Kitap Künyesi
Yazar: George Orwell
Çevirmen: Burcu Halaç
Editör: Ahmet Birsen
Derleyen: Sanem Işıl Altuğ
Tasarımcı: Aslı Sezer
Tasarımcı: İklime Yılmaz
Orijinal Adı: Diaries (Edited by Peter Davison): The Jura Diaries
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9786057728418
Sayfa Sayısı: 237
Savaş Sonrası Günlükleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çağının en etkili İngiliz yazarlarından George Orwell'in günlükleri, onun gündelik yaşamını yakından tanımamıza olanak sağladığı kadar, bu büyük yazarın döneminin politik çalkantılarına dair gözlemlerine de ışık tutar. Tarafsız bir yorumcu değildir Orwell; Burma'dan Paris banliyölerine, Londra'dan iç savaşın kasıp kavurduğu İspanya'ya, Marakeş'ten İkinci Dünya Savaşı İngiltere'sine ve nihayet İskoçya'ya dek karşılaştığı bütün adaletsizlikleri ve eşitsizlikleri teşhir etmekten çekinmez.
Savaş Sonrası Günlükleri, Orwell'in son yıllarını geçirdiği ve büyük yapıtı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ü tamamlama fırsatı bulduğu İskoçya'nın sakin Jura Adası'ndaki yaşantısından zengin ayrıntılarla doludur. Çalkantılı yılların ardından sığındığı bu huzurlu adada, yazarın üretken zihninin, günden güne ilerleyen hastalığa rağmen hayatı bütünlüğüyle kavrama çabasına da günbegün şahit oluruz.
Orwell'in günlükleri, 1930'lu yıllardan başlayan Savaş Öncesi Günlükleri, Savaş Günlükleri ve erken ölümüyle nihayet bulan Savaş Sonrası Günlükleri'yle böylece Türkçede ilk kez tamamlanıyor.
Savaş Sonrası Günlükleri Alıntıları - Sözleri
- Akşam neredeyse iki saat boyunca bir ineği bataklıktan çıkarmaya çalıştım. Yol kenarındaki dar bir çukura düşüp boynuna kadar çamura batmış. Çukur çok dar olmasaydı büsbütün batardı ama çukurun kenarları sayesinde tamamen bakmaktan kurtulmuş. Bir başka adamla birlikte onu çukurdan çıkarıp levhalarla yukarı kaldırmak için çabaladık ama bunun için en az beş-altı kişiye ihtiyaç olduğu açıktı. En nihayetinde bir kamyona bağlayarak çıkardık. En az beş saat o delikte kalmış olsa da fazla zarar görmemiş olduğunu duydum.
- 19 Temmuz 1946: Dolmakalemim kaybolduğu için birkaç gündür günlük tutamadım.
- Tarlada tek başına duran koyun kuzuladı. Kuzuyu pek umursadığı yok, yavru ne zaman emmeye başlasa yürüyüp gidiyor. Ne var ki kuzuyu içeriye sokmak üzere kucakladığımda tepki gösterdi.
- Karışık aldığımız lalelerin hemen hepsi sarı çıktı.
- Aralık başında bitmiş olması gereken şu lanet kitabın [Bin Dokuz Yüz Seksen Dört] son aşamalarıyla cebelleşiyorum ve tekrar hasta olmazsam bitecek. Bu hastalık olmasaydı bahara bitmiş olacaktı.
- Cumartesi günü (18 Mayıs'ta) bir korkuluk yaptım. Ekin kargaları korkuluktan önceleri ürktü ama pazartesi akşamı itibariyle korkuluğun yirmi metre yakınında karınlarını doyuruyorlardı bile.
- Kazlar biraz daha girişken davranmaya başladı. Bugün yağmurun tadını çıkarıp su birikintilerinde yıkandılar. Sonuç olarak umulanın aksine pasaklı ve pis görünüyorlar.
- Diktiğim bütün küçük bitkiler; hercaimenekşeler, acı baklalar, pembe karanfiller ve lahanalar belli ki tavşanlar yüzünden tamamen kaybolmuş. Hâlâ toprakta olan birkaç şalgamı da eşeleyerek çıkarıp yemiş ama havuçlara dokunmamışlar. Daha kötüsü ise çileklerin çoğunu mahvetmiş olmaları. Bir kaçı iyi durumda ama çoğu yok olmuş; kök boğazları hâlâ duruyorsa baharda canlanabilirler.
- Önümüzdeki kış için ısmarlanacaklar (bu sefer erken ısmarlamakta fayda var): Üç adet yemeklik elma ağacı Dört erik Bir mürdüm eriği Bir yeşil erik Bir ayva Altı vişne (yemek için) İki düzine çalı gülü Bir düzine şakayık kökü (kırmızı ve pembe) İki yüz lale soğanı Çilek? [üzeri çizilmiş] üç loganberi [daha açık renk bir mürekkeple yazılmış] Şunları da ısmarla: Altı gül (iki sarmaşık, dört çalı) Altı bektaşiüzümü
- Korkarım ki tavuklardan biri yumurta yiyor. Eğer durum buysa hangisi olduğunu bulup öldüreceğim.
- Ciddi biçimde hasta olduğunuzda ya da ciddi bir hastalıktan iyileşme sürecinde, beyniniz açık açık greve gider ve resimli gazetelerden, kolay çengel bulmacalardan ibaret bir yaşamınız olur.
- "19 Temmuz 1946: Dolmakalemim kaybolduğu için birkaç gündür günlük tutamadım."
Savaş Sonrası Günlükleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
28 Ağustos: Yazarın kitap/savas-oncesi-gunlukleri-2--167902 kitabını okuduysanız bu kitabı okumasanız da olur. Çünkü iki kitap aslında birbirinin birebir kopyası. Tek fark kitapların başlıklarında yer alan “öncesi” kelimesi yerine “sonrası” kelimesinin yazılması. Bu kitaba yazacağım inceleme bir önceki kitabına yaptığım incelemeden farklı olmayacak. Dileyen okurlar o incelemeye buradan ulaşabilir: gonderi/57844926 Evet, Orwell savaş öncesi ev günlüğüne savaştan sonra da aynı kararlılık ve titizlikle yazmaya devam ediyor. Okur olarak bizler keşke bize bağ bahçe işlerinden, börtü böcekten, hava durumundan, ektiği marullardan, topladığı yumurta sayılarından, tamir tadilat işlerinden, tükettiği benzin miktarından, avladığı hayvanlardan, yüzdüğü tavşan derilerinden ziyade fikirlerini yazsaydı demeden edemiyoruz. Günlükler o kadar sade bir dille yazılmış ki okuma yazmayı yeni öğrenen bir çocuk bile bu kitabı okuyabilir. Kitap başladığı şekilde de bitiyor. Bu ev günlüklerinden anlıyoruz ki Orwell da çok sıradan ve sade bir hayat yaşamış. Her gün neredeyse bir önceki günün aynısı. Yazar 1946, 47 ve 48 tarihlerinde bugün ne yapmış diye merak ediyorsanız işte cevabı: 28 AĞUSTOS 1946 Sabah yağmur yağıyordu. Öğleden sonra hoş bir aralık oldu, sonra şiddetli yağmur ve gök gürültüsü başladı. Akşam donuk ve yağışlıydı. Deniz öğleden sonra daha sakindi. Temizlemeye çalıştığım alana biraz daha sodyum klorat uyguladım. Onun dışında bütün öğleden sonra tüm zamanımı motosikletteki patlağı tamir etmeye çalışmakla geçti. Birkaç hercaimenekşe ve pembe karanfili taşıdım. 28 AĞUSTOS 1947 Hava yine aynıydı. Öğleden sonra çok ılıktı. Pazı ektim. Üç hafta önce ekilmesi gerekiyordu ama toprağı hazır edemedim. Hanımelinin zamanı geçti. Karadutların bazıları kırmızı. Fındıklar çok sayıda ama henüz oldun değiller. Bir sürü kadifeçiçeği var. Jaleler boyunlarını bükmeye başladı, bu da bahçedeki şalgamların kurtulduğu anlamına geliyor. Dört yumurta. 28 AĞUSTOS 1948 Hava akşama kadar iyiydi, düne nazaran rüzgar daha da arttı. Deniz biraz daha dalgalanmıştı. B. ve R. tarlayı sürmeye devam etti. Demetlerin bazılarını istiflemek yerine tellere dayadılar. Semirmesi için yavru horozu kümese koydum. Saat altından sonra hafif bir yağmur yağdı. Gördüğünüz gibi 3 yılı neredeyse aynı geçmiş, değişen hiçbir şey yok. Kitabın tamamı da işte bu formatta. Eğer çok fanatik bir Orwell hayranı değilseniz, yazarın tüm kitaplarını okumayı bitirmediyseniz bu kitaba şans vermenin bence hiçbir gereği yok. (N)
Hayat arkadaşını kaybetmiş, en büyük derdi bugün havanın nasıl olacağı olan bir adamın günlüğü bu. Artık savaş, siyaset yok onun gündeminde. Dünyanın çirkinliklerinden uzakta İskoçya'nın Jura Adasında kız kardeşi ve evlatlık edindiği oğluyla birlikte huzurlu bir hayat sürmekte. Bugün tavuklar kaç yumurta verdi? Hava yağmurlu mu? Avladığı tavşan ne renk? Ektiği bitkiler ne zaman çıkacak? Tek endişesi bunlar olmuştur. Bizzat içine düştüğü savaşta evi bombalanmış, psikolojik olarak sarsılmıştı. Üstüne bir de sevdiği kadını kaybetmişti. Artık bu yaraları iyileştirmek istiyordu ki; bu defa da hastalık bırakmıyor yakasını.. Ölümünden iki sene önce yazıyor herkesi kendine hayran bırakan 1984 kitabını. Kitabın bu kadar etkileyici olması Orwell'ın acılarından beslendiğinden olsa gerek. Orwell'ın yaşam tarzını, günlük hayatını, düşünce tarzını anlamak için onun günlüklerinden daha iyi bir kaynak olamazdı herhalde. Kitap: 10/10 Kapak: 8/10 Çeviri: 10/10 (Sophie)
Kitabın Yazarı George Orwell Kimdir?
1903'te Hindistan'ın Bengal eyaletinin Montihari kentinde doğdu. Ailesiyle birlikte İngiltere'ye döndükten sonra, öğrenimini Eton College'de tamamladı. Gerçek adı Eric Arthur olan Orwell, 1922-27 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev yaptı. Ancak, İmparatorluk yönetiminin içyüzünü görünce istifa etti. 1950'de yayımladığı Bir Fili Vurmak adlı kitabı, sömürge memurlarının davranışlarını eleştiren makalelerin derlemesidir. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yazdığı Hayvan Çiftliği, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Orwell'in en çok tanınan yapıtlarından Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, bilim-kurgu türünün klasik örneklerinden biri olmanın yanı sıra, modern dünyayı protesto eden bir romandır. Burma Günleri ise, Orwell'in Burma'daki (bugünkü Myanmar) İngiliz sömürgeciliğini dile getirdiği ilk kitabıdır. Orwell, 1950'de Londra'da öldü.
George Orwell Kitapları - Eserleri
- 1984
- Katalonya’ya Selam
- Aspidistra
- Burma Günleri
- Wigan İskelesi Yolu
- Paris ve Londra'da Beş Parasız
- Papazın Kızı
- Kitaplar ve Sigaralar
- Neden Yazıyorum
- Boğulmamak İçin
- Balinanın Karnında
- Faşizm Kehanetleri
- Aslan ve Unicorn
- Savaş Günlükleri 1
- Edebiyat Üzerine
- Politics and the English Language
- Savaş Öncesi Günlükleri 2
- Qeydlər
- All Art is Propaganda
- Shooting an Elephant
- Savaş Sonrası Günlükleri
- Essays
- Bir İdam
- Beyaz Adamın Laneti
- Hayvan Çiftliği (Çizgi Roman)
- Karakurbağası Üzerine Kuruntular
- Totalitarizm Üzerine
- Kısa Kısa Sevinçlerdi
- Notes on Nationalism
- 1984
- Aforizmalar
- Seçme Yazılar 1
- Seçme Yazılar 2
- Хорошие плохие книги
- Hayvan Çiftliği
- 1984
George Orwell Alıntıları - Sözleri
- Sizin, annenizin evin baş köşesinde tuttuğu fotoğraftaki beş yaşındaki çocukla ne gibi bir ortak yanınız var? Hiç, sadece aynı kişisiniz. (Bir İdam)
- Zihnine ölümcül bir karanlık çökmüştü. (Papazın Kızı)
- "Bu müharibə arabir ölüm hallarının baş verdiyi komik operadan başqa bir şey deyil" (Katalonya’ya Selam)
- Herkes zengin ile yoksula iki ayrı yasa uygulandığını bilir. Ama bunun ne anlama geldiğini kimse kabullenmez. (Bir İdam)
- “Savaş bütün kötülüklerine rağmen bir hadde kadar cevaplandırılamayan bir güç sınamasıdır, bir gücünü dene makinesi gibi. Büyük güç paraya döner ve sonucu öngörmenin de hiç bir yoku yoktur.” (Aslan ve Unicorn)
- Tarih, yenilene vah yazık der ama ne değiştirebilir ne de yardım eder. (Aslan ve Unicorn)
- Büyük klasiklerin hepsi günceldile çevrilecek, geridildeki asılları yok edilecek düşüncenin imkanı olmadığından, suçun da imkanı olmayacak artık. (1984)
- Dışarı çıkıyorm, sokakları ev basmış… (Edebiyat Üzerine)
- Hepimizi satın almışlar, hem de kendi paramızla. (Boğulmamak İçin)
- Mutluluğu tarif etmenin zorluğu aşikâr. Adil, düzenli bir toplum imgesi de insana çekici ya da ikna edici gelmez. Ama iyi ütopyalar yazanların çoğu, daha dolu dolu yaşasaydık hayatın nasıl olacağını göstermek isterler. (Faşizm Kehanetleri)
- Gerçeği göremeyecek kadar uygarlaştık. (Karakurbağası Üzerine Kuruntular)
- Düşünen kimse siyasetten uzak duramaz, durmaz. (Faşizm Kehanetleri)
- “Makineleşmeye ve standartlaşmaya karşıyım; o yüzden sosyalizme de karşıyım ,” dediğinizde aslında “İstersem makineler olmadan da yaşamayı tercih etmekte özgürüm. ” demiş olursunuz ama bu saçmalıktır.Hepimiz makinelere bağımlıyız ve makineler çalışmayı bıraktığı anda çoğumuz ölürüz. (Wigan İskelesi Yolu)
- Diktiğim bütün küçük bitkiler; hercaimenekşeler, acı baklalar, pembe karanfiller ve lahanalar belli ki tavşanlar yüzünden tamamen kaybolmuş. Hâlâ toprakta olan birkaç şalgamı da eşeleyerek çıkarıp yemiş ama havuçlara dokunmamışlar. Daha kötüsü ise çileklerin çoğunu mahvetmiş olmaları. Bir kaçı iyi durumda ama çoğu yok olmuş; kök boğazları hâlâ duruyorsa baharda canlanabilirler. (Savaş Sonrası Günlükleri)
- Onun çirkinliği özüne aittir ve kurbanının yüzüne karşı dalga geçen zorba gibi «Evet, ben çirkinim, ve sen bana gülmeye cesaret edemezsin» demek içindir. (Aslan ve Unicorn)
- Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi. (1984)
- Kısacası; Her şeyin kendiliğinden olanı güzeldir... (Edebiyat Üzerine)
- Bu sabah bir yılan daha bulmuşlar, ama bu seferki kesinlikle çayır yılanı. Olayı gören adam hayvanı boynundan bağlayıp dilini kesmeye çalıştıklarını anlattı, böylece kimseyi "sokamayacağını" düşünüyorlar. (Savaş Öncesi Günlükleri 2)
- Artık cepheyi görmüş ve ondan fena halde tiksinmiştim. (Katalonya’ya Selam)
- Tabii ki, bir romancı doğrudan içinde yaşadığı çağdaş tarih hakkında yazmakla yükümlü değildir. Ama halkı ilgilendiren büyük olaylara aldırmayan bir romancı ya aylak ya da düpedüz aptal biridir. (Balinanın Karnında)
Yorumlar
0 yorum