Kitap Künyesi
Yazar: Malik Bin Nebi
Yayın Evi: Boğaziçi Yayınları
İSBN: 9789754510850
Sayfa Sayısı: 167
--reklam--
İslam Dünyasında Fikir Ve Put Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap İslam dünyasındaki çıkmazları temelinden ele alan ve çözümün sağlıklı düşünme ve sağlıklı fikir üretmede olduğunu gözler önüne seren bir çalışmadır. İslam ülkelerinin Batı karşısında teknolojide olduğu kadar fikirde de geri kalışların kökenlerine inen yazar, çağımız müslümanlarının düşünce kapasitesini enine boyuna tartışıyor ve çözüm yolları gösteriyor.
--reklam--
İslam Dünyasında Fikir Ve Put Alıntıları - Sözleri
- "Fikir ve putlaştırılan insan zıtlığı sayesinde, sömürgecilik, bizim ülkelerimizde siyasî bozgunlarda, hem de bazen kendi aydınlarımızı kullanarak en parlak başarılarını elde etmiştir."
- "Az gelişmiş bir toplum, mutlaka maddi vasıta (eşya) yokluğuyla belirlenemez. Aksine fikir yokluğuyla kendini gösterir."
- Fikrin kaybolduğu her yerde, put yeniden hüküm sürmeye başlar.
- "Biricik şey"e tapınma gibi, "ilâhi adam, olağanüstü adam"a tapınma da günümüz İslâm dünyasının her yerinde görülmektedir. İslâm dünyasındaki şaşırtıcı siyasî iflâsların sebebi bazen işte bu tapınmadır."
- " Tarih, alışılmış yollarda başkalarının ayak izlerini takip ederek değil, yeni yeni yollar açarak yapılır. Yeni yollar açmak ise ancak ahlakî nitelikli bütün sorunlara cevap veren otantik fikirler ve yeniden inşa edilmek zorunda olan bir toplumun büyüme problemlerini karşılayabilecek etkili fikirlerle mümkündür. "
- " (...) Hazreti Ömer, içini kemiren açlığı şekerden yapılma putunu parçalayarak yiyip dindirdikten sonra kahkahayı bastığı gün, Cahiliyye kültür evreninin tehlikede olduğunun alarm zilleri artık çoktan başlamıştı. Cahiliyyenin ana modelleri (arketipleri) Kâbe'nin putlarıyla birlikte çok yakında kaybolmak ve Hicri 6. yılda Mekke'nin alınışıyla yerini yeni bir kültür evrenine ve yeni bir topluma bırakmak zorundaydı. "
- " Şeyciliğin sosyal plandaki sonucu, entropik gelişme, yani bir toplumun iktidarının yabancılaşması, vasıtaların israfıdır. Nicelikçilik ve şeycilik beklenmedik sosyolojik veçheler doğururlar. "
- " Niteliğe yönelik hükümler, gizlice niceliğe yönelik hükümler haline gelir. Bu hükümlerin failleri 'şeyciliğe', yani her şeyi şeyler düzeyinde değerlendirmeye doğru kayışı ummasalar bile. Nitekim memur, elinin altındaki cihaz sayısına bağlı olarak yönetim hiyerarşisindeki mevkiini belirler. Yüksek düzeyde bir memurun odasında dört telefon ve çevresinde beş klima görüp hayret etmiştim. Aynı Arap başşehirinde çok yüksek manevi nüfusa sahip bir zatın oğlu olan aydın bir genç, beni her gördüğünde selam verirdi. Bir tren istasyonunda benim 3. sınıf bir kompartımandan indiğimi gördüğü günden itibaren selam vermez oldu. Şeycilik, özellikle siyasî literatürde oldukça sık rastlanan tipik bazı yanlışlıklara bile sürükler. Bu ülkedeki bir 'destek önergesi'nde 'hükümet ve onun halkı' ifadesinin kullanıldığına şahit oldum. Böyle bir ifade aslında tersine çevrilmiş bir mülkiyet ilişkisidir. Çünkü halk hükümete değil, hükümet halka aittir. "
- " Fikir yoksa, her kullanılan kelimenin konuyu aydınlatmak yerine, ona bir karanlık daha eklediği kalabalığı vardır sadece. Fikirler evreninde tutarsızlık hüküm sürdüğünde, bunun işaretleri en basit etkinliklerde dahi kendilerini gösterirler. "
- " İslam toplumu sömürgecilik problemini gündeme getirmiştir ama sömürgeleşmeye yatkın olma meselesini ihmal etmiştir. "
- " Toplumun eylemine yön veren biricik fikirler onun o aşamadaki ahlak anlayışıdır. "
- " Kendi yalnızlığına terk edildiğinde insan, bir kozmik boşluk duygusunun saldırısına uğradığını hisseder. Bu boşluğu doldurma tarzı, kendisinin kültür ve medeniyet tipini belirler, yani tarihi eğiliminin bütün iç ve dış niteliklerini gözler önüne serer. Bunu yapmasının esas itibariyle iki yolu vardır: Ya yere, yani ayaklarına doğru bakmak veya bakışlarını gökyüzüne çevirmek. Birinci bakışı, insanın eşya yalnızlığını doldurur. Onun egemen bakışı eşyaya sahip olmak ister. İkinci tür bakışı ise, onun düşünce yalnızlığını şenlendirecektir. Sorgulayıcı bakışı da, hakikatin peşinden koşturacaktır. "
- " Az gelişmiş bir toplum, mutlaka maddi vasıta (eşya) yokluğuyla belirlenemez. Aksine fikir yokluğuyla kendini gösterir. "
--reklam--
İslam Dünyasında Fikir Ve Put İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Es Selam Dostlar! Kitap; İslam dünyasındaki çıkmazları temelde ele alan ve çözümün sağlıklı düşünme ve sağlıklı fikir üretmede olduğunu gözler önüne seren bir çalışmadır. İslam ülkelerinin Batı karşısında teknolojide olduğu kadar fikirde de geri kalışlarının kökenlerini sorgulayan yazar, Müslümanların düşünce kapasitesini enine boyuna tartışıp örneklerle çözüm yolları bulmaya çalışıyor. Genel anlamda benim en çok etkilendiğim, kayda değer bulduğum nokta ve günümüz dünyasının sorunu da diyebiliriz fikrin bir insan üzerine yamanarak putlaştırılışı…ve bu bağlamda sözgelimi arap dünyasında meydana gelen darbelerden yola çıkarak ‘’mübarek adam’’ veya ‘’ uğursuz adam’’ gibi söylemlerle fikirler üretmek yerine şahısların istismarları ile darbelerin başarılı olması ve fikir, putlaştırılan insan zıtlığı sayesinde, siyasi bozgunların boy göstermesi… Neticede İslam dünyasının geri kalmasının ölü fikirler ile öldürücü fikirler ile hayat bulmaya çalışması yani fikir üretmeme ve eskinin ölü fikirleri üzerinde ayakta durmaya çalışma, dışarıdan alınan sorgusuz sualsiz fikirlerle İslam dünyasının geri kalmışlığı gözler önüne seriliyor. Bir başka konu ise İnsanın yalnızlığı konusu ki yalnızlığı seven biri olarak ele almak istiyorum… İnsanın yalnız kalmasının kozmik boyutunu ele alıyor. Robinson Crusoe ve Hay bin Yekzan örnekleri ile ve bizlere iki seçenek sunuyor; Şey ( Eşya ) Boyutu: Robinson Crusoe yalnızlık sıkıntısını çalışmayla masa yapmakla giderirken; Düşünce Boyutu: Hay bin Yekzan ise, yalnızlığı fikirler oluşturarak, keşfederek yendiğini ifade ediyor. Kısaca; Müslüman doğu ile batının yani iki düşüncenin tezi de diyebiliriz. Değerli Dostlar! Kitabın geneline baktığımızda veya çevremizi yani İslam dünyasını gözlemlediğimizde şu sonuca varıyoruz; İslam düşüncesi veyahut İslam alemi her şeyden önce bir fikrin etrafında dönüyor,niteliğe yönelik hükümler nicelik vasfına bürünüyor,ana modellerin ihanete uğraması ile birlikte mistisizm, manevi boşluk, belirsizlik, taklitçilik, batıya hayranlık gibi olumsuzlukların merkezi haline geliyor. Bu bağlamda camide beş vakit ibadetini yapan Müslüman kardeşimiz, oradan çıkıp başka bir evrene daldığında maalesef çıkarcı bir Müslüman haline dönüşüveriyor. Neticede anlıyoruz ki; Fikir yok olduğu zaman tutarsızlık işaretleri derhal kendisini gösteriyor. Bir yerde fikir yoksa yerini ölü fikirler alıyor ve insanları adeta bir karanlık buhranın içine sürükleniyor.Fikirler dünyasındaki bu karmaşa ile zihinlerde her türlü karışıklıkların ortaya çıkmasına şahit oluyoruz günümüz toplumunda olduğu gibi… Kitapta diğer önemli bir konu ise; “Fikir ve put düellosu” adlı bölümü… Kur’an , Arabistan’da İslam’dan önce hüküm süren putçuluğu cahiliye –bilgisizlik-olarak adlandırır. Putçuluk ile bilgisizlik arasındaki ilişkiyi irdeleyen yazarımız, karşılıklı olarak putçuluğun bilgisizlik; bilgisizliğin de putçuluk olduğunu ifade edip ilkel halkların putçu olmalarının tesadüf olmadığını vurguluyor. Putlarla anlaşmanın fikirlerle anlaşmaktan daha kolay olduğunu ifade eden düşünür, ideolojilerin sürekli putlarla anlaştığını -ki katılıyorum ifade eder. Fikirlerin kaybolduğu yerde her seferinde putların yeniden hüküm sürmeye başlayacağını belirten yazarımız;bunun sonuncunda halkın bir dinleyici kütlesi, bir seçmen sürüsü,fikrin kendisine çizdiği yoldan sapmış ve putların izinde yolunu kaybetmiş kör bir kervan misali yol alacağını net ifade eder. “Sonuç olarak bir yazarımızın da ifade ettiği gibi; fikir desteği olmayan kurumların kaybolmaya aday olduğunu; durgunluğa, acze, sömürge olabilirliğe mahkûm edilmiş olan ve yüzyıllardır süregelen çöküş döneminin fosilleşmiş değerlerinin Müslüman toplumlar arasında var olduğu sürece sömürgeleşmenin devam edeceğini belirtmektedir. İslam dünyasının çelişkili fikirlerin elinde olduğunu, bunları İslam dünyasının ana modelleriyle tam olarak temasa geçirmeksizin mevcut durumun düzelmeyeceğini belirtmektedir. Unutmayalım ki; ihanete uğrayan fikirler intikamlarını alırlar… (Slh)
--reklam--
İslam Dünyasında Fikir Ve Put PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Malik Bin Nebi - İslam Dünyasında Fikir Ve Put kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de İslam Dünyasında Fikir Ve Put PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Malik Bin Nebi Kimdir?
İslam Davası'nın Emektarı: Malik Bin Nebi Mumsema Miladi 1905 yılında Cezayir'de dünyaya geldi. Orta öğretimini kendi ülkesinde başarıyla sürdürdü ve daha o yaşlardayken İslâm üzerine araştırmalar yapmaya başladı. 1930 yılında Paris’e gitti ve orada Yüksek Teknik Okuluna girdi.
Bu okuldan mühendis olarak çıktıktan sonra, sömürgecilerin uşağı gibi bir mühendislik görevi yapmaktansa, fakir ve bilgisiz kalmış kardeşleriyle, memleketinin işçileriyle omuz omuza serbestçe çalışmayı tercih etti. Marsilya’ya göç etmiş Cezayirli hemşehrilerinin yanına gitti ve onlarla birlikte ağır şartlar altında çalıştı ve bir yandan da onlara İslami gerçekleri anlatmak için uğraştı.
Gündüz mesaisi sırasında Müslüman kardeşlerini aydınlatmaya çalışan Malik Bin Nebi gecelerini ve boş vakitlerini İslâm ve İslâm toplumları üzerinde düşünmek ve araştırma yapmakla geçirdi.
1940 yılı sonlarına doğru Marsilya’daki göçmen Cezayir’lilerin eğitimi için bir eğitim merkezi açmaya muvaffak oldu. Burada geceli gündüzlü çalışarak birçok din kardeşinin İslâm konusundaki bilgilerini geliştirdi ve onları sömürge hayatından kurtulmanın tek yolunun, İslâmi ilkelere dönmek ve İslam'ı tatbik etmek olduğu hususunda tamamen ikna etmeyi başardı. Çevresine topladığı genç Müslümanları İslami bilinçle donattıktan sonra her birini bir yana gönderip Müslümanları uyandırmakla görevlendirdi.
1946 yılında ilk kitabı olan “Kur’an Mucizesi” adlı eserini neşretti. İman ve ilim ile ilgili meseleleri derinlemesine bir incelemeye tabi tuttuğu bu eserini, o zamanlar sömürgecilerin propagandaları altında ezilen Müslümanlara bir el kitabı olarak takdim etti.
Daha sonra yazarlık hayatını daha iyi değerlendirebilmek için Paris’e gitti ve bir yandan da çeşitli İslam ülkelerinden tahsil yapmak üzere gelmiş gençlere konferanslar vererek bir İslâmi uyanış havası estirmeye muvaffak oldu.
Sömürgeci Fransızların bütün engellemelerine ve komplolarına rağmen gençliği İslâm dâvasına kazandırmak için bitmez tükenmez bir enerji ve aynı zamanda inanılmaz bir cesaretle çalışan Malik Bin Nebi, 1956’da Paris’ten ayrılıp hemen Kahire’ye koştu. Ardından fikirlerinin boşlukta kalmasına rıza göstermeyen bir adam olduğunu ve gerçekten İslâm davasının bir eri bulunduğunu ispat etmek üzere, Cezayir Millî Kurtuluş Cephesine(FLN) katıldı. Mücadelesini hiç ara vermeden devam ettirdi, nihayet hürriyetine kavuşmuş olan memleketinin imdadına koşmak üzere 1963’de Cezayir’e döndü.
Uzun seneler boyunca Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü vazifesini büyük bir azim ve şevkle yürüttü. 1964’den itibaren mümkün olan her yerde kültür merkezleri, eğitim kurumları açtırarak ve oldukça mükemmel kütüphaneler kurdurarak üniversite öğrencilerinin ve yüksek okul gençliğinin hizmetine sundu.
Bir yandan gençliğin eğitim ve öğretimi için çalışıp çeşitli merkezler açtırırken, öbür yandan sanki savaş alanındaymışçasına, gerek memleketin içinde, gerekse dışında durmadan konferanstan konferansa koştu. Cezayir’de vermiş olduğu en mühim konferanslardan birkaçının ismini verelim: “İdeoloji Üzerine”, “Kültürler ve Kültürümüz”, “Medeniyet nedir, ne değildir?”(1963); ideolojik savaş konusunda “Ara safha ne demektir?”(1970).
Bu arada sürekli olarak diğer İslam ülkeleri tarafından davet edildi ve gittiği her yerde gazetelerin üzerinde uzun münakaşa ettikleri önemli konferanslar verdi. Libya, Ortadoğu, ABD ve Avrupa’daki Müslüman gençlik kuruluşlarının davetlisi olarak üniversite gençliğine şu modern çağda Müslümanların ne yapmaları gerektiğini açık bir dille izah etti.
Şam’da vermiş olduğu son konferanslarından birinin adı şöyledir: “20. yüzyılın son çeyrek asrında Müslümanın vazifesi.”
Malik Bin Nebi, 31 Ekim 1973’de hayata gözlerini yumduğunda 68 yaşındaydı.
Türkçe'ye kazandırılmış bulunan kitapları şunlardır:
1- İslam Davası - Yöneliş Yayınları
2- Cezayir'de İslam'ın Yeniden Doğuşu - Boğaziçi Yayınları
3- Fikir ve Put - Boğaziçi Yayınları
4 - Kur'an-ı Kerim Mucizesi - Diyanet Vakfı Yayınları
5 - İdeolojik Savaş Ajanları - Timaş Yayınları
6 - Yüzyılın Tanığı - Lale Kitabevi
7- Kültür Sorunu ve Bir Toplumun Doğuşu - Ankara Okulu Yayınları
Ali Kureyşi'nin Ekin Yayınları'ndan çıkan "Malik bin Nebi'ye Göre Toplumsal Değişim" adlı kitabı ve Fatih Okumuş'un Denge Yayınları'ndan çıkan "Malik bin Nebi: Yirminci Asrın Tanığı" kitabı da Malik bin Nebi'yi yakından tanımak için okunmasında fayda bulunan eserler.
--reklam--
Malik Bin Nebi Kitapları - Eserleri
- İslam Davası
- Çağa Tanıklığım
- İslam Dünyasında Fikir Ve Put
- İdeolojik Savaş Ajanları
- Düşünceler
- Savaş Esintisi
- Kur'an-ı Kerim Mucizesi
- Cezayir'de İslam'ın Yeniden Doğuş
- Kur'an-ı Kerim Mucizesi
- Kültür Sorunu ve Bir Toplumun Doğuşu
- Sömürge Ülkelerde Fikir Savaşı
- Kur'an Fenomeni Kur'an'ın Anlaşılması Teorisi
- Yüzyılın Tanığı
- İslam ve Demokrasi
--reklam--
Malik Bin Nebi Alıntıları - Sözleri
- Yeni bir medeniyet inşa etmemiz şarttır. (Düşünceler)
- " Estetik, bir memleketin dünyadaki çehresidir. " (Kültür Sorunu ve Bir Toplumun Doğuşu)
- ...yakıtın son damlası tükendiğinde tekleyip stop eden bir motor gibi, Kur’âni motivasyonun zayıflamasıyla birlikte İslam Dünyası da duraklamaya başlamıştır. (İslam Davası)
- " Sömürge halklar, özgürlüğe inanır. " (Savaş Esintisi)
- " Kendi yalnızlığına terk edildiğinde insan, bir kozmik boşluk duygusunun saldırısına uğradığını hisseder. Bu boşluğu doldurma tarzı, kendisinin kültür ve medeniyet tipini belirler, yani tarihi eğiliminin bütün iç ve dış niteliklerini gözler önüne serer. Bunu yapmasının esas itibariyle iki yolu vardır: Ya yere, yani ayaklarına doğru bakmak veya bakışlarını gökyüzüne çevirmek. Birinci bakışı, insanın eşya yalnızlığını doldurur. Onun egemen bakışı eşyaya sahip olmak ister. İkinci tür bakışı ise, onun düşünce yalnızlığını şenlendirecektir. Sorgulayıcı bakışı da, hakikatin peşinden koşturacaktır. " (İslam Dünyasında Fikir Ve Put)
- Tarihin en kesin dönüm noktalarında, herhangi bir toplumun varlığını tehlikeye düşüren şey, o toplumdaki vasıtaların kıtlığı değil, aksine, fikirlerin yetersizliğidir. (İdeolojik Savaş Ajanları)
- " Şeyciliğin sosyal plandaki sonucu, entropik gelişme, yani bir toplumun iktidarının yabancılaşması, vasıtaların israfıdır. Nicelikçilik ve şeycilik beklenmedik sosyolojik veçheler doğururlar. " (İslam Dünyasında Fikir Ve Put)
- " Bir gün dahi çiçeklerin saçıldığı bir yolda yürümemiştim. Aksine yazgımın benim için çizdiği yolumda, dikenlerden başkası yoktu. " (Çağa Tanıklığım)
- Bir toplum kendisine yaşama ve hareket etme gücü veren rüzgarın kesilmesi aşamasına geldiğinde bir “devrin” daha sonu geldi demektir. Artık bu “medeniyet” başka toprak parçasına göç edecek yeni bir biohisterik terkip üzerinde yeni bir devir başlayacaktır. (İslam Davası)
- Sömürgenin dehası, bir kimseden intikam alırken ve onurunu zedelerken hiçbir ayrıntıdan çekinmemektedir. Çünkü sömürü, maddeye ve manaya aynı anda saldırmaktadır. (Savaş Esintisi)
- Yani papazı papaz yapan biraz da cübbesidir. (Cezayir'de İslam'ın Yeniden Doğuş)
- Toynbee de zorlukların nasıl firsatlara dönüşebileceğini vurgulayarak şöyle demiştir: "Zorluklar, yaratıcı tehditlerdir. Çünkü insanları tepki göstermeye özendirirler." Bu tepkinin, fikren ve bedenen yorulup ter dökmeksizin olmayacağı açıktır. (Düşünceler)
- " Sömürü, her şeyin anlamını öyle bir çekip almaktadır ki, anlamsızlık artık düzen olmaktadır. " (Savaş Esintisi)
- Kur'an , çöl adamından medeni bir insan çıkardı. (İslam Davası)
- " Tarih, alışılmış yollarda başkalarının ayak izlerini takip ederek değil, yeni yeni yollar açarak yapılır. Yeni yollar açmak ise ancak ahlakî nitelikli bütün sorunlara cevap veren otantik fikirler ve yeniden inşa edilmek zorunda olan bir toplumun büyüme problemlerini karşılayabilecek etkili fikirlerle mümkündür. " (İslam Dünyasında Fikir Ve Put)
- Ruhun yitirildiği yerde medeniyet gerileyecek sonunda da yok olacaktır. Zira yükselme gücünü kaybeden herkes, yerçekiminin etkisiyle aşağı düşmekten başka bir şey yapamayacaktır. (İslam Davası)
- Medeniyet; sorunlara karşı karamsar değil iyimser bir bakış açısıyla ödev/sorumluluk bilincini kuşanmış bir toplum tarafından kapsayıcı bir şekilde inşa edilebilir organizasyondur. Yükselen kalkınan toplum ödevleri bakımından fazlalığa sahip bir toplumdur. Örneğin Hindistan belli bir üretim fazlalığına sahip olduğu için yıllık gayri safi hasilasinin %2 yeni projelerin finansmanında kullanmaktadır. Çin ise %16 'sini kullanmaktadır. Orta Asya yönetimi halkının ödev bilincine çağırmş bunu özendirmiştir. Kur'an'ın Kerim'de Müslümanları önce ödev ve sorumluluklarını gözetmeye, bunların gereklerini yapmaya davet etmiştir. Haklar doğal olarak bunu takip etmiştir.(1) (1) Şam, Milli Birlik Külübü, 29 Ağustos 1960 tarihli konferans/ konuşma Not: Rakamlar Konuşmanın Yapıldığı Döneme İlişkindir. Mâlik bin Nebî / Düşünceler SH,21 -35, ~ Mana Yayınları (Düşünceler)
- Biz, toplumumuzun herhangi bir meselesinin üzerine eğildiğimiz zaman, sömürgecilik de aynı meselenin üzerine eğilir. Ve biz ona bir çözüm bulduğumuzda da, şu veya bu yolla o çözümü her zaman çarpıtmak ve bozmak için çalışır. (İdeolojik Savaş Ajanları)
- "Şurası muhakkak ki Kur'an'ın tefsiri meselesi münevverin dini inanış ve kanaatleri bakımından olduğu kadar sokaktaki adamın düşünceleri bakımından da mühimdir." (Kur'an-ı Kerim Mucizesi)
- Düşünceler bir deneyimdir. (Düşünceler)
Yorumlar
0 yorum