Kitap Künyesi
Yazar: Raymond Carver
Çevirmen: Ayça Sabuncuoğlu
Orijinal Adı: Elephant and Other Stories
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750725074
Sayfa Sayısı: 128
--reklam--
Fil Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kollarını boynuma dolayıp bana sarılıyor ve başını omzuma yaslıyor. Ama mesele şu: Az önce ona söylediklerim, bütün gün ara ara düşündüklerim, şey, bir tür görünmez çizgiyi aşmışım gibi hissediyorum. Hiç gelmek zorunda kalmayacağımı sandığım bir yere gelmişim gibi hissediyorum. Ve buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Garip bir yer. Kısa, zararsız bir rüyanın, sonra da sabah erkenden yapılan uykulu bir konuşmanın beni ölüm ve yok oluş düşüncelerine sürüklediği bir yer.
Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti...
Raymond Carver’ın son dönem öykülerini içeren Fil, yazarın en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.
--reklam--
Fil Alıntıları - Sözleri
- Bak, ben senin ruhunu bilirim bayım. Her zaman bilirdim. O zamanlar da biliyordum, şimdi de biliyorum.
- Zaman bir centilmendir.
- Konuştuğun insan hakkında bir sürü şeyi gözlerinden anlayabilirsin.
- Pişmanlık, çok sık kullandığım bir kelime değil.
- Diyor ki: Çok uzun bir süre, tatlım, tesellisiz haldeydim. Tesellisiz, diyor. Bu kelimeyi küçük not defterine kaydet. Deneyimlerime dayanarak sana söyleyebilirim ki, dilimizdeki en hüzünlü kelime bu. Her neyse, sonunda üstesinden geldim. Zaman bir centilmendir, demişti bilge bir adam. Belki de bitip tükenmiş yaşlı bir kadın, biri ya da öbürü.
- Bildiklerimi bile bilmiyorum artık. Yutturduklarının hoşuma gitmediğini biliyorum.
- Diyor ki: Çok uzun bir süre, tatlım, tesellisiz haldeydim. Tesellisiz, diyor. Bu kelimeyi küçük not defterine kaydet. Deneyimlerime dayanarak sana söyleyebilirim ki, dilimizdeki en hüzünlü kelime bu. Her neyse, sonunda üstesinden geldim. Zaman bir centilmendir, demişti bilge bir adam. Belki de bitip tükenmiş yaşlı bir kadın, biri ya da öbürü.
- Bak, ben senin ruhunu bilirim bayım. ... Ruhunun içini dışını bilirim, bunu hiç unutma. Merak ediyorsan ruhun bir cengel, karanlık bir orman, bir çöp kovası.
- Çok uzun bir süre tesellisiz haldeydim.
- O günden sonra, sen çekip gittiğinde hiçbir şeyin önemi kalmadı. Çocukların, Tanrı'nın, hiçbir şeyin. Apışıp kalmış gibiydim. Yaşamayı bırakmış gibiydim. Hayatım devam etti, etti, sonra duruverdi. Pat diye durmadı, gıcırdayarak durdu.
--reklam--
Fil İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Mutluluğun anahtarı ne diye sorsalar, anlaşılmak ve anlamak derim...: Çok değer verdiğim bir okur arkadaşım bu kitabı bana hediye etmesi ile Raymond Carver ve insan ilişkilerini anlatır Fil'le müşerref oldum. İlk denkleştiğim yazarların genelde eserlerini okumadan önce kim olduklarını araştırma isteği oluşur bende ve birkaç kaynaktan otobiyografilerini merak eder incelerim. Schopenhauer bir eserinde yazarların hayatlarını okumak, yaşadıklarını öğrenmek eserleri hakkında sizlere bilgi vermez, yazarın hayatını okuyarak o eseri okumuş sayılmazsınız ya da bu yakınlıkta bir cümle olsa da ben hangi ruh halleri içinde bu eserlere hayat verdiklerini ve illa o ruh hallerinden kalemlerine yansıyan, dökülen, can bulan kelimeler, cümleler olduğunu düşünürüm. Carver'ın hayatına baktığımda da çok erken yaşlarda omuzlarına ağır yükler binmiş ve hayatın birçok alanında zorlu mücadele vermiş ve bu hayatın acımasız yüzü ile erken yaşlarda tanışmak zorunda kalmış. Belki de bu sebeple yaşadığı ülkede insanlar tarafından daha çok sevildi. Takdir ettiğimi belirtmeden geçmek istemedim. Fil'e gelirsek farklı hayatlardan, farklı karakterlerden oluşan lakin birbirleriyle konu içeriği bakımından aynı minvalde giden yedi hikaye yer almakta. Yalnız son hikaye Ayak İşi'ni ayrı tutuyorum ve en son bağlamda ona bir kaç satır ayıracağım. Yazar akıcı, anlaşılır ve yalın bir dille bu hikayeleri kaleme almış, haliyle kitap etkileyici ve okuma isteği uyandırmış. Başarısız, sorunlu, birbiriyle iç içe geçmiş ilişkilerle dolu altı hikaye ve aslında yazar karakter seçimi yaparken sanırım yeteneksiz, silik, sıradan karakterler olmasına özellikle çaba sarfetmiş gibi geldi bana. Kadın erkek ilişkisinin yanında bir de bunların aileleri ile ilişkisini konu alan modern toplum temalı Amerikan aile yapıları ele alınmış. Eşlerin birbirleriyle ilişkileri, sevgilileri, eski eşlerle, çocukları, ebeveynlerin anneleri ile ilişkilerini özellikle anlaşılamama, anlayamamanın verdiği mutsuzluklara sıkça vurgu yapılmış. Arap saçına dönen ilişki yumağı içinde mutsuzluk, başarısızlık, hayal kırıklıkları, pişmanlıklar var ve okurken modern toplumun olduğu, olması gerektiği gibi görünür yüzü, bizim toplumun var olan görünmeyen yüzünü gözlerimizin önüne sermiş. Özellikle Fil hikayesinde karaktere yeter artık bu kadar da aptal olamazsın olmamalısın dedim. Bu altı hikayeyi net bir sonla bitirmemiş yazar, sonu açık bırakmış. Sanırım okurlara sizler sonu istediğiniz gibi yazıp bitirin, hayal gücünüze bıraktım demeyi uygun bulmuş ve bu hoşuma gitti. Yedinci ve son hikaye olan Ayak İşi'ni okumaya başlayacağım vakit hangi karmaşık ilişkinin ruh halinde kendime bulacağım derken bir baktım Çehov, şaşırdım ve çok büyük bir sürpriz oldu. Anton Pavloviç Çehov'un hastalığı, hastalığına konulan teşhisi ve bu süreçte yaşadıklarını anlatmış. Hastahanede yatarken Tolstoy'un ziyarete gelişi aralarında kısa diyaloğa, Tolstoy'un bunu günlüğüne not düşüşü, Çehov'un günlük notları, eşi Olga'ya ve tabi Çehov'un ölümüne yer verilmiş. Oldukça etkileyici bir hikaye olarak hafızama kazındı. Okunabilir nitelikte güzel bir eser olmuş ve beğendiğimi söyleyebilirim. "Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz." Kitaplarla kalın. Keyifli okumalarınız olsun. (Müşerref)
Herkese merhaba,Raymond Carver’in Fil isimli öykü kitabından bahsedeceğim. Raymond Carver son dönemin en iyi Amerikan edebiyatının temsilcilerinden. Öyküleri gerçekten iyi. Bulanık ilişkilerdeki net bakış açısı olarak özetleyebilirim. Belki ara ara sıkıcı gelebilir ama unutmayın sıkıcılık hayatın ta kendisi. Bunu yazıyla bu kadar güzel harmanlayan az bulunur.Sanırım birkac anahtar kelime gerekiyor bir tanımlamak için.Huzursuzluk mesela.Ya huzursuzluk yaratıyor okuyanda Carver, ya da huzursuz, kimi zaman da huzuru arayan insanlardan bahsediyor.En ufak, beklenmedik seyler bir huzursuzluk aracına dönüsüyor hikayelerinde: kör bir adam, bir tavuskusu, eli yarali bir fotografçı. Kitapta yedi farklı hikaye var. Kahramanlar genelde ilişkilerinde sıkıntı yaşayan kişiler. Aldatan, aldatılan, boşanan, bekleyen... Sadece kadın-erkek değil aile ilişkilerinde de başarısızlığa uğramış, maddi sıkıntı çeken, aile geçindiren insanlar. Ve genelde melodram var. Yalın öyküler, sürükleyici bir dil ve gerçekçi. Süssüz, iddiasız ama etkileyici. Kahramanların yaşadığı sıkıntılara birden dahil oluyor insan. Sanki bir dostunuz size başından geçen bir olayı anlatıyor, dertleşiyorsunuz havası hakimdi kitaba.Öykü severlere tavsiye ederim (Dark Reader)
Açıkçası kitabı okumaya başlarken ne beklediğimi bilmiyordum ama okumaya başladıktan ve bitirdikten sonra buna rağmen beklentimin aşağısında kalan bir kitaptı. En kaba tabirle gayet sıradan insanların gündelik veya geçmişte yaşadıkları olayları baz alarak monoloğa benzer konuşmalarını, düşüncelerini okuyoruz. Bu kötü değil tabii ki fakat çok tek düze yazılmış gibi geldiğinden belki de gerçekten beni fazlasıyla sıktı hatta okumaya bir süre ara verdim bu kitaptan sonra. Türk yazarların öykü kitaplarını keyifle okuduğumdan, yabancı yazarlarınkini de merak edip, denemek için aldığım ikinci kitaptı. Belki erken bir karar olabilir ama sanırım yabancı kısa öykü kitapları benim için pek uygun değil diye düşünmeye başladım... (Büşra Atakuru)
--reklam--
Fil PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Raymond Carver - Fil kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Fil PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Raymond Carver Kimdir?
(1938-1988) Yoksul bir çocukluk geçirdi, işçilik yaparak kasaba kasaba dolaştı. 19 yaşında evlenip iki çocuk sahibi oldu. Uzun süre alkolizmle mücadele etti. Tam anlamıyla hikâyelerindeki insanlardan biri gibi geçirdiği bu yıllardan sonra 1977’de ilk hikâye kitabı Will You Please Be Quiet, Please? (Lütfen Sessiz Olur musunuz, Lütfen?) yayımlandı. Ulusal Kitap Ödülü’nü alan bu kitaptan sonra, Carver’ın minimalist yazısında bir başyapıt kabul edilen What We Talk About When We Talk About Love (Aşktan Sözettiğimizde Sözünü Ettiklerimiz, Çev: Zafer Aracagök) yayımlandı. Yazar olarak giderek tanınan Carver, çeşitli üniversitelerde ders verdi. Cathedral (1983) ve ölümünden önceki son hikâye kitabı Where I’m Calling From (Telefon Ettiğim Yer, 1988)’in yanısıra şiirlerini Winter Insomnia (Kış Uykusuzluğu), Where The Water Comes Together With Other Water (Suyun Başka Suya Karıştığı Yer) ve Ultramarine gibi kitaplarında toplamıştır. Carver’ın Türkçe’de bundan önce çıkan kitabı hikâye ve şiirlerini biraraya getiren Ateşler adlı bir derlemedir. (Çev: Zafer Aracagök, Adam.)
--reklam--
Raymond Carver Kitapları - Eserleri
- Katedral
- Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz
- Fil
- Lütfen Sessiz Olur Musun Lütfen?
- Azgın Mevsimler
- Bilmezsiniz Aşk Nedir
- Yazmak Üzerine
- Ateşler
--reklam--
Raymond Carver Alıntıları - Sözleri
- Bazı yazarlar çok yeteneklidir; yeteneksiz yazar tanımıyorum. Ama olaylara eşsiz ve eksiksiz bir bakış tarzı ve bu bakış tarzını ifade etmek için doğru bağlamı bulmak, o başka bir şey. (Yazmak Üzerine)
- Konuştuğun insan hakkında bir sürü şeyi gözlerinden anlayabilirsin. (Fil)
- "İnanmıyorum sanırım. Hiçbir şeye. Bazen zor oluyor. Ne demek istediğimi anlıyor musun?" (Katedral)
- Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzin- cide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti... (Azgın Mevsimler)
- ”bir şeylerin sonuna gelmiştik ve önemli olan, nereden yeni bir başlangıç yapacağımızı bulmaktı.” (Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz)
- "Piramitleri kar sütunlarına, bütün geçmişi ise bir âna dönüştüren o zaman dilimi." (Azgın Mevsimler)
- “İçimde bir şeyler öldü”, diyor. “Uzun zaman aldı, ama öldü. Sen bir şeyleri öldürdün, bir balta vurdun sanki. Artık her şey kirlendi.” (Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz)
- "Bir dost ölünce böyle mi olur? Geride bıraktığı arkadaşlarının talihi yaver gitmez mi?" (Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz)
- Benim kör arkadaşım yok, dedim. Senin hiç arkadaşın yok, dedi. (Katedral)
- Ama siz bilmezsiniz aşk nedir Ben anlatıyorum size aşkın ne olduğunu kalkıp buraya gelse sizi becerecek olsa biriniz bile tanıyamazsınız aşkı (Bilmezsiniz Aşk Nedir)
- Eskiden dokunabildiğin şeyler, dokunamayacağın kadar uzak. Ve bazı daha önemsiz şeyler için tam tersi geçerli. (Bilmezsiniz Aşk Nedir)
- İşler güçleşince, güçlüler işler. (Katedral)
- * ''(...)Dışarıda yağmurlar bulutlar halinde geldi, öfkeyle penceresine çarpan sayısız minik sarı böcek gibi dışarının açık sarı ışığında dalga dalga yükseliyor, atıştırıyor ve çağıldıyordu. Farrell öbür tarafa dönüp yavaşça Lorraine'e sokulmaya başladı, ta ki kadının pürüzsüz sırtı onun göğsüne değene dek. Bir an kadına nazikçe, özenle sarıldı, elini kadının boşluğuna koydu, parmakları külotunun elastik şeridinin altına kaydı, parmak uçları aşağıdaki sert, fırça gibi kıllara belli belirsiz dokundu. Derken tuhaf bir duyguya kapıldı, sıcak banyoya girip kendini yine çocuk hissetmek gibi, anılar yeniden uyandı.Elini kımıldatıp çekti, sonra yataktan yavaşça kalkıp sellerin boşandığı pencereye yürüdü. ......Dışarıda muazzam, yabancı bir rüya gecesi vardı. Sokak lambası, ucunda yanan cılız sarı ışıkla yağmura doğru uzanan çıplak, hasarlı bir dikilitaştı.(...)'' *Azgın Mevsimler öyküsünden (Azgın Mevsimler)
- Erkek hayran olduğu bir şairden, Rilke'den kadına şiirler okurken kadın başını onun yastığına koyup uykuya daldı. Erkek yüksek sesle okumayı severdi, güzel de okurdu, kendinden emin, tok bir ses, kâh pes perdeden ve ciddi, kâh coşkulu; kâh heyecanlı. Okurken bakışlarını sayfadan asla ayırmaz ve sadece komodine uzanıp sigara almak için dururdu. (Lütfen Sessiz Olur Musun Lütfen?)
- "Hayatım değişecek. Hissediyorum..." (Lütfen Sessiz Olur Musun Lütfen?)
- * ''(...)Bavuldan eşyalarını çıkarıp çekmecelere yerleştirdi.Sonra banyoyu kullandı ve dişlerini fırçaladı.Masayı doğrudan pencerenin önüne gekecek şekilde kaydırdı.Sonra kadının örtüyü sıyırdığı yere baktı.Metal sandalyeyi çekip oturdu ve cebinden tükenmezkalem çıkardı. Bir süre düşündü, sonra not defterini açtı ve boş, beyaz bir sayfanın başına şu kelimeleri yazdı: Boşluk her şeyin başlangıcıdır.Bu yazdığına baktı sonra da güldü.Tanrım, ne saçmalık! Başını iki yana salladı.Not defterini kapadı, soyundu ve ışığı söndürdü.Bir an durup pencereden dışarı baktı ve nehri dinledi.Sonra yatağa girdi(...)'' *Çıra öyküsünden (Azgın Mevsimler)
- Bir süre düşündü, sonra not defterini açtı ve boş, beyaz bir sayfanın başına şu kelimeleri yazdı: Boşluk her şeyin başlangıcıdır. (Azgın Mevsimler)
- "İfadenin temel kesinliği, yazmanın BİRİCİK ahlâkıdır." Ezra Pound. (Yazmak Üzerine)
- Günün birinde her şeyi anlayacaklar, dedim. Belki, dedi. Ama o zaman bir önemi kalmayacak. (Katedral)
- Ama siz bilmezsiniz aşk nedir bilmezsiniz çünkü hiç aşık olmamışsınızdır bu kadar basit (Bilmezsiniz Aşk Nedir)
Yorumlar
0 yorum