Kitap Künyesi
Yazar: Fatma Barbarosoğlu
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753553087
Sayfa Sayısı: 128
--reklam--
Sözün ve Sükûtun Renkleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Hürriyet sükûtta gizlidir, sükût yalnızlıkta! Özgür olmayı seçenler kelimelerin yükünden vazgeçenlerdir. Her türlü ses bağdır. Ve her bağ kelimelerden bir ağ kurar insanın dört bir yanına. Bütün bağlardan kurtulacak kadar özgürlüğe meftun olanlar susmalı mıdır? Evet. Onun içindir tasavvuf ehlinin halvete çekilmesi ve onun içindir sükûtu sözden yüce tutması. Özgürleşmek, insanın kendi özünün derinlerinde kulaç atmasıysa eğer önce kelimelerin yükünden kurtulunmalıdır. Kelimeler yüktür. O hiç bir şeyi anlatmaya gücü yetmeyen kelimeler."
--reklam--
Sözün ve Sükûtun Renkleri Alıntıları - Sözleri
- “ En kolay sevgilinin yanında susulur. Dostun yanında. Konuşmak yabancılığımızı gidermek uğruna katlandığımız meşakkat değil midir? Gönül gönülü bildi mi, Sözcüklerin cimri lütfuna muhtaç olmaktan kurtulunmuştur bir defa. Gönül gönüllü bilmedi mi kelimeler beyhudedir beyhude.”
- Kendine rastlamak üzere yola çıkmayanlar, hep başkalarının yolu üzerinde durmak ister.
- Hür vicdanlar daima muhalefettedir. Hem iyinin iyisini gözlemek için hem de kitlenin kucaklayamadiğı mazlumları ve masumları kucaklamak için. Hür vicdanlar daima muhalefettedir fakat her muhalefetin hür vicdanı yoktur.
- Hürriyet sükutta gizlidir, sükut yalnızlıkta!
- "Her beşik içindekine sorar: 'Nereden?' ve her kefen sorar: 'Nereye?"
- Çoğu zaman gençlere öğüt verirken "ben hem senin için hem kendim için yaşadım bütün bu hataları" demeye getiririz. Oysa yürünmüş yolun güvencesine sığınmak istemez gençler. Bizden bekledikleri hata yapmamayı öğrenmek değil, aşk ve vecd ile tövbe'yi öğrenmektir. Tövbe etmeyi bilenlerin hatalarının bile bir değeri vardır çünkü.
- Tebessüm etmeyi bilmeyen yığınlar ya kendilerinden geçecek kadar haykırarak ve höykürerek ağlar ya da kendinden geçecek kadar kahkahalara boğulur.
- Tebessüm etmeyi bilmeyen yığınlar ya kendilerinden geçecek kadar haykırarak ve höykürerek ağlar ya da kendinden geçecek kadar kahkahalara boğulur.
- "Hiç kimseye yüzüne karşı güzelsin dememelisin, güzele güzel demek yüktür" derdi rahmetli büyükannem. Huy güzelliğinden gayrı, hiçbir güzelliğin kalıcılığı yoktur. Bir kadın, kaşından gözünden ötürü sevilecekse hiç sevilmesin daha iyi.
- "İyi ve yerinde söylenmiş söz muhatabı olan kulaklar için armağan iken;sükutun armağanı sadece sahibini olur. Onun için derviş susar. Sanatkar susar. Birinin kalbi konuşur, ötekinin emeği."
- Pişmanlıklar biterse söz de biter mi sahiden?
- Büyük marketler, başkalarının iştahı ile kendi iştahını ve kendi bütçesini ayırt edemeyenlerin şaşkınlıklarından doldurur kasalarını.
--reklam--
Sözün ve Sükûtun Renkleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Deneme sever misin ? Kim sevmez ki (şahsen ben çok seviyorum) . En sevdiğim okumalar genelde deneme ve hikaye oluyor. Insanın ufkunu açtığını düşünüyorum. Insanı sürüklüyor ve bambaşka hülyalara götürüp bırakıyor sanki . Söz ve sükût üzerine hayatın tam içinden Insanın kalbine dokunan sözler içeriyor. Tek eksik olarak kelime hataları oldukça çoktu. Zaten tamamını paylaştım alıntı olarak Bende böyle bi okurum beğendiğimi paylaştığımda mutlu oluyorum. Mazur görün lütfen Bence okunmalı kesin okunmalı :) Iyi okumalar dilerim. Yeni kitabıma ağır ağır yol alarak .... (Kaktüs Hanım)
“En sahih ayna insanın kendi içindeki aynadır.”: Fatma Barbarosğlu’nun bundan önce üç kitabını okumuştum. Bunlardan ikisi roman bir tanesi ise deneme türüydü. Sözün ve Sükûtun Renkleri de deneme türünde yazılmış. Eser dört bölümden oluşmuş. Sözün ve Sükûtun Renkleri, Bir Hayatın Peşine Düşmek, Kitleler İçin Koçaklama ve Sokak Fotoğrafları. Biraz ilk bölüm, biraz son bölüm üzerinde durmak istiyorum. Arada da altını çizdiğim satırlar olacak. İlk bölümde susmanın ve konuşmanın üzerinde duruyor. Evet, bazı susuşlar kıymetli, evet sözün altın değerinde olduğu yerde sesler, kelimeler önemli. İnsan vardır susar, cümle âlem susar, konuşsun ister etraf, sönmesin kandiller. “İnsan vardır konuşur, "Artık bir sus, susmak için kaç para istiyorsun?" denen cinsten. "Sus ki duyabileyim seni” der bir yazar. Yerinde bir susuş bazen bir özdeyiştir. Konuş tamam, ama öyle konuş ki, sözün savaşlar durdursun, insanlar kelimelerinden tefekküre yol bulsun. Konuş tamam, küskünler barışsın kelamından. Ferahlasın kalpler, İnşirah bulsun. “Söz, ehlinin dilinde kıymetlidir.” “Âşık susarsa mahvolur” der tasavvuf ehli. “Arif konuşursa.” “Gönül gönülü bilmedi mi kelimeler “beyhudedir beyhude.” Çiçero der ki: “Karşında kendinle konuşuyormuş gibi her şeyi söylemeye cesaret edebileceğin birini bulmaktan daha tatlı ne var?” Nizami der ki: “Söylenmiş, söylenmemiş şeyler, ancak pişmanlıktan ibarettir.” “Âşık için katlanılmaz olan bekleyiştir, bekleyişi böleni yalan sözler bile olsa makbuldür onun için.” "Hürriyet sükûtta gizlidir, sükût yalnızlıkta.” "İyi ve yerinde söylenmiş söz muhatabı olan kulaklar için armağan iken, sükûtun armağanı sadece sahibinin olur. Onun için derviş susar. Sanatkâr susar. Birinin kalbi konuşur, ötekinin emeği.” “Söz korkuları yener, söz karşımızdaki için sıraladığımız türlü gerginlik hikâyelerini bertaraf eder.” İsmail Habip der ki: “Söz var söyleyenle, söyleyen var, söylediği sözle büyür.” “En sahih ayna insanın kendi içindeki aynadır.” "Kendine rastlamak üzere yola çıkmayanlar, hep başkalarının yolu üzerinde durmak ister." “Her beşik içindekine sorar: ‘Nereden?’. Ve her kefen sorar: ‘Nereye?’ “Karşımızdakine gönlümüzü vermekten ne kadar korkuyoruz.” Andre Gide der ki: “Hatıra yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.” İngeborg Bachman der ki: Gidiyoruz tozlanmış yüreklerimizle.” “Tevbe etmesini bilenlerin hatalarının bile bir değeri vardır.” Yunus Emre der ki: “Yüce taht’a binenler yere düştü. Yüce benim diyene sinek düştü.” “Hür vicdanlar daima muhalefettedir. Hem iyinin iyisini gözlemek için, hem de kitlenin kucaklayamadığı mazlumları ve masumları kucaklamak için. Hür vicdanlar daima muhalefettedir fakat her muhalefetin hür vicdanı yoktur.” “Hiç kimseye yüzüne karşı güzelsin dememelisin, güzele güzel demek yüktür.” Derdi rahmetli büyükannem. Huy güzelliğinden başka hiçbir güzelliğin kalıcılığı yoktur. Bir kadın, kaşından, gözünden ötürü sevilecekse hiç sevilmesin daha iyi.” “Göze dolan güzellik kalpte saklanmalıdır bir müddet. Çünkü saklanılanlar, zaman karşısında sınanırlar.” “Güzelde vefa yoksa da, güzele duyulan aşk baştan aşağı vefa kesilmiştir.” “Kendini büyüleyeni, teselli edeni görür göz güzellik namına.” Neysen Tevfik der ki: “Feleğin kahbe başında paralansın parası/ Ben güzel sevmeye geldim değil ekmek yemeğe.” “Güzel aynı zamanda güzelleştirdiyse, seveni kendine benzettiyse eğer, unutulmayacaktır.” Derler ki: “Öleceğini bilip de yaşamaya sabreden tek canlı insandır.” “Her hatıra bir fotoğraf, her hafıza bir albümdür.” “Başkalarıyla birlikte yaşanır, gülünür; ama yalnız ölünür ve yalnız ağlanır.” Son bölümde iki hikâyeyi mutlaka okumalısınız. Yazar hayattan iki kişiyi anlatmış. Birisi Dönerci Zeki Usta, diğeri Çiçekçi Nazire. Her ikisi de ölüyor hikâyede. Sizin de içinizden bir şeyleri öldürerek. Belki gözyaşlarınızı… “Hayallerini bana sat, sana çiçekçi dükkanı açalım Nazire!" Cevap: “Hayal satın almaya kalkanın parası olmaz.” (Sait Köşk)
En kolay sevilenin yanında susulur. Dostun yanında. Konuşmakyabancılığımızo gidermek uğruna katlandığımız meşakkat değil midir ? Gönül gönülü bildi mi, sözcüklerin cimri lütfuna muhtaç olunmaktan kurtulunmuştur bir defa. Gönül gönülü bilmedi mi kelimeler " beyhudedir beyhude." (Büşraaa)
--reklam--
Sözün ve Sükûtun Renkleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu - Sözün ve Sükûtun Renkleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Sözün ve Sükûtun Renkleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Fatma Barbarosoğlu Kimdir?
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu (d. 1962, Afyon) Sosyoloji doktoru, hikâyeci, roman yazarı. Yeni Şafak Gazetesi'nde köşe yazıları yazmaktadır.
Ortaöğrenimine, son yıla kadar, İstanbul'da devam etti, daha sonra 1980 yılında Afyon Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nden 1984 yılında mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini, aynı bölümde "Türk-İslam Felsefesinde Tasavvufî Eğitimin Değerlendirilmesi" başlıklı bir tez hazırlayarak 1987 yılında tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Sosyal Yapı-Sosyal Değişme Anabilim Dalı'nda "Modernleşme Sürecinde Moda-Zihniyet İlişkisi" başlıklı teziyle sosyoloji doktoru oldu. Söz konusu tezi, "Moda ve Zihniyet" adı ile İz Yayıncılık tarafından 1995yılında yayınlanmıştır.
Akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ile de meşgul olmuştur, roman, hikaye ve deneme türünde birçok kitap kaleme almıştır.
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Kitapları - Eserleri
- İmaj Ve Takva
- İçimdeki Sazlar Başka Söz Başka
- Şov ve Mahrem
- Hakikat İncinmesin
- Gün Akşamsızdır
- Ahir Zaman Gülüşleri
- Son On Beş Dakika
- Senin Hikayen
- Sözün ve Sükûtun Renkleri
- Moda ve Zihniyet
- Hayat Teselli Olmaktır
- İki Kişilik Rüyalar
- Mutluluk Onay Belgesi
- Hiçbiryer
- Fatma Aliye: Uzak Ülke
- Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
- Uzak Ülke
- Acı Deniz
- Yaşadığımız Şehir - Otobüsname
- Rüzgar Avı
- Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim
- Okuyucu Velinimetimizdir
- Ramazanname
- Medya Senfoni
- Kamusal Alanda Başörtülüler
- Bahçeler Sokaklar
- Sözüm Söz
- Medya Senfoni
--reklam--
Fatma Barbarosoğlu Alıntıları - Sözleri
- Sosyal medya cumhuriyetinin sanal vatandaşı olarak kendimizi, dert anlatmaya yeten ya da yetmeyen, 140 karakter ile; ne kadar iyi bir tüketici olduğumuzu ispat etmek niyetiyle mutluluk efekti verilmiş fotoğraf paylaşımları üzerinden ifade ediyoruz. Bu "paylaşımlar" yüzünden, "beriki" bile giderek "öteki" haline geliyor. (Mutluluk Onay Belgesi)
- Vakte sohbet edebildiğimiz sürece egemen olacakmışız gibi durmadan konuşuyoruz. Ama hep dünü. Dünü konuşmak güzel. Bugünü konuşmak yavan. Ne zaman bugünü konuşmaya kalksak evler, arabalar, yazlıklar, tatil köyleri devremülkler giriyor odaya. Bize hiç bir yer kalmıyor. (Senin Hikayen)
- Ölülerimiz bile bize ölümü hatırlatamıyor. (İmaj Ve Takva)
- Yalnız olmak mesele değil. Ama kalabalıkların içinde yalnızlık sürekli izah bekleyen bir problem gibi duruyor. (Ahir Zaman Gülüşleri)
- ...Dinlemeseydin soylemeyecekti... (Ahir Zaman Gülüşleri)
- Modanın zevklere ve tercihlere bağlı olan değişim lokomotifi, tesettürün dini ilkelere bağlı olan değişmezlik anlayışı ile uyum içinde olabilir mi?... (Şov ve Mahrem)
- “Dostluk, ortak tarihi olanların yazdığı bir kitaptır.” (İki Kişilik Rüyalar)
- Kime söyledim? Hiç kimseye. İçime içime. Baktım içim doldu. Dolmasın dedim. Neticede atalarım istiridye değildi, içime attıklarımdan inçi çıkarabilecek kapasitem yok (Mutluluk Onay Belgesi)
- Modern toplumlarda, modanın daha hızlı bir şekilde yayılması tüketim toplumunun özellikleriyle ilgili olduğu kadar aynı zamanda modern insanın cemiyet içindeki yalnızlığıyla da alakalıdır. Bu noktada farklı olma ve faklı olmama isteğinin çatışması daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Modayı takip ederken fert, kendinden üstün gördüğü modayı takip edenler grubundan ayrı olmamak için onlarla arasındaki bütün farkları gidermeye çalışmakta; diğer yandan kendi içinde bulunduğu küçük grubun insnaları arasından seçilerek göze çarpmak istemektedir. (Moda ve Zihniyet)
- Modanın toplumsal, ahlaki ve dini bir değeri yoktur. (Moda ve Zihniyet)
- Biz çok ilimden ziyâde, az edebe muhtacız.. (Okuyucu Velinimetimizdir)
- “Kendin için okursan her öğrendiğini onlara satmak zorunda kalmazsın.” (İki Kişilik Rüyalar)
- "Sanki çok yakındasın. Aynı ağacı görüyoruz, aynı kuşların sesini işitiyoruz gibi bir his var içimde.." (Hiçbiryer)
- Annem daima ağaçtı. Gölge eden, koruyan, kollayan, meyve veren bir ağaç. (Hayat Teselli Olmaktır)
- Siyahlar siyahlığını beyaza,beyazlar beyazlığını siyaha borçlu ha. (Medya Senfoni)
- Sekülerleşmenin ikinci safhasında ise din önemsizleştirilerek dini ifadelerin kullanılması tamamen terk edilir. Mesela "Allah'a emanet olunuz" yerini "kendine iyi bak"a bırakır, "Allah'a ısmarladık" yerine "hoşça kal", "Selamün Aleyküm" yerine "iyi günler" ifadesinin kullanılmaya başlanması dinin kamusal hayattan çıkarılmasıyla doğrudan alakalıdır. (İmaj Ve Takva)
- Oysa kadınlar en çok birbirilerini eziyor. En çok birbirlerinin üzerinden politika üretmeye kalkıyor ve en çok birbirlerini yok sayıyor. (İmaj Ve Takva)
- "Kendini tanı.Kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. Sen acılarında ve zilletlerinde aynısın. Rüyaların, hayallerin ve dileklerinle bir başkası." (Şov ve Mahrem)
- İnsanın kaderi pek değişmiyor. Daha doğrusu herkesin kaderinin bir teması var, hayat itinayla o temaya dair hikayelerle dolduruyor o defteri. Ama çoğumuz kaderimizin ana temasının ne olduğunu hiç bilmiyoruz… (Hatıra Kadar Narin, Hafıza Kadar Zalim)
- "Aslolan kendi sesini duymaksa, gönül sesi neylesin kulağı." (Gün Akşamsızdır)
Yorumlar
0 yorum