Kitap Künyesi
Yazar: Abdullah Ziya Kozanoğlu
Yayın Evi: Bilge Kültür Sanat
İSBN: 9789756316689
Sayfa Sayısı: 416
--reklam--
Türk Korsanları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Türk Korsanları", Kızıl Tuğ'dan sonra yazılan ikinci tarihi romanımdır. Türk Korsanları'nda romandan ayrılarak daha çok tarihe yaklaştım. Bunun da nedeni Kızıl Tuğ'u görüp, deniz tarihimize ait bir kitap yazmamı isteyen Deniz Harp Okulu öğretmeni Sayın Fevzi, Ali Haydar Emiri ve Muallim Ahmet Halit Beyefendilerin çok değerli kitaplıklarını açmaları, el yazması kitaplarını bana vermeledir.
Türk Korsanları bir tarih değildir. Fakat bir roman da olmadı. O, İngilizlerin denizlerde daha ortada adı bile geçmeyen bir tarihte İspanyol, Portekiz, İtalyan gibi zamanın deniz kurtlarını önlerine katıp Akdeniz'den kovan; Mussolini'nin "Bizim Deniz" hulyasını Türkler adına gerçekleştiren Anadolu'nun Akdeniz' e saldığı Türk korsanlarının destanıdır. Fakat koca bir Akdeniz'i ele alış, kuru bir sözle olmadı, binlerce Türk genci bu uğurda kızgın çöllerde, kudurmuş denizlerde can verdi. Ne zaman Türk Korsanları'nı elime alsam, kahraman atalarımın bilgi, cesaret, kuvvet, zenginlik ve büyüklüğü karşısında titrer, saygı ile eğilirim.
(Önsöz'den)
--reklam--
Türk Korsanları Alıntıları - Sözleri
- bu hayatım korkak düşmanlar, riyakâr, sahte dostlar arasında geçiyormuş gibi geldi.
- Hızır Reis artık yanında Sinan gibi, Aydın gibi namı da İspanya kıyılarına kadar korku salmış babayiğitlerle Akdeniz'e açılarak korsanlık edecek, yedi düvele ün salacaktı.
- senden ayrıldıktan sonra, başımızdan çok şeyler geçti
- Bu kedi ruhlu millet, tutsak olmaktan başka işe yaramaz.
- her milletten korsan vardır. İsa dinindedirler. Sultan Selâhattin Eyyûbî bunları Kudüs ve Beyrut'tan kovana kadar dünya işlerinden el çekip Müslüman öldürmekle övünürlerdi. Sonunda bu Rodos adasına sığındılar. Korsanlıkla geçinirler. Frenkler bunlara Sen'Jan şövalyeleri derler.
- köpek gibi yaşamaktansa kaçarken ölmek hayırlıydı.
- Bu soğuk, loş, ıssız zindanda ne kadar kaldığını ölçemiyordu Günler, geceler bu ezici tutuklu yaşayışın acısını biraz daha çoğaltarak akıyor, günden güne bu acıyla Hızır'ın içindeki öç alma istekleri birleşip büyüyor, taşıyordu.
- babamdan kuvvet ve cesaretten başka bir şey miras kalmadı. Çarpışırız, kimin babasının sözü geçerse,
- Ahlâksızlık bu keratalarda; dedikodu, kötülük bu heriflerde; birbirlerinin canına, malına, ırzına göz dikmek bunlarda...
- Bu köpekleri yeryüzünde sağ bırakırsam, Tanrı bana lanet eder! Tanrı'nın ulu adına ahdettim: Onların öcünü bu kahpelerde bırakmayacağım.
- Göz yumup gazaya biz bel bağlarız, Nice yıllar bu denizde çağlarız, Düşmanda öcümüz komaz, alırız, Bize kara bayrak Barbaroslu derler.
- içinizde bulunan memleket sevgisinden uzak, din kardeşliğinden habersiz, tek amaçları hâlâ yoksul halkı ezmek olan bir topluluk...
- Zindanda ömür geçecek olduktan sonra ha içinde, ha dışında, ne kaybederdi?
- Aydın Reis, son bir defa daha arkadaşlarına baktı. Başsız gövdelerinden koyu, pıhtılaşmış, pelte gibi bir kan sızıyordu. Bu ölü vücutlar hâlâ titriyor, sanki ona öçlerini unutmamasını anlatıyordu. Aydın Reis dişlerini gıcırdattı, gözlerini yumdu, yürüdü. Şeytandöven, bu öcü Dük'ün yanına komazdı.
- Papa'nın kendi amiralleri ve şövalyeleri ile değerli hazinesini taşımaktan doğan bir gururla ağır ağır yol alan birinci gale ruvayyaldeki kahramanlar, şimdiye kadar, bu'sularda görünmeyen Türk korsanlarını akıllarına bile getirmiyorlardı. Uzaktan gördükleri parmak kadar kırlangıç, olsa olsa, bir Arap korsan gemisi olabilirdi. Eğer önlerinden kaçmazsa, bu yoksul tekneyi ezip geçeceklerdi. Akdeniz'e mahsus Sirok dedikleri batı yeli de kendilerine yardım ediyordu.
--reklam--
Türk Korsanları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Türk Korsanları’na Dair: Akdeniz’de geçen bir destanı okuduğumuz bu kitabı Kozanoğlu, Turgut Reisten etkilenerek yazdığını belirtiyor. İyi ki etkilenmiş iyi ki yazmış. Özellikle yelkenli gemilerin; Akdeniz’in tuzlu sularında yüzdüğü, birbirinden güzel koylarında sulandığı ve korsanlık mücadelesi verdiği döneme dair büyük bir merakım var. Bu anlamda okuduğum en keyifli eserlerden biri kesinlikle bu kitap. Dil fazlasıyla yalın ve akıcı. Elinize aldığınızda rahatça okuyabiliyorsunuz. Eğer benim gibi yelkenli gemilerin hüküm sürdüğü döneme dair merakınız varsa kitap daha bir keyifli oluyor. Kozanoğlu şanlı denizcilerimize olan hayranlığını kitapta fazlasıyla gösteriyor. Destansı bir öykünün içinde buluyor insan kendini. Yaşamın denizlere adandığı, hayatın Akdenizle bütünleştiği bir öykü bu. Şan, şöhret, kahramanlık, fedakarlık ve bir ülkü uğruna çabalanan bir hayat. Anadolu’dan uzakta bir yandan denizde bir yandan da karada verilen destansı bir mücadele. Kitap; Oruç Reis, Hızır Reis, Turgur Reis, Salih Reis ve Aydın Reis üzerinden ilerlese de daha birçok önemli Türk denizcisinin isimlerini öğreniyoruz. Bu alana yönelik ayrı bir ilginiz yoksa bilgimiz genelde Barbaros Hayrettin Paşayla sınırlı kalıyor. Ama ondan önce ağabeyi Oruç var. Oruç Reis hem Akdeniz hem de Türk korsanlık tarihi açısından çok önemli bir yere sahip. Hem denize hem de kara fetihlerine adanmış bir yaşam söz konusu. Ardından kardeş Hızır ve onun ardından Dragut namlı Turgut Reis. Ve bu büyük denizcilerimizin ardından bırakılmış bir Türk gölü olan Akdeniz. Avrupalıların özgürce sandal dahi yüzdüremediği, İngilizler hakim oluncaya kadar üstünlüklerini kaybeden İspanyolların öyküsü var bu kitapta. Ayrıca bu insanlar denizlerde verdikleri mücadelenin yanı sıra karada da yaptıkları önemli fetihlerle askeri anlamda önemli bir akıla sahip olduklarını gösteriyorlar. Hızır Reisin amiralleği uzanan zekası, Turgut Reisin amiralliğe sığmayan korsanlığı okumaya değer. Yazarımız tüm bu kahramanlık öyküsünün yanında başkente dair eleştirilerini de kitaba koymuş. Devletin Kanuni ile birlikte yaşadığı zirveden aşağıya doğru inişe geçeceğinin sinyallerini görüyoruz. Unutulmamalı ki bu bir roman. Lakin yazarımız tarihi gerçeklere temele alarak yazdığını beyan ediyor. Ayrıca bazı olayları anlatırken kaynak olarak gösterdiği tarihçileri dipnotlarında belirtmeyi ihmal etmemiş. Biz unutkan bir milletiz. Zaferlerimizi de yenilgilerimizi de zihnimizden uzaklaştırıyoruz. Öğrendiğimiz zaferleri de çok sınırlı öğreniyoruz. Denizcilik tarihimiz de birçoğumuz sadece Preveze’yle sınırlı tutuyoruz. Bu kitapla bu sınırları büyük oranda ortadan kaldırıyoruz. Yazarımızın kalemine sağlık. Kesinlikle okunmaya değer. Şimdiden keyifli okumalar. (orhan yıldırım)
Abdullah Ziya Kozanoğlu, Anadolu'nun köylü çocuklarını, makam mevki istemeden ve dinlemeden yaşayanları, palalarını yatağanlarını sıyırmış yalınkılıç isimsiz kahramanları seviyor ve sevdiriyor.Bütün kitaplarını okuyamasam da hala eminim her kitabında aynı akıcılığı aynı samimiyeti gösteriyordur. Bu eserinde de Oruç Reis'i, Barbaros Hayreddin'i ve yabancıların taktığı ismiyle Dragut'u (Turgut Reis),ki Turgut Reis bu kitabı okumamın ardından favorim haline geldi, anlatmış. Bir başka kitabında boğazdan geçen gemiler için "Barbaros Hayreddin'in mezarında kemikleri sızlıyordu" demişti.Bu kitabı okuyunca neden bunu söylediğini anlıyor insan, nasıl büyük adamlardan bahsettiğimizi anlıyor. Akıcı, sade ve samimi bir kitap.Okuyun, çok keyif alacaksınız. (Mustafa Adem)
Barbaros Kardeşler, Turgut Reis, Salih Reis, Aydın Reis ve daha nice kahraman gemiciler. Kozanoğlu, 1948 yılında yayınladığı bu romanda Akdeniz tarihini ve bu tarihin kaderini belirleyen Türk gemicilerinin hayatını, yerel ve yabancı belgelerden aldığı dipnotlarla süsleyerek bizlere sunmuş. Yer yer üslubuyla zorlasa da okunabilir, güzel bir tarihi roman. (Volkan Akbaba)
--reklam--
Türk Korsanları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu - Türk Korsanları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Türk Korsanları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Abdullah Ziya Kozanoğlu Kimdir?
Abdullah Ziya Kozanoğlu, Abdullah Ziya Bey (d. 16 Ocak 1906, İstanbul - ö. 1966 İstanbul), Türk mimar, müteahhit, romancı, çizgi-roman yazarı.
Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış milliyetçi bir yazardır. Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır. 1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır. İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi gibi yapıların inşaatını üstlenmiş bir mimar ve müteahhittir.
Manken ve oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun dedesidir.
16 Ocak 1906’da İstanbul’un Beşiktaş semtinde dünyaya geldi. Babası Abdulah Osman Bey, annesi Seyyide Hanım’dır. İlk öğrenimini Nişantaşı İttihat ve Terakki Mektebi’nde gördü. Ortaöğrenimine Gaziosmanpaşa Mektebi’nde başladı; 1922’de Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimine İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Mühendislik Bölümü’nde başladıktan sonra beşinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalınca Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdi; 1929’da Akademiden mezun oldu.
1929’da Adana Belediye Fen İşleri müdürü olarak atanan Kozanoğlu, 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda mimar olarak görevlendirildi. O yıl memuriyetten ayrılarak İstanbul’a döndü ve meslek yaşamına serbest mimarlık, müteahhitlik yaparak devam etti. İnşaat işlerini üstlendiği yapılar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fen Fakültesi, İstanbul Operası birinci kısım inşaatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Etibank, Tayyare Fabrikası, Ankara yeraltı suları, Malatya Tütün Fabrikası, Sağmalcılar Cezaevi bulunur.
Öğrencilik yıllarında gazetelerde çizerlik yapan ve roman tefrika etmeye başlayan Kozanoğlu’nun 1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı, 1927’de kitap olarak yayımlandı. Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin devamı 1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır. Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti. Romanlarında Abdulllah yerine “Aptullah” ismini kullandı. Eserlerinin çizgiromana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı. Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı; bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir
1942-1950 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığında bulundu.
Tiyatroya her zaman ilgi duyan yazar; İstanbul Taksim’de bir apartmaın üst katını tiyatro salonuna dönüştürerek Arena Tiyatrosu’nun kurulmasını sağladı
Muhittin Hanım ile evliliğinden 3 çocuk sahibi olan Kozanoğlu, 23 Mart 1966’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir.
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Kitapları - Eserleri
- Kızıl Tuğ
- Gültekin
- Malkoçoğlu
- Atlı Han
- Türk Korsanları
- Savcı Bey
- Sarı Benizli Adam
- Kolsuz Kahraman
- Sencivanoğlu
- Hilal ve Haç
- Fatih Feneri
- Battal Gazi Destanı
- Seyit Ali Reis
- Patronalılar
- Dağlar Delisi
- Kızıl Kadırga
- Arena Kraliçesi
- Kubilay Han’ın Gelini
- Atlı Han
--reklam--
Abdullah Ziya Kozanoğlu Alıntıları - Sözleri
- "Yürü, bizim yolumuz uğraş yolu, sevdiğimiz at, yavuklumuz sadaktır." (Kızıl Tuğ)
- -Dinini, Allah'ını seversen önümden çekil,ne parası? Balamir tekrar gürledi: -Bizim dinimiz para, Tanrı'mız kılıçtır. (Atlı Han)
- -Dişisini kaybeden sırtlan, onu ararken geberir. (Seyit Ali Reis)
- Sana bir şey diyeceğim, bir şey diyeceğim... Ama kafa kafa değil ki... Sanki uğru ambarı. İçerisi karmakarışık, sana diyeceğimi bir türlü bulamıyorum. (Atlı Han)
- - Demek Verböçi de Japolya'yı istiyor... - Evet!.. Fakat Peter Perene falan Ferdinand'ı istiyorlar. "Avusturyalılar kuvvetlidir, bizi Türklere karşı korurlar" diyorlar. - Sersemler... Sonra Avusturyalılara karşı onları kim koruyacak?.. Böyle iki büyük devletin arasında otururlarsa elbet birisine sığınacaklar. Sonra, sonra... Ben dağlarda gezeli epey şeyler olmuş.'' (Malkoçoğlu)
- Ahlâksızlık bu keratalarda; dedikodu, kötülük bu heriflerde; birbirlerinin canına, malına, ırzına göz dikmek bunlarda... (Türk Korsanları)
- içinizde bulunan memleket sevgisinden uzak, din kardeşliğinden habersiz, tek amaçları hâlâ yoksul halkı ezmek olan bir topluluk... (Türk Korsanları)
- - Sen de Moğol musun? - Hayır. - Sen Türk müsün? - Ben Müslümanım. - Müslüman ne demek koca baba? Okumuş adama benzersin. Bir adamın önce bağlı olduğu bir bayrağı, bir avulu, bir obası olur. Din gönülleri birleştiren ayrı bir bağdır. İmandır. Ben sana uruğunu, boyunu, dokuz atanı soruyorum; sen bana dinden imandan söz açıyorsun. Uruğunu, soyunu, sopunu bilmiyor musun yoksa? - Ben de sizdenim. - Ne pis konuşuyorsun. Türk'üm de be adam. Ne korkuyorsun? Türk'üm diye bağır! Utanacak, korkacak ne var? (Kızıl Tuğ)
- Selam Tanrı'ya ki suçlarımızı hoş görsün!.. (Atlı Han)
- O dağ gibi Türk arslanını da sevgilisinin yanına çökertti. (Atlı Han)
- - Biz bir şey sorunca öyle devedikeni yalamış sıpalar gibi sırıtıp kalmayın bre. Ne biçimde benim bayrağım? Attilâ'nın bayrağında ne vardı? (Hilal ve Haç)
- Burada tutulacak en doğru yol kendi gücümüze güvenmektir. -Yani?! -İsyan ediyorum! -Neye karşı?! -Her şeye karşı! Haksızlığa, kardeşlerime, yalanlara, tuzaklara, babama ve bütün cihana karşı isyan ediyorum! (Savcı Bey)
- Şair Nedimi hasut ve kinli bakışlarile gözlüyorlardı. Arkadan padişahın yaldızlı sandalı gözükmüştü. Nedim'in sesi çayırı inletitordu: Geh varub havz kenarında hırâmân olalım Geh gelüb Kasr-ı Cinân seyrine hayran olalım Gâh şarki okuyub gah gazel-hân olalım Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a (Patronalılar)
- Halk bu sefer Belizer'den yana döndü. Beyinsiz bir domuz sürüsü gibi nereden yem kokusu gelirse o yana dönüyorlardı... (Arena Kraliçesi)
- Kelle Bekir'e göre insan dünyaya üç şey için gelirdi. 1-Yoğurtlu kebap yemek, şarap içmek, 2-Galata'da karı oynatmak, 3-Kavga etmek. (Seyit Ali Reis)
- ... çok iğrenç gördüğün vücudum yerine sana temiz ve hiç kimsenin olmayan kalbimi verdim. Onu istersen sakla, istersen fırlat at! (Atlı Han)
- Korsana denizden ayrılmak yaramaz. (Seyit Ali Reis)
- Silâh gücü ve din korkusu; memleketin milyonlarca halkını padişaha esir etmiş, süründürmüş, bilgisiz bırakmış, cihanlara sığmayan cihangir bir milleti ezmişti. (Patronalılar)
- "Buğatırlar!.. Cenk kokuları gene kendini gösterdi. Gün şu tepelerden doğup, ay gökte parladıkça Türkler, Moğollar ve bütün danışıklarımız, yoldaşlarımız kılıçlarını indirmeyecek, at üzerinden inmeyecekler, İşittik ki, atalarımızı köpek Çinliler yendiler; onları buyruklarına tutsak kıldılar. Dedelerimiz bu köpeklere bac vermekte idi. Bugün Timuçin "Tung-Hay" gibi bir serseme bac vermeyi değil, onun ülkesini başına geçirmeyi daha doğru buluyor." (Kızıl Tuğ)
- Bir nim neş’e say bu cihanın baharını, Bir sagar-ı keşideye tut lâlezarını. (Patronalılar)
Yorumlar
0 yorum