Kitap Künyesi
Yazar: Demet Altınyeleklioğlu
Yayın Evi: İnkılap Kitapevi
İSBN: 9789751035622
Sayfa Sayısı: 424
--reklam--
Gülüm Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tarihi roman türünün Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden Demet Altınyeleklioğlu’ndan muhteşem bir Çanakkale romanı. Birinci Dünya Savaşı tüm şiddetiyle sürerken Anzak Birlikleri, İngilizlere destek olmak için Gelibolu’da karaya çıkar ve kendilerine ait olmayan bir savaşın içinde, kendilerine ait olmayan bir nefreti dışarı vururlar… Anzak Birliklerinde hemşire olarak görev yapan Helen’inse gözlerini zafer hırsı bürümüştür. Ancak savaşın kıyameti içinde, yaralı bir Türk subayını esir olarak hastane çadırına getirdiklerinde, Helen ne kalbine ne de aklına söz geçirebilecektir. Çevrelerini saran kan ve barut kokusuna rağmen Teğmen Suat ile Hemşire Helen, düşmanlığın içinde gizlenen en masum duygulardan birini, aşkı yaşayacaklardır. Nefretle de sulansa, toprağın daima sevgiye gebe olduğunu işte o zaman anlayacaktır ikisi de. Suat ile Helen, gencecik askerlerin canlarını siper ettikleri acımasız bir savaşın ortasında, kendilerini ümitsiz bir aşkın pençesinde bulurlar. Çünkü cephedefilizlenen aşkların ilk şehitleri, kaybedilen ümitlerdir. Sydney’den Gelibolu’ya uzanan trajik bir aşkın hikâyesi Gülüm… Suat ile Helen’in hikâyesi… 1915’te bir çadır hastanesinde başlayıp okyanusları aşan, kalpleri sızlatan, dramatik bir sevdanın nefes nefese ve gözyaşlarıyla okuyacağınız hikâyesi…
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Gülüm Alıntıları - Sözleri
- Ama bütün ölüler icin ayni acıyı duymam gerektiğine inaniyorum. Savaş kurbanı bütün askerler icin. Anzak, Ingiliz, Hintli, Polinezyali....Ve Türk... Hiç fark etmez.
- Ne ülkem, ne ailem bu aşka hazir...
- Gözlerinde insanın içine işleyen birşey vardı. Yalnızlık gibi, hüzün gibi, sevgi gibi, özlem gibi...
- Savaş, tek tarafli bir balta degil. Iki tarafı da yok ediyor. Savaşla katliamı birbirinden ayıran da bu olmali. Iki taraf da kurban veriyor.
- Aşk hesapsiz, kitapsiz yaşanır. Aşık olan guzeldi çirkindi, dosttu düşmandı, zengindi fakirdi diye bakar mi? Bakmaz. Bakarsa zaten o aşk degildir.
- Mustafa Kemal Atatürk 1934 "Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyanasınız Uzak diyarlardan evlatlarını savaşa yollayan analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarımız bizim bağrımızda, huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
- Savaş, Tanri'nin insanlığı ateşle sınamasıdır.
- Ölüm ekilen topraktan aşk çiçekleri fışkıracak...
- Her ayrılık acıdır, öyle değil mi?
- "Ben," diye bağırdı ordan bize bakarak, "Size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölene kadar geçecek zaman zarfinda yerimize kuvvetler ve komutanlar kaim olacaktir"
- Ama savaş, bedelini almadan zafer tacını insanin başına koymuyor.
- Sadece sevginin her şeyden, her duygudan ustun olduğu bir dünyada yaşasaydın. Burada değil... Mars'ta, Satürn'de, Jüpiter'de... Ne bileyim... Şu koca evrende yok mudur yani su gibi, hava gibi; sevgisiz, aşksız yaşayamayan bir âlem? Düşmanlıkların, savaşların değil; ebedi barışın ve sadece aşkın egemen olduğu bir imparatorluk mesela... Uçsuz bucaksiz bir gezegen...
- Savaş dedikleri bu demek. Yigitlik, kahramanlik diye belletmişlerdi bize. Hayir, savas bir cehennem. Gencecik insanlari ateşiyle kavurup yok ediyor...
- Ama savaş... Savaş acımasızdır. Her şeye kıyar. Cana, mala, sevdaya, medeniyete, insanlığa, her şeye...
- Savaş boyle bir şey iste. Daha başlamadan insanlari birbirinden kopariyor.
--reklam--
Gülüm İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Aşk hesapsiz, kitapsiz yaşanır. Aşık olan guzeldi çirkindi, dosttu düşmandı, zengindi fakirdi diye bakar mi? Bakmaz. Bakarsa zaten o aşk degildir." Bu satırlar bile kitabi okumayi gerekli kılıyor. Sürükleyici ve anlaşılır bir dilde yazilan tarihi bir romanin yani sira aşkın en saf, temiz ve dogal halini ortaya cikaran bir başyapıt. Çanakkale Savaşi sirasinda bir Türk askerine aşık olan Anzak hemşiresinin anılarından oluşuyor. Kitabi okurken savasin ne kadar aci verici, onarilmasi zor taraflarinin oldugunu hissedebiliyoruz. "Ama savaş... Savaş acımasızdır. Her şeye kıyar. Cana, mala, sevdaya, medeniyete, insanlığa, her şeye..." (Esmer Bilen)
Evet, evet işte bu roman hayatımın dönüm noktası..: Ah be Helen, sen nasıl bir şeysin.. Ben seni 5 yıl önce okumuştum sayfalar boyu ağlayarak ve üzerinden en az bi 50 yıl geçse de unutur muyum bizim Türk Subay Suat ile savaşın pençesinde yaşadığın o amansız imkansız aşkı.. Sen benim kaderimi değiştirdin Helen, ben henüz 15 yaşımda seni okurken kaderime asıl o zaman yön vermiştim; o gün bugündür geçen yıllarım senin hayatının etkisinde kalıp izinde yürüdü, yürüyecek de ne kadar zor olsa da.. (Nur)
Gülüm bir Çanakkale Romanıdır Başından sonuna kadar elimden bırakamadım İki düşman biri Anzak biri Türk, “aşkın” dil, din, ırk ve düşmanlık ayrımı yapmadığını okuyacaksınız (Ülker)
--reklam--
Gülüm PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu - Gülüm kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Gülüm PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Demet Altınyeleklioğlu Kimdir?
13 Şubat 1955 doğumlu Türk yazar ve TRT prodüktörü. Daha çok tarihi kurgu türünde eser vermiştir; TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlenmiştir. Altınyeleklioğlu, kendisi de bir yazar olan Ceyhan Altınyeleklioğlu ile evlidir.
Hayatı
13 Şubat 1955 yılında Ankara' da doğmuştur. TED Ankara Koleji'nin 1971 mezunlarındandır. 1975 yılında Ankara Üniversitesi / Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980 yılından itibaren TRT Televizyonu'da çalışmaya başladı. Bu tarihten itibaren sayısız programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Yazarlığı ve prodüktörlüğünün yanı sıra çevirmenlik de yapmakta olan Altınyeleklioğlu'nun çevirileri arasında Philippa Gregory gibi tanınmış yazarların eserleri bulunmaktadır.
İlk romanı Moskof Cariye Hürrem 2009 yılında yayınlandı. Bu romanıyla büyük bir okur kitlesi edindi. Popüler edebiyatta ve TV dizilerinde Osmanlı Sultanları akımının başlamasını tetikleyen Moskof Cariye Hürrem, aylarca çoksatanlar listesinde yer aldı. Ardından Alkışlarla Lamia (2010), Cariyenin Kızı Mihrimah (2010), Cariyenin Gelini Nurbanu (2011), Altın Cariye Safiye (2011), Pargalı ve Hatice (2011), Kara Kraliçe Kösem (2012) romanları geldi. Bu romanlar da büyük ilgi gördü ve uzun süre çoksatanlar listesinde kaldı. Moskof Cariye Hürrem Bulgaristan’da yayınlandı. Yunanca, Rusça ve Arapça çeviri çalışmaları devam ediyor.
Alkışlarla Lamia adlı eserinde ilk romanından farklı olarak 20. yy. kadın yaşantısını işlemiştir. Türk sinemasının ilk kadın yıldızı olan Cahide Sonku'nun hayatını kendi kurgusuymuş gibi gösterdiği yönünde eleştiriler almıştır. Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.
Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul ve Miami’de yaşamaktadır.
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Kitapları - Eserleri
- Moskof Cariye Hürrem
- Cariyenin Kızı Mihrimah
- Cariyenin Gelini Nurbanu
- Altın Cariye Safiye
- Kara Kraliçe Kösem
- Pargalı ve Hatice
- Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan
- Cem Sultan
- Gülüm
- Alkışlarla Lamia
- Sustum Anne
- Nakşidil Güneşin Kızı
- Kösem Sultan
- Roma Kulübü
- Kara Zeybek
- Nihavent Hıçkırık
--reklam--
Demet Altınyeleklioğlu Alıntıları - Sözleri
- "Sevda denilen şey, katlanmasını bilmektir." (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- ''Cem Kabe'ye gidip hacı olunca pusulası şaştı anlaşılan. Bambaşka bir insan olduğunu yazmış son mektubunda. Gözünde ne taht varmış ne taç? Ordu, savaş filan kalmamış fikrinde. Allah'a ibadete adayacakmış kendini. Birde kurt diye bir laf ediyor ikidebir. Kızılkurt. Kurdunu öldürmüş. Ne demekse ?'' (Cem Sultan)
- Her ayrılık acıdır, öyle değil mi? (Gülüm)
- Ben kapattım kendimi dünyaya. (Sustum Anne)
- "Ya bir garip çalı bülbülünün günahı ne olabilir ki, cellat kılıcı reva görülsün?" (Pargalı ve Hatice)
- Tanrının insanlara bahşettiği en büyük zenginlikmiş akıl. (Kara Kraliçe Kösem)
--reklam--
- Bu memlekette kadın kısmının kendini hasrete alıştırmaktan başka çaresi yok. Ha bir de, kadınlar burada sevdiği adamı, aşkıyla vatan sevdası arasında tercih yapmaya zorlamaz. Kaybedeceklerini bilirler çünkü. (Roma Kulübü)
- Nereden çıktı şimdi bu yürek çarpıntısı? Herkes sana bakıyor. Neden sen sadece onun gözlerini gördün? (Cariyenin Kızı Mihrimah)
- Alexander gibi yürekli, korkusuz, pervasız ol. Fakat, Alexander gibi aklını hırsına köle etme. Koşmasını da, durmasını da bil.. (Pargalı ve Hatice)
- Birinin ayağındaki pantolondan dizi fırlamıştı dışarı. Ötekinin pantolonunun bir bacağının dizden aşağısı tamamen yırtıktı. (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Keşke neyin doğru olduğunu da yanlışı fark ettiğim kadar kolay bulabilsem. (Roma Kulübü)
- "Ölmüş bir ruhu taşımak zordu. Çünkü o yük her gün biraz daha ağırlaşıyordu." (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
- Ol güzelin sevdasıyla kor ateşteyim, Sanma ki koynunda vuslatına eriştim, Etrafında dönen bahtsız pervaneyim, Yarsız cennet dahi olur cehennemim. (Nakşidil Güneşin Kızı)
--reklam--
- Nasıl bir dünyasa yaşıyor bu insanlar? Birbiriyle acımasızca, ölesiye, öldüresiye mücadele eden insanlarla doluydu dünyaları. (Kara Kraliçe Kösem)
- "Yakanı anılara kaptırmaya başladın mı bil ki kocuyorsun." (Kara Zeybek)
- Bedenin esir fakat ruhunu köleleştirmelerine izin verme. Ruhun, Sava nehri kadar özgür, başın karşı dağlar gibi dik olsun.. (Pargalı ve Hatice)
- Olması gerekenler olmuyor, olmaması gerekenler oluyordu. (Cariyenin Gelini Nurbanu)
- Belki de anlıyordu çocuklar yalanı. Gidenin bir daha dönmeyeceğini seziyorlardı. Kim bilir. Fakat ses etmiyor, yüze vurmuyor, ama gece sessiz gözyaşlarıyla ıslatıyorlardı yastıklarını. (Sustum Anne)
- Büyük Millet Meclisi ordu kuruyordu kurmasına da, imkânlar yetmiyordu işte koca orduyu giydirmeye, kuşatmaya, silahlandırmaya, karnını doyurmaya. Millet neyi varsa yarısını orduya bağışlıyordu. 2 yumurtanın biri askerindi. Bir somunun yarısı. İki çift çorabı olan bir çiftini koşup şubeye getiriyordu. Kadınlar, gelin kızlar makineyle, elle askere bir şeyler dikiyordu yorulmadan. Akşehir'den bu tarafa at sürerken gözleriyle görmüşlerdi. Sultandağı'nın eteklerinde, çay yolunda, Şuhut Ovası'nda, İhsaniye'de. Kağnılar yürüyordu dağlarda gacır gucur. "Adamlar askere koşmuş, bu işleri yapacak kimse kalmamışsa, avrat kısmı ne güne durur?" demişti besbelli kadınlar. Genci, ihtiyarı kağnılarla ileri hatlara cephane, yiyecek, giyecek taşıyordu. Kiminin bebesi kucağındaydı, kiminin sırtında. Kimi cephane sandığını beşik yapmıştı bebesine. Kağnı yetmemişse, kalan top mermilerini omuzlamıştı gelin kızlar. (Kara Zeybek)
- "Ah demek doğru. Tanrı onların cezasını versin. Majestelerine başkaldırmak ihanettir. Hem Tanrı'ya hem Fransa'ya... Kral, Tanrı'nın seçimidir. Tanrı'nın tercihine isyan etmek günahtır. Nankör ayak takımı. Bir yığın köylü, serseri, fahişe." (Nakşidil Güneşin Kızı)
Yorumlar
0 yorum