Kitap Künyesi
Yazar: Kürşat Başar
Editör: Murat Çelik
Tasarımcı: Füsun T. Elmasoğlu
Tasarımcı: Muzaffer Aysu
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051854977
Sayfa Sayısı: 168
Gerek Yok, Hoş Değil Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yaz tatilleri, telefonlar, internet, adabımuaşeret kuralları, hatıralar…
Kürşat Başar Gerek Yok, Hoş Değil’de, yaşamın ortasındaki rengârenk bir pencereden tarif ediyor manzarayı…
Olması gerektiği kadarını aktarıyor.
Yitip giden günlerin başucumuzda olduğunu, çocukluğumuza kazınan acı tatlı zaman dilimlerinin unutulmadığını anlatıyor.
Hüzünlendiren, inciten, soru sormayı ihmal etmeyip yeri geldiğinde güldüren yazılar bunlar.
Yeni bir yaz. Kimi zaman neşeli, ışıltılı sabahlar...
Kimi zaman bunaltıcı öğleden sonralar...
Kimi zaman dalgın akşamüstleri...
Edip Cansever’in bir şiiri vardır, “Neler Almalıyım Yanıma” adında. Orada sayar, yanına alınacakları:
“Mevsimler için: portakal, böğürtlen, ayçiçeği
Aşk için: unutkanlık ya da
Dikkatle kullanılan ve değiştirilebilen birkaç anı
Öfke için: Marx, Lenin, vb.
Okumak için: Dostoyevski, Marquez, Sait Faik”
Tatile giderken neler almalı yanımıza?
Gerek Yok, Hoş Değil Alıntıları - Sözleri
- Onun bunun işine burnumuzu sokup ,onların hayatını kurcalayacak yerde kendi hayatımıza biraz daha odaklansak en azından daha faydalı bir şey yapmış oluruz.
- Dünyamızın sınırları dilimizin sınırlarıdır...
- “Onun bunun işine burnumuzu sokup, onların hayatını kurcalayacak yerde kendi hayatımıza biraz daha odaklansak herhalde en azından daha faydalı bir şey yapmış oluruz.”
- “Sahte, maskeli insanlarla birlikte yaşamak yerine, sevmesek de en azından ne olduğunu, kim olduğunu bildiğimiz insanlarla yaşamak herhalde daha iyidir.”
- Öyle haldur huldur her yere koşturup bitap bir halde otele dönünce de yatıp uyumak bana tatil değil eziyettir.
- Aslında hepimiz sürekli olarak kendimizden başka şeylere yatırım yapıyoruz. Satın alınan ama hayatımıza fazla birşey katmayan şeylere...
- Sosyal paylaşım siteleri, artık onların telefonlar da indirilen programları sayesinde sürekli canlı yayın halindeyiz. ”Şimdi kahvemi içtim, hava çok güzel...” ”Tiyatroya geldik, oyun harika, herkes izlemeli...” ”Şuan arabadayım bu trafikten nefret ediyorum...” ”Sevgilimden ayrıldım hükümsüzdür...” Aynı anda milyonlarca bildiri uçuşuyor sanal alemde.
- Bütün gününü aynı insanla yazışarak geçiren birinin bir süre sonra ona söyleyebileceği farklı ya da etkileyici ne kalabilir ki?
- O anın güzelliğini yaşamaktan çok onu başkalarına bildirmek gibi garip bir duygu içerisindeyiz...
- Denizin de en güzel zamanı ya sabah çok erken ya da aksamüzeri güneş çekilmişken değil midir?
- Bana mı öyle geliyor yoksa inanılmaz bir aynılaşma dönemi ne mi girdik?
- En büyük zenginliğimiz üstümüzde taşıyabildiklerimizdir. Yani içimizde, aklımızda, ruhumuzda...
- Önce kendimize bakışımızı değiştirmeden, kendimizi tanımadan, kendimizi önemsemeden başkalarıyla olan ilişkimizi değiştirebilir miyiz sizce?
- Kendisini geliştireceği, kendisiyle ilgili birşeyler yapacağı yerde olur olmaz bir adamın peşinde uğraşıp durarak yıllar geçiren bir kız tipi giderek normalleşiyor ve rol model olarak sunuluyor.
- Bir kitap okurken, bir şarkı dinlerken, film izlerken, bir arkadaşınızla konuşurken ya da öylesine oturmuş tavana bakıp düşünürken bir mesaj geliyor. Sesli ışıklı bir biçimde sizi uyarıyor. Cevap vermezseniz kabalık oluyor. Karşı taraf sizden bir yanıt bekliyor. Ama günün herhangi bir saatinde size “dan“ diye mesaj atarken aslında kendisinin kabalık ettiğini düşünmüyor.
Gerek Yok, Hoş Değil İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bitti... 160 sayfalık yazarın tarzının çok dışında, bizlerle dertleştiği denemeleri adeta yaşadım yuttum... Hani eskiden samimi pazar programları olurdu da başından kalkmadan izlerdik ya ben aynen onu yaşadım ve çok ta keyif aldım... Elimizdeki telefonların mahremiyetimizi nasıl bitirdiğini, nasıl maskelerle dolaşıp kendimiz olmaktan vazgeçtiğimizi, yaptığımız her şeyi başkaları için yaptığımızı,kısacası kendimiz olmaktan nasıl çıktığımızı anlatıyor, tatlı da bir sitem ediyor..... Sen çok yaşa emi (Nazlı Karyağdı)
çok çok eğlenerek okudum ben bu kitabı ya yazar o kadar güzel toplum eleştirisi yapmış ki anlatılmaz okunur yani. Telefonun akıllanmasıyla insanlarda başlayan davranış bozukluğuna değiniyor kitabın başlarında. Sonra tatillerimize ne oluyor diye soruyor haklı olarak. Öyle ki Yeni Zelanda'dan aşağısı kurtarmıyor insanlarımızı artık Güney Afrika falan ne dersiniz? insanları çok iyi gözlemlemiş. Belki hiç dikkatinizi çekmemiş olan ayrıntıları gözünüze sokuyor yazar. Size de "gözüme bir şey kaçtı" deyip gelinen duruma ağlamak düşüyor içerikten kapağa çok özenli bir çalışma olmuş. Öyle ki bölüm başlıkları bile bölümü merak etmenizi sağlıyor. Kürşatçım yarın seninle dağ keçisi sütüyle yapılmış peynir sosunda yaban tavşanı yahnili papardelle yiyelim mi? Haftada bir yemezsem ölürüm tavsiye kitap millet hem de en şiddetlisinden (Cüneyt Canver Turhan)
Okumaya Gerek Var!: Deneme tarzı kitapları çok sevmem, ancak bu kitabı eğlenerek okudum. Espiriler, güncel meselelere getirdiği bakış açısı gayet iyiydi. Son dönemlerde sık rastladığımız ağdalı dili olan sıkıcı deneme kitaplarından hayli uzak. Tavsiye ederim. (Mustafa Murat Orhan)
Kitabın Yazarı Kürşat Başar Kimdir?
Kürşat Başar, 1963'te İstanbul'da doğdu. İstanbul, Ankara, Lefkoşa ve Ağrı - Doğubeyazıt'ta tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı.
1989 yılında yayımladığı Kış İkindisinin Evinde adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı.
Kürşat Başarr gazeteciliğe üniversitede felsefe okurken cep harçlığını kazanmak için Hürriyet Gazetesi'nde çalışmaya başlamıştır. Gösteri adlı edebiyat dergisini 1985'lerde zirveye taşıyan grubun as elemanıdır. Kürşat Başar gazete ve dergi yöneticiliği de yapmıstır. Tempo dergisi tiraj rekoru kırdığı yıllarda derginin genel yayın yönetmenidir. Yeni Yüzyıl, Star ve Akşam gazetelerinde yazıları arka kapaktan okuyucuyla buluşurdu. Yazıları mail ortamında gezmeye başlayan ilk gazetecilerdendir.
1990 yılında Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1992'de Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum, 1996'da Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları adlı romanları yayımlandı. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. 2003 yılında Başucumda Müzik, 2006 yılındada yine yazı ve denemelerinden oluşan Çok Güldük Ağlamayalım adlı kitabı yayınlanmıştır
NTV'de "Siyaset Hakkında Her Şey" adlı televizyon programını Çiğdem Anat ile birlikte hazırlayıp sunmuştur.
Kanaltürk'te Kürşat Başar'la adlı televizyon programını sunmuştur.
Cnn Türk ve Fox Tv'de kendi adını taşıyan programlar yapmıştır.
Cumhuriyet Gazetesi'nde "Hayal ve Gerçek" adlı köşesinde yazmıştır.
İyi derecede saksafon çalan yazar önemli müzisyenlerle birçok konser vermektedir. 2014 yılında Turkmax Gurme kanalında her zamanki formatıyla program sunmaya başlamıştır.
2014 Haziran ayında 11 yıl aradan sonra yeni romanı "Yaz", Everest Yayınları'ndan çıkmıştır.
Kürşat Başar Kitapları - Eserleri
- Başucumda Müzik
- Sen Olsaydın Yapmazdın Biliyorum
- Çok Güldük Ağlamayalım
- Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları
- Kış İkindisinin Evinde
- İğreti Yaşamlar
- Konuştuğumuz Gibi Uzaklara
- Yaz
- Sanki Bir Roman Kahramanı
- Aslında Hayal
- Alparslan Türkeş & Dokuz Işık
- Bazen Unutmak İstersin
- Aklımda Hep Sen
- Gerek Yok, Hoş Değil
- Dışarda Kötülük Vardı
Kürşat Başar Alıntıları - Sözleri
- Belki de insan büyük acıları yaşadıktan sonra sımsıkı tutunduğunu sandığı şeyler avcundan kayıp gidiyor. (Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları)
- Seni başka yüzlere benzetmeye, başka anlamlar vermeye çalışmıyorum artık.. (Konuştuğumuz Gibi Uzaklara)
- Düşünce ve kadro üretemediğimizden, özgürlükleri yasalara koysak bile evlerimize sokamadığımızdan söz etmiyoruz da her felaketi 'dış mihrak'lara bağlıyoruz. (İğreti Yaşamlar)
- "İnsan ne zaman geçmişi düşünür? Geleceği düşünmek istemediği zaman mı? An' da olmak acı verdiği zaman mı?" (Aklımda Hep Sen)
- Ne yaparsam yapayım sanki coğrafya ve iklim hayatları da belirlermiş gibi bir parça hep eksik kalıyor. (Aslında Hayal)
- Bazen, yazık ki biriyle yanlış bir yerde, yanlış bir zamanda tanışırsınız. (Bazen Unutmak İstersin)
- "İlişkilerin sürekli yinelenmesine, başladığı an biraz sonra olacakların bilinmesine, bu kahrolası bilgiyle kendini asla bırakamayışın verdiği hüzne, yine yanıldığını bilmenin ve yine de sürdürmenin acısına artık dayanamıyorum." (Konuştuğumuz Gibi Uzaklara)
- Yokluğun, artık karşı konulmaz yokluğun -bir kitabın son sayfasında, kurumuş bir çiçeğin- 'kurumuş bir çiçek' ,diyorum. (Kış İkindisinin Evinde)
- Cumhuriyet devrimleri bir yandan dini, yönetimden çıkartırken, öte yandan Batılılaşma denilen reformları gerçekleştiriyordu. Yüzünü Batı'ya dönen, kendini Avrupalı sayan ve ancak oradaki yarışa girerek büyüyebileceğini düşünenlerin ülkesi. (İğreti Yaşamlar)
- Koskoca bir dünyada öylesine rastladığımız biriyle kuruyoruz bütün düşlerimizi, yaşamımızı insanların üstüne kurmamalıydık, insanlar bizi bırakıp giderdi. (Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları)
- Zaman -neresinde olduğumu hiç belirleyemediğim zaman -çok hızlı, çok hızlı, çok hızlı geçecek, şu rüzgar gibi ve biz onu hep aynı sanacak, hep tutunduğumuz yerde kalmak isteyeceğiz. (Kış İkindisinin Evinde)
- Ben kimseye göre bir hayat kurmadım, başka birine göre hayatını kurarsan mutsuz olursun. Ben kendim gibiyim. (Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları)
- Dünyanın pek çok yerinde bir araya gelen topluluklar, kendilerinden olmayanları, kendilerine benzemeyenleri istemediğini haykırıyor, sonra onlara saldırıyor, yok etmek istiyordu. Hepimiz karşımızdakinden aynı şeyi istiyorduk: “Benim gibi ol!” (Aslında Hayal)
- Bir gece sabaha kadar yazdım ve kitap bitti. (Bazen Unutmak İstersin)
- Bana mı öyle geliyor yoksa inanılmaz bir aynılaşma dönemi ne mi girdik? (Gerek Yok, Hoş Değil)
- Evet bazen bir müzik kutusu yalnızca bir eşyadır. Bazen de o kutunun içinden hayatınızı değiştirecek bir şarkı duyuluverir. Çok uzaktan, usulca... (Bazen Unutmak İstersin)
- Evet artık estetik amleiyatlar var ama sözcükler hâlâ aynı gücü koruyor (İğreti Yaşamlar)
- Herkes biraz ülkesine benzer… (Yaz)
- Çünkü sanırım hayatında benim var olabileceğim bir zaman ve mekan yok. (Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları)
- Bana kalsa dürüst olmak çok daha kolaydı. Asıl cesaret isteyen böyle gizli yaşamaktı. İki hayatı olmak, hayatını ikiye bölmek, parçalanmış bir ruhla, yırtılmış bir kalple, gelgitler içinde kalmaktı... (Başucumda Müzik)
Yorumlar
0 yorum