Kitap Künyesi
Yazar: Edgar Allan Poe
Çevirmen: Oğuz Baykara
Orijinal Adı: The Raven
Yayın Evi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
İSBN: 9786054238576
Sayfa Sayısı: 35
Kuzgun Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitap, Edgar Allan Poe'nun “Kuzgun” isimli ünlü şiirinin yeni ve güçlü bir çevirisi ile Poe'nun “Yazın Sanatının Felsefesi” isimli metninden “Kuzgun”un yazılma sürecini içeren bölümü bir araya getiriyor. Bu yeni “Kuzgun” çevirisi yalnızca bir çeviri değil, özgün şiire bir Türkçe sadâ kazandırma çabasının ürünü.
“Sonunda şiirimin çatısı ortaya çıkmıştı. Şiirimin adı “Kuzgun” olacaktı. Bu kuş zaten meşum, uğursuz bir hayvan olarak biliniyordu ve devamlı aynı kelimeyi her hecenin sonunda melankolik bir tonla tekrar edecekti. Burada hemen mükemmel bir şiirin mutlaka bir amacı olması gerektiği aklıma geldi. İnsanlığı en çok hüzne boğan evrensel acı ne olabilir diye sordum kendime. Cevabım “ölüm” oldu. İşin estetik tarafını düşünerek ölümü şiirselleştirmem gerekiyordu. Şiir ancak bu şekilde daha önceden düşünmüş olduğum “güzellik” unsurunu içerebilecekti. Güzellik ve ölüm! Bunlar nasıl yan yana gelebilirdi? Ancak güzel bir kadının ölümüyle! Güzel bir kadın ölecekti, ama onun bu güzelliğini kim dile getirecekti? Tabii ki arkada kalan zavallı sevgilisi… Ağıt tutmak ancak onun dudaklarına yakışabilirdi.”
Kuzgun Alıntıları - Sözleri
- “Gerçek aşkın öpücükleridir Sana huzur verip dinlendiren”
- "Bu can tenden çıkmadıkça, iflah olamam ben asla!"
- Bu can tenden çıkmadıkça, iflah olamam ben asla!
- Yarın sen de terk edersin yitik umutlarım gibi!
- Evime ulaştım, artık benim evim değildi Hepsi uçup gitmişti, onu benim evim yapan kişi ile birlikte
- Hasret canıma tak etti, aşk derdine var mı deva?
- Kasvetli gece yarısının birinde, zayıf ve bitkin dalmıştım düşüncelere Unutulmuş çekici ve garip eski inançların kitapları üzerinde.
- Bilim! Sen eski zamanların öz kızı! Her şeyi değiştirirsin araştıran gözlerinle. Neden avladın şairin kalbini böyle, Kanatları sıkıcı gerçekler olan akbaba? Seni nasıl sevebilir, seni nasıl akkıllı görebilir?
- Dostlar uçup gitti bıraktılar tek başıma..
- Bütün gördüğümüz ve bize görünün Yalnızca rüya içinde rüya
- Ah, meydan okuyorum sana Cehennem; Göster bana aşağıda yanan ateşten yataklarını Daha mütevazı bir kalple, daha derin bir kederle.
Kuzgun İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nedense şiirin kendi lisanının dışında çevrilemeyeceğini düşünmüşümdür hep. Çünkü çeviri şiirin ruhunu ve armonisini belki de anlamını kaybettiriyor. (En azından ben öyle düşünüyorum) Sanırım bu sebeple lisanımın dışındaki yazılmış şiirlere aşina olamadım. Lakin Edgar Allen Poe'nin bir çok şiirinin bulunduğu bu kitapta; en bilinen KUZGUN ve ANNABEL LEE şiirleri ruhumda şiirsel bir etki bırakmıştır hep. Kimbilir belkide gencligimde aşina olduğum ve şiirin içini duygularımla doldurduğum için. (Murat)
Kuzgunlar Yasına Gider: YouTube kitap kanalımda Kuzgun kitabını önerip en sevdiğim şiirlerden bahsettim: https://youtu.be/ZHFew7sBSeE Şiir incelemek zor iş. Yazarken şair akla karayı seçer ama biz geliriz 15 dakikada şiiri bitiriveririz, sonrasında da o şiir hayatımızdan bir kuş gibi uçar gider. Peki, o şiiri korkutup kaçırmadan önce duygu dallarımızda nasıl tutabiliriz? Poe, karayı seçenlerden. İnsanlığı en çok hüzne boğan evrensel acı ne olabilir diye sorup cevabını ölüm bulanlardan. Bize de sorulsa çoğumuz bu sorunun cevabını aynı şekilde veririz. Peki, ölümü nasıl şiirselleştirebiliriz? Ölüm, toprak altına gömülen sevdiklerimizin cesetlerinden mi ibaret? Bastığımız yerleri çoğu zaman toprak diyerek geçtiğimiz gibi okuduğumuz şiirleri de çoğu zaman şiir diyerek geçiştirmiyor muyuz? Ölüm adlı sonu gelmeyen bu şiire mısralık yapan fani bedenlerimiz, şairine nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyor? Yıllardır kalbimde yaşattığım ve ıssız bir adaya düşsem yanımda bulunmasını isteyeceğim şeylerden biri olan kuzgunun zekiliğini ölüm kavramı ile çok bağdaştırırım. Ölüm aynı kuzgun gibi zekidir. Ne zaman, nereden çıkacağı bilinmez. Hafife alınır. Üzerine düşünülmez. Düşüncenin bedende olup olmamasının arasındaki ince sınırdır ölümün tanımı. Zaten biz de bir gün kesinlikle öleceğini bildiklerimizle konuşuruz. Sanki yüzümüze bir gün toprak atılmayacakmış gibi burnumuzu havaya doğru dikeriz. Ateş ve suyun da bu arada bizi kıskandığını sanırız. Oysaki her nefsin istisnasız tadacağı ölümün yasına doğru gittiği dünyanın her karesinde kuzgunlar neden yaslarına gitmesin? Mesela kuzgunlar, insan konuşmasını çok iyi taklit edebilirler. Yoksa ölüm de mi bir taklitçidir? Bizim konuşmamızı mı taklit eder? Sahi, hep sevdiklerimizin ölmesi belki de bu yüzdendir. Sevdiklerimizin dilinden konuşur ölüm. Sevdiklerimizi taklit eder. İsveç'te gece öten kuzgunların, düzgün bir şekilde yakılmamış Hristiyanların ruhları olduklarına inanılan bir batıl inanç gibi, geceye, siyaha, ölüme ve kuzgunlara pek de değer vermiyor oluşumuz belki bizim de düzgün bir şekilde yaşamıyor oluşumuzdandır. Gündüz insanlarıyızdır biz. Beyazı ve mutluluğu severiz. Ruhlarımıza bir mutsuzluk parçası dokundu mu "Aman Ruh! Ağzımızın tadı kaçmasın." deriz. Oysaki Danimarka'daki insanların kuzgun kanatlarındaki oyuğa baktıklarında bir kuzguna dönüşeceklerine inanmaları gibi, biz de sevdiğimiz insanlardaki vücut oyuklarına, gözeneklere, gamzelere baktığımızda belki de yaşamın sonunu görürüz. Sevgilinin kanatları altına girdiğimizde onunla birlikte ölümün çukuruna kadar gidecek olduğumuzu düşünmemiz ölümün bir kuzgun gibi çok iyi taklitçi olduğunu göstermez mi? Kuzgun, kuzgun... Kelt savaş tanrıçalarının savaşırken kuzgun şekline bürünmesi gibi, ben de aşk denilen sonsuz meydan muharebesindeki yüzlere bakarken çeşitli kuzgunlar olurdum. Viking tanrısı Odin'in, her gün dünyayı dolaşıp ona haber getiren Hugin ve Munin adındaki iki kuzgununu taklit edip, ben de akıl ve kalp adındaki iki kuzgunumu her gün kitaplar arasında yaşadığım dünyayı dolaşıp bana haber getirmeleri için salardım. Bazı Kızılderililerin, dünyayı yarattığına inandıkları kuzguna bir ilah olarak taptıklarını öğrenirdim. Bu insanlar sevdiklerine mi tapardı, yoksa korktuklarına mı? Kuzgun işte. Benim de kalbimde saklı, aylardır orada profil fotoğrafımın ortasında duruyor. Görmesini bilene. Bir gün gelirse pencerenizin önüne, korkmayın ondan, anlamaya çalışın onu. Sevgilinin yüzünü nasıl inceliyorsanız, ölümün yüzünü de öyle inceleyin. Zira boşuna değil bu şiirlerin yazılması. Ölüm de bir şiirdir nitekim, biz de ölümün mısralığını yapanlarız. Uykularımızın hepsi bir kelimedir ve biz rüyalarımızda gerçekleştiremediğimiz hayallerimizle gün gün ölürüz, ölüme layık olmak için. Yaşadım diyebilmek için ölmek gerekir ve belki biraz da şiir okumak. Araya Poe katıp, size siyah bir dünyanın kapılarını açacak kuzgunlara misafir olmak. Yanımda bir kuzgunum olsaydı, ölümsüzlüğü keşfetmeye çalışırdım onla Edgar Allan Poe gibi: "Söyle, nasıl çağırırlar seni Ölüm kıyısından? Dedi Kuzgun: "Hiçbir zaman." Hiçbir bilim adamı yanaşamazdı bu ölümsüzlük iksirine, alırdım kuzgunumu yanıma, kaçırırdım Hogwarts'taki bütün baykuşları. Sonraları aklımın kuzgunlarıyla birlikte bir şiir incelerdim, bir daha uçup gitmesin diye akıldan. Zira şiirler de uçup gidiyor akıldan sevilenler gibi. Oysaki insan, unutmamak için sever. Neden sürekli unutmaya çabalar ki insan dediğimiz? Unutmak, hatırlamanın tam tersi olmadığı için, bilakis hafızamızın en büyük başarısını kendimize kanıtlamak için mi unutmak isteriz? Seni unutmayacağım Poe. (Oğuz Aktürk)
"Bu kitabı, düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum." Edgar Allen Poe Yazar bu güzel sözle başlamış kitaba. Poe'nun, "Kuzgun" şiirini bilmeyen yoktur. Bu güzel şiir kitabındaki ilk şiir KUZGUN. Şair, penceresine gelen kuşla konuşuyor: "Dostlarım kaçtı yanımdan. Umutlarım gibi yarın sen de kaçarsın yanımdan." Birbirinden masalsı şiirlerle dolu kitaptan çok sayıda alıntıyı yorum sonuna bırakıyorum. *Beni terk etmediler Umutlarımın terk ettiği gibi *Şimdi ağla ya da ağlama sakın! *Gecelerin kıyısından Söyle nasıl çağırırlar seni Ölüm kıyısından (Görünmez Kadın)
Kitabın Yazarı Edgar Allan Poe Kimdir?
1809’da Boston’da doğdu. Henüz bebekken yetim kaldığından onu yanlarına alan John ve Frances Allan çifti tarafından yetiştirildi. John Allan’la para konusunda sürekli anlaşmazlıklar yaşayan Poe, 1827’de orduya yazıldı. Aynı yıl ilk kitabı Tamerlane and Other Poems’u (Tamerlane ve Diğer Şiirler) isimsiz olarak yayımlandı. 1831’de ordudan atıldı. Bunu izleyen yıllarda düzyazıya yoğunlaştı ve yaşamını yalnızca yazarak kazanmaya çalıştı. Southern Literary Messenger, Burton’s Gentleman’s Magazine, Graham’s Magazine gibi dergilerde yardımcı editör olarak çalıştı, Broadway Journal’ın önce editörü, daha sonra sahibi oldu. Nantucket’lı Arthur Gordon Pym’in Öyküsü 1838’de ve Tales of the Grotesque and Arabesque (Grotesk ve Arabesk Öyküler) adlı iki ciltlik derleme ise ertesi yıl yayımlandı. Fakat Poe’nun adını asıl yaygınlaştıran, 1845’te yayımlanan “Kuzgun” şiiri oldu. 1835’te, o sırada on üç yaşında olan kuzeni Virginia Clemm’le gizlice evlendi. Virginia’nın 1847’de veremden ölmesinin ardından Poe kendini daha da fazla içkiye verdi. 1849’da, bilinmeyen bir sebepten öldü.
Edgar Allan Poe Kitapları - Eserleri
- Morgue Sokağı Cinayeti
- Kuyu ve Sarkaç
- Bütün Hikayeleri
- Bütün Şiirleri
- Kara Kedi
- Kızıl Ölümün Maskesi
- Şiirler - Annabel Lee
- Dedektif Auguste Dupin Öyküleri
- Kuzgun
- Karanlıktır İnsanın Ruhu
- Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Hikayesi
- Çalınan Mektup
- Altın Böcek
- Seçme Hikayeler
- Bir Haftada Üç Pazar
- Öyküler
- Sfenks
- Tuhaflık Meleği
- Yazının Felsefesi
- Gözlük
- Usher Konağı'nın Çöküşü
- Kısa Hikayeleri: Kuzgun, Morgue Sokağı Cinayetleri ve Diğerleri
- Bitmiş Adam
- Bir Kudüs Öyküsü
- Gizem ve Hayalgücü Öyküleri
- The Tell-Tale Heart
- Bütün Öyküleri 2
- Berenice
- Şehrazatın Bin İkinci Gece Masalı
- Oval Portre
- Morella
- Kelimelerin Gücü
- Ligeia
- Hipnoz Altında Gerçekler
- Bir Mumya ile Küçük Bir Hasbihal
- The Cask of Amontillado
- Ölümcül Öyküler
- Aldatma
- Edgar Allan Poe
- Şizofren
- Veba Kralı
- Eureka
- Bütün Öyküleri 3
- Gizemli Öyküler
- A Descent Into the Maelstrom
- Hayalgücü Öyküleri
- Şiirler ve Anılar
- Randevu
- The Oblong Box
- Olağandışı Öyküler
- The Fall of the House of Usher
- Hekayələr
- Kuzgun - Amontillado Fıçısı - Morella
- The Mystery Of Maire Roget
- Seven Stories of Mystery and Horror
- The Facts in the Case of M. Valdemar
- Olağanüstü Yaşantılar
- Bilim Kurgu Öyküleri
- Seçilmiş Əsərləri
- Doktor Tarr İle Profesör Fether'in Sistemi
- 20 Best Stories By Edgar Allan Poe
- American Horror
- Qelareşk û Bîst Helbestên Din
- El Aaraaf, Tamarlane and Minor Poems
- Complete Poems - Selected Essays
- Bütün Hikayeleri 4
- Bütün Hikayeleri 5
- Poetry for Young People: Edgar Allan Poe
- Complete Works of Edgar Allan Poe
- The Works Of Edgar Allan Poe, Volume 1
- The Works Of Edgar Allan Poe, Volume 2
- The Works Of Edgar Allan Poe, Volume 3
- The Works Of Edgar Allan Poe, Volume 4
- The Works Of Edgar Allan Poe, Volume 5
- Steampunk: Poe
Edgar Allan Poe Alıntıları - Sözleri
- Ağla, ağla gözlerim ve kendini gözyaşlarıyla yok et! Hayatım bir yarısı diğerini mezara gönderdi. (Bitmiş Adam)
- Çılgın hayalleri olan bir yürekle, Ki kumandan benim, Yanan bir mızrak ve kanatlı bir atla, Yaban ellerde dolanıyorum. (Gözlük)
- “Beni asla sevemedin, ama yaşamda tiksindiğin kişiye ölünce tapacaksın.” (Morella)
- Her şey göreceli olarak ya iyidir ya da kötü. Yeterli bir analiz her durumda zevkin acının tam tersi olduğunu gösterecektir. Pozitif zevk sadece bir düşüncedir. Herhangi bir noktada mutlu olmak için aynı zamanda acı da çekmeliyiz. Acı çekmeyen kişi asla mutlu olamaz. (Usher Konağı'nın Çöküşü)
- Gerçekten de tek lüksü kitaplarıydı. (Şizofren)
- Çok kaygılı olduğumdan kitap okuyamıyordum. (Nantucketlı Arthur Gordon Pym’in Hikayesi)
- Bizim için artık düş diye birşey yok. (Bir Mumya ile Küçük Bir Hasbihal)
- İnsanlar güzellikten konuştuklarında, bir nitelikten değil, akıl ve kalpten de değil, daha ziyade, bir etkiden bahseder; kısacası, ruhun o ani yükselişinden... (Yazının Felsefesi)
- " Şüpheler içeren ve tehlikeli bir istek olsa da cesur bir yürek için başarılmayacak hiçbir şey yoktur. " (Gözlük)
- Yaşarken belan oldum Ölürken ölümün olacağım Martin Luther (Bitmiş Adam)
- Orada beni bekle! O yankılı vadide. Mutlaka buluşacağım seninle. (Randevu)
- Korku ve ölüm ezelden beri etrafta dolanıyor... (Kelimelerin Gücü)
- "Bırak içini döksün; rahatlasın biraz. Bana, onu kendi kalesinde yenmiş olmak yeter..." (Dedektif Auguste Dupin Öyküleri)
- İnsanlar çırpınan gölgeler gibi yanımdan geçip gitti ve tüm bunların arasında seçebildiğim tekti : Morella. (Ölümcül Öyküler)
- Ruhuma, umutsuzluğun keskin ağırlığı çöktü... (Kuyu ve Sarkaç)
- Bizi böyle etkileyebilecek basit ve doğal nesne kombinasyonları hiç şüphesiz var olsa da derinliğimizin ötesinde olan bu gücü analiz edemeyiz (Usher Konağı'nın Çöküşü)
- keder ki, izlenimlerin en kalıcı olanıdır, nasıl ki servi en dayanıklı ağaçsa... (Morella)
- Bu-yolla düşüncelerimi onlara benimsetmekte (çünkü cahil insanlardı) pek zorlanmadım. (Bir Mumya ile Küçük Bir Hasbihal)
- Hayatımın hiçbir anında, yanlış anlaşılma tehlikesiyle karşılaşmadan serbestçe konuşabileceğim bir dost ihtiyacını o andaki kadar yakıcı bir şekilde hissetmemiştim. ...aynı duyguları paylaşan birinin arkadaşlığı olmada bu manzaraların ve esinlendiği düşlerin tam olarak tadına varılamazdı. Thornton, alay edilme korkusuna kapılmadan içimi dökebileceğim, yüreğimi alt-üst eden duyguları rahatca açıklayabileceğim biriydi. ... Pierre'le de iyi dosttuk, lakin aramızda paylaşılan fikirlerin yarattığı bağlar - insanlar arasındaki bağların en güçlüsü - yoktu. (Bütün Öyküleri 2)
- Kendisi, yalnızca kendisi, tek başına sonsuz ve tek. Ploton, Şölen. (Bitmiş Adam)
Yorumlar
0 yorum