olsun bunda sevinçle ağlasam! (Aşiyan'daki Kahin)
- Bu koşullarda birazcık olsun bir şeyler bilen ya da bilmek isteyen bir insanın çıldırmadan, en azından şizofreni olmadan bu toplumda tutulabilmesi (artık) olanaksızlaşmıştır. Bir anlamda insanlar tutunamamaya mahkûm olmuşlardır. Kuşkusuz bütün bunlara karşın sonlarının ne olacağını bile bile de olsa böyle insanlar her zaman ortaya çıkacaklar ( hiç olmazsa kendi konumlarını göstererek) ve bir anlamda tutunanların ( bir kısmına olsun) yaşamlarını zindan edeceklerdir. Bunu yapmak onları üzmek için değil, başka türlü yaşamak ellerinden gelmediği için yapacaklardır... Tıpkı başka türlü dilenmeyi bilmeyen Beyaz Mantolu Adam gibi... ("Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi)
- Evrim süreci içinde saptanan genel bir yasaya göre canlılarda gelişme, basitten karmaşığa doğru olmakta ve her gelişen yeni örgütlenme, kendinden öncekilerini denetletip yönetmektedir. Genel olarak bütün sinir sistemi hastalıklarında da bu evrimsel gelişimin tersi bir çözülme saptanır. Yani ilk kez en son gelişen, en karmaşık yapıların işlevleri bozulmakta, ve sonucu olarak da bunların, daha alt yapılar üzerindeki denetim yetenekleri azalmaktadır. (...) Bu nedenledir ki korku, sıkıntı ile özgür ve yaratıcı düşüncenin bir arada bulunmaları pek olası değildir. (Davranışlarımızın Kökeni)
Yorumlar
0 yorum