Kitap Künyesi
Yazar: Dücane Cündioğlu
Yayın Evi: Kapı Yayınları
İSBN: 9786054322022
Sayfa Sayısı: 127
--reklam--
Ölümün Dört Rengi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Ufka dikin gözlerinizi, bakın, ustamız Hızır bizi bekliyor, iki denizin birleştiği yerde... günahların tam da ortasında...
O hâlde, Yusuf gibi, dünyaya sırt çevirelim de varsın gömleğimiz arkadan yırtılsın!
Kıyamet günü Münker'le Nekir'e gösteririz, 'tek hayırlı amelimiz bu!' deriz; 'Biz dünyayı değil, sadece onu sevdik!
Sakın zahire bakıp aldanmayın, yüzümüzün karalığı sevgiliye ihanetten değil, balçık deryası içindeki hayâline bir ömür boyu secde etmekten...'"
--reklam--
Ölümün Dört Rengi Alıntıları - Sözleri
- “Kendimin peşindeyim.”
- “Düşmekten korkmamalısın. Korkacaksan, ayağa kalkamamaktan kork!”
- “Düş, ama her defasında yeniden kalk!”
- “Düşmedikçe kalkmazsın.”
- Düşmekten korkmamalısın. Korkacaksan, ayağa kalkamamaktan kork!”
- “kınamamalı, insan bazen kendinden usanır.”
- “Ayrılık adam eder insanı.”
- “Sevgi uzaklaştırmaz, yakınlaştırır.”
- “Yapacağın en son şey, ey talib, şeytanı hafife almak olsun! Şeytanını!”
- “Yapacağın en son şey, ey talib, şeytanı hafife almak olsun! Şeytanını!”
- Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz.
- “Kudret, arzu ettiğini avucunun içine alabilmek kadar, onu elinin tersiyle itebilmektir de.”
- “Yenilgi tatmamış hangi nefis zafer duygusuna ihtiyaç duyar?”
- Ey talib! Putlarını terket, çünkü hepsi bir gün seni terkedecekler. Sen seni terketmeyecek olanı ara! Öfke içinde değil, şefkatle ve rahmetle... Sadece Kadir gecesinde, Beraat gecesinde değil, her gece... Kendini ara! Elinde kandille.
- Başkalarıyla arandaki mesafeyi boşver de bak bakalım kendinle arandaki mesafe nicedir.?
--reklam--
Ölümün Dört Rengi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir programda Dücane Cündioğlu "Ben söyleyeceğim bir şeyi muhatabımın seviyesine göre belirlemem kendi seviyeme göre belirlerim. Yoksa vermek istediklerimi veremem" der. Aynen öyle de Onu anlamak için felsefi bir birikime sahip olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Yoksa Anlaşılması çok zordur. Açıkçası Dücane Cundioğlu gibi bir yazarı değerlendirmeye gücüm yetmez. İyi veya kötü Ne desem eksik kalacak. Bazen öyle cümleler kullanıyor ki sizi hayretler içinde bırakıyor. Bazen de bu adam ne saçmalıyor diyorsunuz. Kitaplarında ve söyleyişlerinde Felsefik cümleler kullanması, Batı kesiminden alıntılar yapması ve olayların bir çoğunu soyut cümleler üzerinden anlatması yazılarını ağır ve anlaşılması zor kılıyor. Gerçi yazarı diğer yazarlardan ayıran özelliği bu olsa gerek. Ve Dücane Cundioğlunun belli bir kitlesi dışında düzenli takip eden ve okuyan yok. yıllar önce ben de arada dinlerdim. Ama son zamanlarda çok fazla farkı çıkışlar yapmasından dolayı kendisini takip edemez oldum. Velhasıl gelelim "Ölümün dört rengi" Kitabına Kitabı ihl yıllarında bir arkadaşımın hediye edip tavsiye etmesi üzerine okumuştum. Geçenlerde tekrar elime alıp göz attım. Güzel... Kitap biraz ağır, kapalı ve şiirsel olsa da Bizi düşünmeye sevk eden ve olaylara farklı bir bakış açısı ile bakmanıza neden olan kısımları var. Bazı kelimelerin etimolojilerini anlamları ile ele alması ve aforizmalar eşliginde anlatması Kitabı biraz daha anlaşılır hale getirmiş. Okurken Sindire sindire okuması gerekir. (Amine Demir Gülsever)
Sosyal medyada ilgi avcılığı yapan cümleleri dışında yazarın ilk okuduğum kitabı. Biraz felsefe, biraz tasavvuf, biraz kültür sanat, bazen kur'an meali, çokca da kişisel hüküm ve beyanlar içeriyor. Derin konuların etrafından şöyle bir dolaşıp, sonunu kişisel yargılarına bağlamasaymış bile, yine de bir parça ve mantık bütünlüğü sağlanmazmış sanki.. Birkaç kelime etimolojik olarak incelenmiş ve sonunda farklı anlamları olduğunu görüyoruz, bunlar ilgi çekebilir, Bunun dışında gereksiz sıçramalarla zihinde oluşturmaya çalışılan manayı ve fikri kaybediyorsunuz. Yazar, hazır kitap yazmışken dünyayı nasıl gezdim, kimleri gördüm, 1800'lü yılların amerikan gazetelerinin olduğu arşivimi de araya sıkıştırayım, neyim var neyim yok hepsini dökeyim de görsünler, tavrı içinde sanki.. Kitapta kibir ve gurur yerden yere vurulmasına karşın bu bahsettiğim durumlardan ötürü, ikisinin de kokusunu rahatlıkla alıyorsunuz. Kaldı ki, bence gurur bu dünyadaki en muhteşem olgulardan biridir. Tüm insanlığı kurtaracak olan şeydir. Eşrefi mahlukata yaraşacak olan en güzel süsdür. Diğerlerini bilmem, ama bir müslüman vakarlı ve gururlu olmalıdır bana göre. Yani kötüleyecekseniz giyinmeyin. Yazarın kendisinin de dediği gibi; herkes kendi şeytanını taşlasın önce.. Tek kelime tek kelime şeklindeki cümleler ise kitabı şiirimsi sayıklamalar kategorisine çekmiş. İçerikle tezat oluşturan bir yazma tavrı bana göre. Nihai olarak, boş bir ikindi sonranız varsa okuyun, öğrenilebilecek iki kelime bile çıksa yanınıza kârdır.. (nun)
Dücane Cündioğlunun okuduğum üçüncü kitabı diğer iki kitabını da (Cenab-ı aşk ve Hz. İnsan) beğenmiştim. Ancak bu apayrı. İnsan kendiyle ölümle tanışmalı yakınlaşmalı. Ölümün dört rengini de size anlatan kitap aslında ölmeden önce ölünüz tavsiyesi üzerine sizinle sohbet ediyor. Tek solukta okunacak bir kitap. Kesinlikle okunmalı, ders çıkarmalı, okutulmalı.. (Rugayye ✿)
--reklam--
Ölümün Dört Rengi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Dücane Cündioğlu - Ölümün Dört Rengi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ölümün Dört Rengi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dücane Cündioğlu Kimdir?
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.
--reklam--
Dücane Cündioğlu Kitapları - Eserleri
- Hz. İnsan
- Göz İzi
- Ölümün Dört Rengi
- Cenab-ı Aşk
- Motto
- Düşünce Düşlenir
- Daire'ye Dair
- Hakikat ve Hurafe
- Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı
- Sanat ve Felsefe
- Sinema ve Felsefe
- Mimarlık ve Felsefe
- Akif'e Dair
- Söz'ün Özü
- Keşf-i Kadim
- Anlamın Buharlaşması Ve Kur'an
- Felsefenin Türkçesi
- Anlam'ın Tarihi
- Kur'an Çevirilerinin Dünyası
- Bir Mabed Bekçisi
- Arasokakların Tarihi
- Philo Sophia Loren
- Bir Mabed Savaşçısı
- Başörtü Risalesi
- Bir Kur'an Şairi
- Bir Mabed İşçisi
- Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Din ve Siyaset
- Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi
- Mehmet Akif'in Kur'an Tercümeleri
- Kur'an ve Dil'e Dair
- Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet
- Tarih ve Siyaset'e Dair
- Bir Mabed İşçisi
- Bir Mabed Bekçisi
- Bir Mabed Savaşçısı
--reklam--
Dücane Cündioğlu Alıntıları - Sözleri
- Ne var ki bu genç adam yalnızlık duygusundan hiç sıyrılamayacak, kendisini hep ayrı, aykırı hissedecek(…) (Bir Mabed Bekçisi)
- -Nurullah Ataç’a ithafen- “Nesir yok artık. Beyaz sayfaları kirleten kelime leşleri. Mabedin enkazı üzerinde hora tepen binlerce deli ve başlarında başsız bir heyulâ: Ataç” (Bir Mabed Bekçisi)
- Bil ki Kur’an, Arap Dili ve Arap Dili’nin üslub ve belâğatıyla nazil olmuştur. O nazil olduğunda Arapların hepsi Kur’an’ı anlıyorlardı ve onun bütün ayrı ayrı kelime ve terkiblerindeki mânâları biliyorlardı. Kur’an, tevhid’i ve dinî vecibeleri hâdiselere uygun olarak beyan etmek maksadıyla cümle cümle, ayet ayet inzâl ediliyordu...(İbn Haldun, 438) (Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı)
- Eller karıncalanmış. Karıncalar kanlanmış. Kabalar kalabalıklaşmış. Kalabalıklar kabalaşmış... (Hakikat ve Hurafe)
- Rüzgarda unutulmuş bir mum gibi hisseder hep kendisini; fânussuz, yani kimsesiz, yani çaresiz… (Bir Mabed Bekçisi)
- "İmam-ı Azam hazretleri ,"Kur'an'ı doğru okuyamayanlar için Kur'an'ın tercümesiyle namaz câiz olur " demiştir." (Türkçe Kur'an ve Cumhuriyet İdeolojisi)
- Modernleşme/Dünyevileşme projesinin dindarlık anlayışı, Maûn Sûresi'nde kendisine veyl olunan o gafletin ve riyakârlığın eşlik ettiği öte dünyada hesaba çekilme bilincinden yoksun, gösteriş meraklısı ortakkoşucuların dindarlık anlayışının aynısıdır. (Philo Sophia Loren)
- Dindar bilinç düşünmeyi bilmez, gücünün de zaaflarının da kökeni budur: düşünmemek, sadece inanmak. (Söz'ün Özü)
- Ülkemizde ne yazık ki fikirlere değil, sloganlara rağbet etmek daha revaçta. Slogan atmak daha cazip, daha kârlı, daha masrafsız bir yol; üstelik etkileyici de. Düşünen değil, etkilenen insanlar... Tartışan değil, saldıran hasımlar... Öğretmeye veya öğrenmeye talip olmak yerine aldâtmaya veya aldatılmaya müheyya aydınlar... (Keşf-i Kadim)
- Sizin anlayacağınız, aşılacak çok tepe var ve fakat henüz talib yok! (Kur'an Çevirilerinin Dünyası)
- ' daha insancıl, daha adil bir düzen istedim. Direndim, insanları daha mutlu görebilmek için. Yaşam da bu değil mi zaten ? Ben de yaşadım insan gibi. ' (Arasokakların Tarihi)
- Sanatın en başından itibaren yasayla, düzenle, genel ahlakla, hatta toplumla başının belada olmasının en temel nedeni bu serazadlığı değilse nedir? (Sanat ve Felsefe)
- Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın. (Cenab-ı Aşk)
- Yarım kalmışlık yaşamın özüdür, telafi edilemez. İtiraf etmek çok zor ama ne yazık ki böyle: tüm varlığımızla yinelenemez ve yenilenemez bir çevrimin içindeyiz. (Ölümün Dört Rengi)
- Hakikatte ise sevgi elbette yaşamın özüdür... (Sinema ve Felsefe)
- “Sanat halk içindir” tekerlemesi, “köylü efendimizdir” gibi bir klişe. Puşkin “mabedimden çekil” diyor sürüye; “sen tekmeden ve küfürden anlarsın.” | CM ~ Fildişi Kule’den (Bir Mabed Bekçisi)
- Şiirin arkasında kalmak başka, şiirin arkasına saklanmak daha başka. (Akif'e Dair)
- ... "kimi gülistan da gonca gül olur" imiş; kimi gonca güle har [diken] olur gider" imiş... (Daire'ye Dair)
- Yoksula, yetime, esire seve seve yedirirler; "Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, o suratsız kara günde Rabbimizin azabından korkarız" derler (İnsan: 8- 1 0) (Söz'ün Özü)
- İnsan insanı insanda tanır. (Hz. İnsan)
Yorumlar
0 yorum