Kitap Künyesi
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Çevirmen: Asena Çakmak Özdemir
Yayın Evi: Dex Yayınları
İSBN: 9786050952803
Sayfa Sayısı: 380
--reklam--
Ölene Dek Beraberiz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Bana o gelinliği giydirip, gözümü bağlayarak dışarı çıkardığında biliyordum… Buraya kadardı işte. Ölecektim… Ağladı, Cole. Dışarıda yanımda yürürken ağlıyordu. Hıçkırıyordu… Ben de… Ona yalvardım, yakardım… Öleceğimi biliyordum ve ölmek istemiyordum.”
Damat lakaplı seri katilin elinden kurtulabilen tek kadın olan Sasha, on yıl önce kaçarcasına terk ettiği küçük kasabasına geri dönmeye karar verir. Ancak eski hayatını yeniden kurmak düşündüğü kadar kolay olmayacaktır. Annesinin işlettiği otele adımını attığı andan itibaren kâbus yeniden başlar. Kasabada ardı ardına kadınlar kaçırılıp öldürülür. Üstelik tüm cinayetler Sasha ile bağlantılıdır. Onun elindeyse yalnızca, yıllar önce ardında bıraktığı aşkı Cole vardır.
--reklam--
Ölene Dek Beraberiz Alıntıları - Sözleri
- "Sana ne diyeceğimi bile bilemiyorum." "Teşekkür ederim?" İçimden şaşkın bir kahkaha yükseldi. "Şu an aklımdan geçen kelimeler bunlar değildi."
- Plan yapmak sabır isterdi, sabırsa gerçekten bir erdemdi; yıllarca ama yıllarca beklemekle uzmanlaşılan bir erdem.
- Zamanda geri gidebilecek olsaydım on dokuz yaşındaki Sasha'ya, olanları kabul et, işe gitsin derdim. Davet edildiği okul partilerine gitmesini söylerdim. Geç yatıp geç kalkmasını, kendine daha fazla güvenmesini, aynaya baktığında sahip olduklarının farkına varmasını... Ekon 101'de tanıştığı çocukla bir ilişkiye doğru kocaman bir adım atmasını.
- Kolay olsaydı muhtemelen değmezdi zaten.
- Delilik genelde pek mantıklı gelmez zaten.
- "Şu hayatta bir halta değen, eğlenceli, mutlu ne varsa her zaman karışık olmuştur diye düşünürüm."
- Şimdi dönüp bakınca, her şeyi farklı şekilde halledebilirmişim diyorum ama o zamanlar yapmam gerektiğine inandığım şeyi yapmıştım.
- Arkadaşlar birbirlerinden vazgeçmezler, özellikle de korkunç travmatik olaylar yaşadıktan sonra.
- "Hayatta olmak her zaman iyi olduğun anlamına gelmiyor."
- Ölüm söz konusu olunca hiçbir şeyin önemi kalmıyordu.
--reklam--
Ölene Dek Beraberiz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ben açıkçası bir polisiye gerilim tarzı bekliyordum: kitap/olene-dek-beraberiz--108945 isimli kitabı az önce ite kaka bitirdim ve şunu söyleyebilirim son 50 sayfaya kadar hiç bir aksiyon yok yarım bırakmamak için bitirdim kitabı yazar kendi de anlamış olmalı ki kitabın çok durağın olduğunu son sayfalarinda bir hareketlilik olsun diye gereksiz bir cinsellik katmış ama bence o bile kurtaramamiş bu kitabi katil kadınları nasıl tuzağa düşürüyor nasıl işkence yapıyor hiç mi hiç bilmiyoruz kitabin 3 de 2 si sadece sashanin eski arkadaşları ile buluşması niye geldin niye gittin gibi diyaloglar ile geçiyor. Birde bana sanki bundan önce bir kitap varmışta asıl olay o kitapta anlatılmış da sonra yoğun istek üzerine bir kitap daha yazılmış gibi geldi bana kısacası bu kitap sizi ne heycanladiracak ne gerecek ne de başka bir şey yapacak yinede okumak isteyenlere keyifli okumalar.. (Ben İrem Kütüphaneme Hoşgeldiniz)
Yazarın bütün kitapları kitaplığımda mevcut, sadece son kitabını henüz okuyamadım. Yazarın özellikle lux serisine ve melez sözleşmeleri serisine bayılıyorum. Şu ana kadar en az beğendiğim bu kitabı oldu. Çok kötü değildi gerçi ama diğer kitaplarının yanında sönük kalmış. Her zaman ki tarzı değildi belkide ondan bilemiyorum. (Özlem)
O, damat adlı seri katilden kurtulan tek kurbandı. Ve 10 yıl sonra kaçıp gittiği evine döndüğünde on yıl önce yaşananlar yeniden yaşanmaya başlamıştı. Katili baştan tahmin etsem de, kitap çok sürükleyici ilerledi.Severek okudum. Hem gerilim hem romantik kitap arıyorsanız tavsiye ederim. (Mine Demirci)
--reklam--
Ölene Dek Beraberiz PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jennifer L. Armentrout - Ölene Dek Beraberiz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölene Dek Beraberiz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jennifer L. Armentrout Kimdir?
Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor.
Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Kitapları - Eserleri
- Obsidiyen
- Oniks
- Opal
- Köken
- Direniş
- Melez
- Safkan
- Tanrı
- Apollyon
- Avcı
- Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
- Hep Seni Bekledim
- Sağdıç
- Saplantı
- Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
- Kış Güneşi
- Kan ve Külden
- Kimi Seçtiğine Dikkat Et
- Bodyguard
- Oyuncu
- Unutuluş
- Lanetli
- Geri Dönüş
- Hep Seni İstedim
- Güç
- Paramparça
- Mücadele
- Sonsuzluğun Sonuna Dek
- Ölene Dek Beraberiz
- En Karanlık Yıldız
- Cesur
- A Kingdom of Flesh and Fire
- Kehanet
- The Crown of Gilded Bones
- Ya Yarın Yoksa
- En Aydınlık Gölge
- The War of Two Queens
- Elixir
- A Shadow in the Ember
- Hold Om Mig
- Trust İn Me
- Scorched -
- The Dead List
- Forever with You
- Fall With Me
- Fire In You
- Stay with Me: A Novel
- The Queen: A Wicked Novella
- The Prince: A Wicked Novella
- The King: A Wicked Novella
--reklam--
Jennifer L. Armentrout Alıntıları - Sözleri
- "Orada dikilip duracak mısın yoksa gerçekten bir işe yarayacak mısın?” diye söylendi Tink, Ren’e. “Benim için kutuları yerden alır mısın?” “Tink,” diye çemkirdim. “Kutuları ben alırsam, onları bahçeye fırlatıveririm,” dedi Ren. Tink ellerini yanaklarına vurarak aniden geriye sıçradı. “Buna cesaret edemezsin.” “Hem de öyle bir ederim ki.” “Ah, Tanrım,” diye homurdandım, Ren’in etrafından dolaşarak. Kutuları yerden alıp içeri taşıdım, sonra da kanepeye fırlattım. “Dikkat et!” diye ciyakladı Tink. “İçlerinde paha biçilemez, kırılacak şeyler olabilir.” Ren arkasından kapıyı kapatırken, havada süzüldü. “Ve sen! Sen kutuları bir hanıma taşıttın.” Gözlerimi devirdim. Ren gürültülü bir nefes verdi. “Tanrım; çok sinir bozucusun.” “Ne olmuş?” Tink kanatları hararetle havayı döverek, kanepeye doğru uçtu. “Ben lastiğim, sen yapışkan!” Ren ufaklığa doğru döndü. “Ne?” “Ne söylersen söyle benden sekip gelir sana yapışır!” (Paramparça)
- “Beni kalbimden bıçaklayacak mısın? Tekrar?" "Neden bileğimi bırakıp öğrenmiyorsun?" "Bu kulağa evet gibi geliyor.” (A Kingdom of Flesh and Fire)
- "Alexandria'nın Apollyon olması beklense de sizin kaderinizde hep çok daha fazlası olmak vardı." Karina bana baktı. "Kabullenmesi güç olabilir fakat bunu kabullenmeniz gerekiyor." "Yoda gibi konuşuyorsun," diye mırıldandım. "Anlamadım?" "Önemli değil." (Mücadele)
- Kendimi nasıl hissetiğimle ilgili konuşmak konusunda hiç iyi değildim. Kahretsin, kendimi nasıl hissettiğim hakkında düşünmekte bile iyi değildim. (Melez)
- “Nasıl cadaloz bir şeysin sen böyle,” (Hep Seni Bekledim)
- “Öyle güzelsin ki, Layla. Sonsuzluğun geri kalanında bakabileceğim bir şey seçme imkanım olsaydı seni seçerdim.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- "Aptal aptallık yapandır..." (Hep Seni İstedim)
- “I’m not afraid of her,” I whispered to my reflection. “I’m a Queen. I’m a god. I’m not afraid of her.” (The War of Two Queens)
- “Aşktı bu; aşk değiştirebilirdi insanları.” (Kimi Seçtiğine Dikkat Et)
- Kitaplar. Kitaplar her yerdeydi. Beş adet kitap düzgünce kanepenin köşesine dizilmişti. iki tane de sehpanın üstünde duruyordu. Bir tanesinin içinde parlak bir ayraç vardı. Diğer sehpada üç kitap daha. Bir tane de televizyon sehpasının üstünde. O kitaba da bir ayraç konmuştu. İki kitap birden mi okuyordu acaba? Yoksa daha da mı fazla? Ben bir taneyi zar zor okurken... (Unutuluş)
- Yıldızlar... ne kadar güzel olsalar da, çok uzaktaydılar (Hep Seni Bekledim)
- “Seninleyken kendimi bir canavar gibi hissetmiyorum. Öyle olduğumu unutuyorum. Bana bunu hak ettirmeyen şeyleri yaptığımı unutuyorum.” (Geri Dönüş)
- Bazen… bazen sanki bir tuzak kurulmuş da hepimiz dörtnala koşup tuzakla düşmüşüz gibi geliyordu. (Opal)
- She was hugging me, and I didn’t know how to respond to that for several seconds. My senses were overloaded as I lifted my arms and wrapped them around her, returning the gesture stiffly. The hug felt awkward and strange…but then it felt like something wonderful. Ezra embraced me—squeezed me tightly—and then let go. “I love you, Sera.” Overwhelmed, I watched her step back and smile shakily. I stood there as she turned and made her way back to the carriage. I didn’t breathe until she was inside. I swallowed thickly, briefly closing my eyes. “I love you, too,” I whispered. (A Shadow in the Ember)
- I loved him. I was in love with him, even though that love had been built on a foundation of lies. I loved him even though there was so much I didn’t know about him. I loved him even though I knew I was a willing pawn to him. (A Kingdom of Flesh and Fire)
- Korku zayıflık değildir. Sadece üstesinden gelmen gereken bir durumun işaretidir. (Tanrı)
- Herkes rahat olabilir. Buraya kargaşa çıkarmaya ya da çatıyı başınıza yıkmaya gelmedim." "Nasıl?" diye mırıldandı Deacon. "Sen nasıl..." "Uzun hikâye ve içimden açıklama yapmak gelmiyor hiç." (Mücadele)
- "Biliyor musun?" Aiden'a meydan okuyan bir bakış fırlattım. "Gidelim. Hadi, Seth. Âşık kavgamıza devam edelim biz." Duvardan ayrılan Seth tek kaşını kaldırdı. "Evet, aşkım, bu kulağa çok hoş geliyor. Hançeri unutma da gözümü oyabilesin" (Safkan)
- Aiden boğuk bir kahkaha atıp Alex'e baktı. Alex ona güven telkin eden bir gülümsemeyle karşılık verdi. İkisinin hemfikir oldukları belliydi. Zihinleri ve ruhları birbirine bağlıymış gibi. (Güç)
- “I need you,” he groaned against my lips. “I need you, Poppy.”“You have me,” I told him, echoing the words I’d said to him once before. Now, they felt like an unbreakable vow. “Always.” “Always,” he repeated. (The Crown of Gilded Bones)
Yorumlar
0 yorum