Kitap Künyesi
Yazar: Ebu'l A'lâ el-Mevdudi
Çevirmen: N. Ahmet Asrar
Yayın Evi: Pınar
İSBN: 9789753520003
Sayfa Sayısı: 1015
--reklam--
Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
`İslâm nimeti her devirde insana ancak iki kaynaktan gelmiştir. Birincisi, Allah`ın kelâmı, ikincisi Allah`ın peygamberleri (Allah`ın selâmı onların üzerine olsun) . O peygamberler ki Allah-ü Tealâ tarafından sadece kelâmını yaymak, buyruklarını duyurmak ve açıklamakla değil, aynı zamanda bunların nasıl tatbik edildiğini ve başkalarına nasıl örnek olabileceklerini göstermek için de görevlendirmişlerdir. Peygamberler aynı zamanda, Kur`an`ın belirlediği amaçları varılabilmesi için, fertler ile toplumu denetlemeye, insan hayatının eksikliklerini düzeltmeye de memurdurlar.Hem Kur`an-ı Kerim, hem Hz. Muhammed (s.a.v.) in vazifesi aynı olup, aynı amacı taşımaktadırlar. Onları gerçek anlamda kaavramamız, ancak o vazife ve amacı anlama derecemize bağlıdır. Bu gerçek unutulduğu takdirde, Kur`an-ı Kerim yalnız sözler yığını ve siret-i mübarek de sadece bir hayat hikâyesi ve olaylar zincirinden ibaret kalır. Siz, sözlük, kitap, belge, ilmî çalışma ve araştırmalar ile bir yığın tefsir kitapları yazabilirsiniz. Tarihi araştırmadaki ustalığınızla da Hazreti Peygamberin şahsiyeti ve asr-ı saadet ile ilgili belki de en doğru ve en geniş bilgileri toplayabilirsiniz. Fakat, dinin ruhuna ve özüne varamazsınız. Çünkü bu iş yalnız sözler ve olaylarla bitmiyor, asıl varılmak istenen o amaç ve hedeftir ki, uğruna Kur`an-ı Kerim inidirilmiş ve Muhammed Mustafa (s.a.v.) örnek olarak bize gönderilmiştir. Bu amaç ne kadar iyi anlaşılırsa, Kur`an ve siyer de o kadar iyi anlaşılacak ve ne kadar yanlış anlaşılırsa, ikisi hakkındaki bilgimiz de o derece yanlış ve eksik olacaktır.`Mevdudi
--reklam--
Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı Alıntıları - Sözleri
- İslamiyet'i kabul etmiş ve Müslüman topluluğa girmiş olanlar için Hz. Peygamber Efendimiz (s)'in durumu sadece bir elçi veya haberci gibi değildir. Aksine, Rasulullah onlar için hem hoca hem velidir. Peygamber (s) hem İslam şeriatı ve hayat tarzının canlı misali, hem de kendisine her devirde itirazsız sadakat gösterilmesi ve itaat edilmesi gereken hâkim ve önderdir. c-I/s-159
- ...peygambere tam itaat ve teslimiyet din ve imanın esaslarındandır. Bir insanın hidayet bulması ancak nebi veya peygambere itaat ile mümkündür. Peygamberin sözlerini dinlemeyen, onun hayatını örnek almayan bir kişi ne dünyada ne de ahirette felah ve refah bulabilir. c-I/s-167
- Kur'an-ı Kerim'in indirilişinin başlıca amacı, insanı Allah'tan başka varlıkların boyunduruğundan kurtarıp onu Allah'ın kulu haline getirmek ve bu arada, kendisine tam bir fikir ve vicdan hürriyeti bahşetmektir. Nitekim, insanların insanlara köleliğine karşı en çok mücadele veren ilâhi kitap Kur'ân-ı Kerim olmuştur. Bu kitap, hiç bir insana helâli haram veya harami helâl yapma yetkisi vermemiştir. Ayrıca, bir insanın kanun ve yasaklarının sanki ilâhi emir ve buyruklarmış gibi geçerli ve itaate layık olduğu fikrini ortadan kaldırmıştır. Bu tür sadakat ve itaat Kur'ân-ı Kerim açısından şirktir. Nitekim, Kur'an-ı Kerim, din adamları, ulema, evliya, rahip, keşiş, kahin, papaz, papa ve dini sıfatlar taşıyan hükümdarlarına bir takım tanrısal sıfat ve ünvanlar verip tapmaya başlayan, emirlerini Allah'ın emri gibi yerine getirmeye çalışanlara müşrik demiştir. Zâten bir insan, başka bir insana aşırı derecede bağlanıp onun bir takım insan üstü sıfat ve selâhiyetler taşıdığına inanmaya başlayınca, ister istemez onu ilâh derecesine çıkarır, kendisini de onun kulu haline getirir. Bir insan, bir başka insana karşı kalben, zihnen ve bedenen, bütün yetenek ve özgürlüklerinden feragat edince karşısındakini her türlü kusur, hata ve ayıptan beri saymış olur. Böyle bir kişi, bağlı olduğu kişinin, insan hak ve hürriyetleri hakkında son sözü söyleyebileceğine, herkese hükmetme hakkına sahip olduğuna kendi emrindekilere kår ve zarar verme gücüne haiz olduğuna ve hatta insanlara rızk verme ve onları aç bırakma gücünde olduğuna inanır. Allah (c.c.)'tan başka herhangi bir kimseye bu sıfat ve özellikleri yakıştırmak şirkin ve köleliğin ta kendisidir. Buna karşılık, "Tevhid", Allah'ı tek saymak, Allah'tan başka kimsede tanrısal özelliklerin bulunmadığına inanmaktır. Tek Allah'a bağlı olan bir kişi, diğerlerine köle olmaktan kurtulur, tek Allah'ın hakimiyetine ve himayesine girmiş olur. c-I/s-166
- Hz. Peygamber (s)'in hayatı, canlı bir Kur'ân-ı Kerim ve İlahi Nizamnamedir. Neyin caiz, helal, mübah, geçerli, yararlı ve neyin mekruh, haram, geçersiz ve zararlı olduğunu Peygamber Efendimiz'in mübarek hayatından anlayabiliriz. Nelerin Allah'ı hoşnud edebileceğini, nelerin O'nun gazabını gerektirdiğini, hangi konularda içtihad edebileceğimizi, hangi meselelerde Rabbımıza itaat edeceğimizi ne gibi meseleleri birbirimize danışmak suretiyle halledebileceğimizi ve dinimizde özgürlüğün yerinin ne olduğunu, kısacası her şeyi, Hz. Muhammed (s)'in örnek hayatından öğrenebiliriz. c-I/s-161
- - "İnne aleyke illlel-belåg" ayetine bakarak, peygamberin sadece bir elçi ve haberci olduğunu ileri sürenler mühim bir noktayı unutuyorlar. Bir peygamberin tebliğ edici veya telkin edici hüviyeti, ancak onun dinine insanların girmesine kadar sürer. Yeni dine girip bir ümmet oluşturduktan sonra iman edenler için peygamber kimliği, tebliğ ve telkin edicilikten çıkar, bir lider, hakim, bir hükümdar, bir hukukçu, bir kadı bir hoca, bir veli ve bir kumandan haline gelir. Artık ümmetinin O'na sadakatını bildirmesi, O'na itaat etmesi şarttır. c-I/s-160
- Kulumuz Eyyûb'û da hatirla. Hani o, 'Ya Rabbi, şeytan beni zorluk ve azaba uğrattı' diye nidâ eyledi. O'na ayağınla yere vur dedik. İşte hem yikanacak, hem de içecek serin bir su." Sa'd; 41-42Yani, Hz.Eyyûp as, Allah'ın emriyle yere ayağını vurur vurmaz oradan bir su fışkırdi. Bu sudan içerek ve bundan yıkanarak uzun müddet süren hastalığından kurtulacak, şifa bulacaktı. Hz.Eyyûb'un ağır hasta olduğu kuvvetle muhtemeldir.
- Onları yiyip içmez bir beden kılmadık, ölümsüz de değillerdir. Enbiyâ Suresi - 8
- "Ve kâfirler, 'Bu nasıl peygamberdir? Yemek yiyor ve carsilarda geziyor? O'nunla beraber nezir olmak için neden bir melek indirilmedi?' Dediler." Furkan;7
- Hz. Muhammed (s)'in hazırladığı ve uyguladığı savaş yasaları sadece kendi dönemi için değil, bütün çağlar için geçerlidir. Kanun ve şeriat açısından önemli olan; Hz. Peygamber (s)'in kılıç, kalkan, top veya tüfek kullandığı değil, bu kılıç, top ve tüfekleri nasıl ve hangi amaçlar için kullandığıdır. Hz. Peygamber (s)'in mübarek gazve(savaş)larında bu konuda koyduğu kurallar ve gösterdiği örnekler, İslâm'da savaş ve barış yasalarını vücuda getirmişlerdir. İslâm'da Cihad'ın ne olduğunu biz Rasûlullah'tan öğrenmişizdir ve Server-i Alem (Cihan Önderi) manevî bakımdan kıyamete kadar bütün İslâm ordularının Başkomutanı'dır. c-I/s-163
- Kur'an-ı Kerim'de itaatın üç derecesi açıkça belirlenmiştir. Bunlar: 1) Allah'a itaat, 2) Peygambere itaat, 3) Hâkim veya devletin büyüklerine itaattir. Allah'a itaat ve bağlılık, Kur'ân-ı Kerim'in emir ve buyruklarına uymak demektir. Peygamber'e itaat, Peygamber (s)'in söz ve hareketlerini takip etmek demektir. Hakim ve devlet büyüklerine sadakat ve itaat da, Müslüman tebaa'nın kendi hakim ve devlet yöneticilerine itaat etmesi demektir. Itaatin ilk iki derecesi hakkında Kur'ân-ı Kerim'in bir değil birçok yerinde, Allah ve Rasûlü'nün emirlerine herhangi bir itiraz edilmeden uyulmak gerektiği belirtilmiştir. Müslümanlar için Allah ve Rasûlune itaat etmekten başka çare yoktur. Bir konuda Allah ve Rasûlü kararlarını vermişlerse, hiçbir Müslüman bu konuda kendi görüşünü ileri süremez, keyfi hareket edemez. Üçüncü itaat derecesine gelince devlet büyüklerine, ancak Allah ve Rasûlüne bağlı kalınmak suretiyle itaat edilmesi farzedilmiştir. Yani bir konuda Allah ve Rasûlü'nün emirleri başka, devlet büyüklerinin emirleri başkaysa, hiç tereddüt edilmeden ilk zikrolunan emirler tercih edilmelidir. Herhangi bir şüphe ve ihtilâfta da Allah ve Rasûlünün emirlerine öncelik tanınmalıdır. Böylesine açık seçik emirler varken, Allah ve Rasûlünün emirlerini, hâkim ve hükümdarlarınki ile bir tutmanın hiçbir anlamı yoktur. c-I/s-164
- "Vahiy" kelimesi artık sadece peygamberlere Cenab-ı Hak'tan gelen kelâm için kullanılıyor. Fakat Kur'an-ı Kerim'de bu kelime veya terim yalnızca bu anlamda kullanılmıyor. Meselâ, göklerde bütün düzenin vahye göre devam ettiği belirtilir (Hâ-mim). Yeryüzüne de vahiy geliyor, ki bu işareti alır almaz, dünyamız kendi fonksiyonunu icra ediyor (Zilzâl). Meleklere de vahiy iner. Buna göre işlerini yapar, görevlerini yerine getirirler (Enfal). Hatta, arıya bile bütün işleri vahiy (doğal eğitim) yoluyla öğretilir. Bu hususta Nahl Süresi altmış sekizinci ayete bakılabilir. Ve vahiy sadece arılarla sınırlı değildir. Balık yüzmeyi, kuş uçmayı ve yeni doğan bebek süt içmeyi de Allah'ın vahyiyle öğreniyor. Ayrıca, bir insana, düşünce ve incelemeden sonra sağ duyusuyla karar verme ve yolunu tayin etme kabiliyet ve salahiyeti de vahiy ile veriliyor (Kasas). Ve bu vahiy'den hiçbir insan mahrum değildir. Dünyamızda şimdiye dek ne kadar keşifler yapılmış. yararlı icadlar yapılmış, yararlı işler yapılmış ve ne kadar çok düşünür, filozof, bilim adamı, fâtih, hükümdar ve yazarlar eserler ortaya koymuş veya başarılar kazanmışsa, hepsinde vahy'in rolü olmuştur. c-I/s-55
- Fakat bütün çabalarına rağmen hiçbir kişi veya grup o sıralarda Rasulullah'ın bilgi kaynağının Allah'ın vahyinden başka bir şey olduğunu kanıtlayacak en ufak bir şey bulamadı. Bu gösteriyor ki Peygamber Efendimiz'e gelen vahiy gerçekten Allah'ın kelâmıydı. Şu nokta da unutulmamalıdır ki, Kur'ân-ı Kerim çeşitli yerlerde çeşitli peygamber kuşaklarından söz ederken, Hz. Muhammed (s)'in bilgi kaynağının sadece ve sadece ilâhî vahiy olduğunu belirtmiştir. Meselâ Hz. Zekeriya (as) ile Hz. Meryem (as)'in kıssalarına bakalım: "Bunlar gaipten haberlerdir, bunları Biz size vahiy ile gönderiyoruz. Meryem'in kefaletinin kime ait olacağına karar vermek üzere kalemlerini attıkları sırada sen orada yoktun. Sen kavga ettikleri sırada da yoktun." (Al-i İmran; 44) Hz. Yusuf'un kıssası anlatıldıktan sonra şöyle buyurulmuştur: "Bunlar gaipten haberlerdir, bunları Biz size vahiy olarak gönderiyoruz. Sen (Yusuf'un kardeşlerinin) yanlarında ve etraflarında yoktun. Onlar o sıra alacakları tedbirde anlaşmışlardı ve oyunlarını oynamaya hazırlanıyorlardı." (Yusuf, 102) Aynı şekilde Hz. Nuh'un hikâyesi uzun uzun anlatıldıktan sonra şöyle denilmiştir: "Bunlar gaipten haberlerdir, ki biz size vahiy şeklinde gönderiyoruz. Sen ve senin ümmetin bundan önce bunları hiç bilmezdiniz" (Had; 49) Bu olaylar ve kıssaların tekrar tekrar anlatılması ve Kur'an-ı Kerim'in Allah'tan gelen bir kitap olması ve Hz. Muhammed (s)'in Allah'ın Resûl'ü olmasının, Kitabullah'da deliller ile beyan edilmesinin amacı, binlerce yıl önce meydana gelen tarihi olayları bütün ayrıntılarıyla anlatan ümmi (okuma, yazma bilmeyen) bir peygamberin bilgi kaynağının vahiyden başka bir şey olmadığını göstermektir. c-I/s-63
- Kur'an-ı Kerim'de görüyoruz ki peygamberler belirli aralıklarla dünyaya geliyor ve ümmetlerini hep aynı şeylere davet ediyorlar. "Ey milletim, Allah'a itaat ediniz. O'ndan başka ilahınız yoktur." (A'raf/59) c-I/s-45
- İnsanın Allah'a kul olmayıp, kendi nefsine uyması ve Allah'ın emirlerini bir kenara iterek ahlâk, cemiyet ve medeniyetleri için başka başka temel ve ilkeler aramaları bütün kötülüklerin kaynağı olup başlı başına bir fesattır. c-I/s-47
- "Allah katında din, İslamdir. Kitab verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki ihtirastan ötürü, ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah, hesabı çabuk görendir." (Al-i Imran; 19) Demek ki, Allah tarafından, dünyanın her köşesine ve her devirde gönderilen peygamberlerin dini İslâm'dı. Ve hangi dilde olursa olsun, dünyaya nazil olan Allah'ın kitabı insanlara İslamiyet'i öğretti. Gerçek dinin değiştirilip, başka din ve nizamlar haline sokulan inanç ve kuralların ortaya çıkmasının sebebi de, insanların kendi menfaatlerini ön plâna çıkarıp başkalarının haklarına tecavüz etme hevesleriydi. c-I/s-48/49
--reklam--
Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın ilk bölümünde Tarih boyunca gelmiş tüm peygamberlerin Tevhid için yaptıkları mücadeleyi anlatıyor. Kitabın ikinci kısmında ise Peygamber (sav)'in siretini (hayatını) anlatıyor. Mevdudi ilmiyle ve çok güzel bir üslubuyla yazdığı bu kitabı her Müslümanın okuması gerek. Not: Kitap çok kalın ama içindeki bilgiler hazine değerindedir. (Köksal YILDIZ)
Siyer kitabı niyetiyle okuyacaksınız hiç başlamayın derim. Medine döneminden hiç bahsedilmiyor. Mekke dönemi ise son 200 sayfa ve daha çok yorum içeriyor. İnsanın kafasında bir kurgu oluşturmuyor. Siyer kitabı olarak değil de genel bir İslami kitap olarak okunabilir. Sanki bir şeyleri ispatlama ihtiyacı için yazılmış. Aklınıza takılan sorular varsa 'İslami anlamada' cevap bulabilirsiniz. İslami bakış ve şuur için okunabilir ama bunun içinde gereksiz uzun yazılmış bir kitap bana göre. (Büşra Özdemir)
Peygamberliğin gerekliliğini akli delillerle uzun uzun anlatan mükemmel bir eser.. Merhum Mevdudi’nin -Allah kendisinden razı olsun-kalemini ve ilmini adeta konuşturduğu, okumaya doyamayacağız iki ciltli bir siyer kitabı..okumanızı şiddetle tavsiye ederim.. (Mali Ethem)
--reklam--
Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ebu'l A'lâ el-Mevdudi - Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kimdir?
Mevdudi, 25 Eylül 1903 yılında Pakistan'ın Haydarabad Dekran bölgesinde doğdu. Hint Yarımadası'nın büyük alim yetiştiren ailelerinden birine mensup olan Mevdudi'nin babası, çocuğunu İngiliz eğitiminden uzak özel bir eğitimle yetiştirdi. Özel öğretmenlerden aldığı derslerle yetişen Mevdudi; İngilizce, Arapça ve Farsça öğrendi.
1920'de babasının vefatı üzerine çalışma hayatına atıldı ve 17 yaşında iken Hint Kıtası Müslümanlarının büyük ilgi ile izlediği el Camiat Gazetesi'nin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. Daha sonra Tercüman'ul Kur'an adıyla bir gazete çıkarmaya başladı. 1941 yılında Cemaat-i İslâmiyye'yi kurdu ve 1976 yılına kadar bu teşkilatın liderliğini sürdürdü.
Ebû'l-A'la Mevdûdî, fıkıh, ekonomi, siyaset, tarih, siyer, sosyoloji, kültür tarihi ve Kur'an bilimleriyle ilgili önemli eserler yazdı ve bu eserleri dünyanın neredeyse bütün dillerine çevrildi. Yüzyılımızın en büyük bilginleri arasından yer alan Mevdûdi, 22 Eylül 1979'da Amerika'da tedavi gördüğü Buffalo Hastahanesi'nde vefat etti.
--reklam--
Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Kitapları - Eserleri
- Kur'an'a Göre Dört Terim
- Gelin Müslüman Olalım
- İslam'a Giriş
- Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim
- Kur'an'ı Nasıl Anlayalım
- Hicab
- İslamda Cihad
- Tefhimu'l-Kur'an - 1.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 2.Cilt (Büyük Boy)
- İslami Kavramlar
- İslâm'da İhyâ Hareketleri
- Tefhimu'l-Kur'an - 3.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 4.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 6.Cilt (Büyük Boy)
- Tefhimu'l-Kur'an - 5.Cilt (Büyük Boy)
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı
- Sünnetin Anayasal Niteliği
- İslam Davetçilerine
- İslamda Siyasi Sistem
- Hilafet ve Saltanat
- İslam İnkılabının Süreci
- Cihad
- Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali
- İslamın Geleceği ve Öğrenciler
- İslam'ı Anlamaya Doğru
- Tevhid Bilinci
- Siret-i Nebi (Arapça-Türkçe)
- İslami Hareketin Ahlaki Temelleri
- İslam'da Aile Hukuku
- Fetvalar
- Faiz
- Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü
- İslam'ın Çağrısı
- Cebir ve Kader Problemi
- Fıtrat Bilinci
- İslam Savaşçısının Ahlaki Stratejisi
- İslam Medeniyeti
- İslam'ın Anlaşılmasına Doğru
- İslam'da İnsan Hakları
- İslâmda Savaş Hukuku
- İslam Nizamı
- Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri
- Cuma Konuşmaları
- Namaz Bilinci
- İslam Ekonomisinin Temel İlkeleri
- Barışın Yolu
- Yeniden Diriliş Yolunda Engeller Öneriler
- Tevekkül Bilinci
- İman Bilinci
- İslam ve Eğitim
- Tefhimu'l-Kur'an Kur'an'ın Anlamı ve Tefsiri (7 Cilt Takım - Küçük Boy)
- İslam ve Çağdaş Medeniyet
- Modern Çağda İslami Meseleler
- İslam ve Cahiliye
- İslam'da Hükümet
- Mücadele Bilinci
- Tefhimu’l-Kur’an
- Kur'an ve İnsanlık
- Hitabeler
- İslam Bilinci
- Sünnet Bilinci
- İslam Nazarında Doğum Kontrolü
- İslamı Doğru Anlamak
- Takva Bilinci
- Günümüzde İslam
- Kıyamet Bilinci
- Ümmet Bilinci
- Cahiliye Bilinci
- Kur'an Bilinci
- İnfak Bilinci
- Sabır Bilinci
- Devlet Bilinci
- İslami Yaşama Biçimi
- İslami Hareketin Dinamikleri
- Müslüman Gençliğin Görevi
- Müslümanca Yaşamak Üzerine
- Salah ve Fesat
- İslami Hareketin Stratejisi
- İslam'da Ahlak Nizamı
- Kur'an'da Firavun
- İslam Hukukunda Sünnetin Yasal Konumu
- İslam’da Yönetim Tartışmaları ve İnsan Hakları
- Sünnetin Anayasal Niteliği
- Dua Bilinci
- Cihad Bilinci
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 2. Cilt
- İslam'ın İstikbalinde Talebeler
- İslam Vahdeti ve Irkçılık
- İslam Dinine İlk Adım
- Kur'an'ın Dört Temel Terimi
- Tefhimu'l Kur'an Meali
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 1. Cilt
- Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı 3. Cilt
--reklam--
Ebu'l A'lâ el-Mevdudi Alıntıları - Sözleri
- "Asra yemin olsun ki, insan Ziyan içindedir. Ancak inanıp Salih amellerde bulunanlar birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabır tavsiye edenler istisna." (Asr,1-2-3) (Tevhid Bilinci)
- Kur'an-ı Kerim'de anlam ve sözcüklerin her ikisi de Allah'ındır. Bunlar olduğu gibi insanlara iletilmek üzere Resulullah'a indirilmiştir. Bu nedenle bunlara vahy-i metluv denilir. Vahyin diğer türü, yani "gayr-i metluv" niteliği, yapısı ve amacı bakımından bundan tamamen farklıdır. Bunlar Resulallah'a yol göstermek amacıyla inerdi. İnsanlara, Allah'ın sözleriyle değil, Hz. Peygamber'in buyruk, karar ve işleri olarak ulaşırdı. Bir kişi, Hz. Peygamber'e ilk tür vahiylerin geldiğini kabul ediyorsa, başka türlü bir vahyin de geldiğini niçin kabul etmiyor? Kur'an'ın mucizevi kelamı, bunun ilahi kelam olduğunu bize kanıtlıyorsa, peki Resul-u Muhterem'in mucizevi hayatı ve mucizevi işleri, Allah'ın rehberliğinin sonuçları olduğu konusunda bizi niçin ikna edemesin? (Sünnetin Anayasal Niteliği)
- Ey Allah'ı zikreden ve O'na ibadet eden kimseler(!) boynunuza kölelik, zulüm halkasını geçirten sebep nedir? (İslami Kavramlar)
- Hz.Ömer Sahâbîlere: “–Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde... diye başlayan Nasr Sûresi hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Bir kısmı: “–Yardım görüp fetih gerçekleşince Allah’a hamd ve istiğfar etmekle emrolunmaktayız.” dedi. Kimi de hiç yorum yapmadı. Ömer (r.a) bu sefer bana hitâben: “–Ey İbn-i Abbâs! Sen de böyle mi düşünüyorsun?” dedi. Ben: “–Hayır!” dedim. “–Peki, ne diyorsun?” diye sordu. Ben de: “–Bu sûre, Efendimiz’in(sav) ecelinin geldiğini kendisine haber verdi. Allah’ın yardımı ve fetih sana gelince -ki, bu Sen’in ecelinin geldiğinin alâmetidir- Rabbini hamd ile tesbih et, bağışlanma dile! Çünkü o tevbeleri kabul edendir.” buyruluyor dedim. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
- Hidaye'de mesele şu şekildedir. "Kitabi kadınlarla evlenmek caizdir fakat evlâ olan zaruret bulunmadıkça onlardan evlenmemek ve kestiklerini yememektir. Harp ehli kitabî kadınlarla evlenmek icma ile mekruhtur çünkü bu şekil evlenme ile erkeğin kadınla beraber diyar-ı harpte yaşaması ihtimali ve dolayısıyla doğacak olan çocukların kafirlerin ahlakından etkilenmeleri söz konusu olacağı için fitne kapısı açılmış olur." (Modern Çağda İslami Meseleler)
- İman, istek ve histen ibaret değildir. Ancak kalpte yerleşip amelde kendini gösterendir.. (İslamda Cihad)
- "Gidilecek yeri aynı olmayanların hayat yolu nasıl bir olabilir ki? (Takva Bilinci)
- Dünya'da hiç bir yer yoktur ki orada Müslümanların yerleşim yeri olmasın ve orada ezan okuyarak Resulullah'ın risaleti ilan edilmesin.Namazda da Resulullah'a salavat getirilir.Cuma hutbesinde de Resulullah zikredilir.Senenin on iki ayının hiçbir günü ve günün 24 saatinin hiç bir ânı yoktur ki yeryüzünde bir yerde Resulullah zikredilmesin.Bu, Kur'an'ın doğruluğunun açık ispatıdır. (Tefhimu'l-Kur'an - 7.Cilt (Büyük Boy))
- 'İlimden kendilerine çok az pay verilmiş insanların, nizam koyma, kanun yapma yetkilerini kendilerinde görmeye kalkmaları, sonu cehennem olan bir tağutluk iddiası olduğu gibi fazlasıyla gülünçtür de.' (İslâm'da İhyâ Hareketleri)
- "Hevasını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün ya. Allah, onu bir ilim üzerine şaşırtmış kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir. Artık ona Allah'tan başka kim hidâyet edebilir? Hâlâ düşünmez misiniz? (Ayet;23) (Takva Bilinci)
- Ikinci Bölüm: İkinci bölüm ise, İslam'a hizmet et meye gönül vermiş askerleri yetiştiren bir atölye olacak ur. Bunların köşe taşları iffet ve dolandırıcılıktan uzaklık olan erdemli bir ahlakla bezenmeleri gerekir. Ayrıca bakış lanı kesinlikle soylu gayelerinden başkasına yönelmeme lidir. Şiarları, bu gaye uğrunda fedakârlık ve çaba göster mek olmalıdır. İşinde sade, sıkı ve istikrarlı olmakla tanınan fertlerden oluşan bu genç gruptan, hedeflenen devrim par tisinin çekirdeği oluşacaktır. İşlerinde ve davranışlarında nizamın, kardeşliğin ve dayanışmanın ruhu onlara hâkim olur, öyle ki insanlar onlarda, iki ayağı üzerinde yürüyen İslam'ı görür. (Müslümanların Temel Problemi ve Çözümü)
- İslâm nizâmı, gayri meşru parayla kurulamaz. (Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim)
- İnsana bedeni varlığı için değil de ahlaki sıfatları için insan denilmektedir. (Mücadele Bilinci)
- Nitekim hakikati bilmek için bizzat Allah'ın ilmi kâfidir. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
- İmanın İslam ile olan ilgisi, ağacın tohumla olan ilgisi gibidir. Tohumun içerdiği güzellikler, ancak o tohumdan gelişen ağaçta gözlenebilir. Öyleki ağacı iyice incelediğiniz zaman tohumda olan tüm özellik ve güzellikleri rahatlıkla görebilirsiniz. (Mücadele Bilinci)
- Siz bir Müslümanın ahlâk ve karakterini iyice kavrarsınız, bir Müslümanın hiçbir zaman dünyada rezil , mahkum ve mağlup olarak yaşamayacağına yürekten inanırsınız. Bir Müslüman her zaman galip ve hakim olarak yaşar , çünkü İslâm'ın onda yaratmış olduğu özellikler hiçbir güç bastıramaz. (İslam'a Giriş)
- Bir kulun Rabbine en yakın anı, secde ettiği andır. (Tefhimu’l-Kur’an: Kısa Surelerin Tefsiri)
- Gözler O'na ulaşamaz. Ancak O, gözlere ulaşır. O, her şeye derinlemesine nüfuz eder ve her şeyden haberdardır. (Tefhimu'l Kur'an Meali)
- Ben sizden birini, Allah'ın bana havale ettiği bir devlet işi için vergi memuru olarak gönderiyorum da geri döndüğünde bana; 'Şu mal devlet malı, şu da bana verilen hediyedir' diyor. Bu doğru olsaydı, acaba babasının anasının evinde otururken de kendisine böyle hediyeler verilir miydi? (Fetvalar)
- İslam, imanın fiiliyata aktarılmış halidir. (Mücadele Bilinci)
Yorumlar
0 yorum