Kitap Künyesi
Yazar: Sinan Canan
Yayın Evi: Tuti Kitap
İSBN: 9786059218306
Sayfa Sayısı: 232
--reklam--
Unutulacak Şeyler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Daha önce sizi Fraktal Düşünceler'imin dehlizlerine davet etmiş, ardından Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler'in var olduğuna ikna etmeye gayret etmiştim. Sonra da Değişen Be(y)nim ile beyinlerimizi anlatmaya çalıştım size; her birimizin değişmeye nasıl mecbur ve mahkûm olduğunun altını çizmek için… Şimdi, yıllardır kendime hatırlatmaya muvaffak oldukça beni yanlışlardan döndüren, hayatımın çözünürlüğünü arttıran ama ne hikmetse sıklıkla unuttuğum, unuttuğumuz, unutulan şeylere dair notlarımla karşınızdayım. Hatırlamaya en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda daha fazla unuturuz bazı şeyleri, bazı önemli şeyleri...
Unutulacak Şeyler, her şeyin gördüğümüz gibi olmadığını sezgisel olarak hisseden, görünenin ve gösterilenin arkasını merak eden tecessüs sahipleriyle bir hasbıhaldir. Sadece ve sadece de, öncelikle kendime, bir hatırlatmadır...
"Çağın insanı bir taraftan tutucu dinî geleneğin insan düşüncesini kısıtlayan cenderesinden, diğer taraftan modern militan ateizmin inanca savaş açmasından şaşırmış durumda. Sapmış inanışla mücadele etmesi gereken modern insan, inançla mücadele ediyor.İnançlarını savunmaya çalışan modern Müslüman aşırı siyasallaşmış durumda, 'Medeniyet İnşa Etme' idealini önemsemiyor. Elinde bulunan elmas değerindeki bilgileri Batı zihnine sunamıyor ve satamıyor. Bu konuyu dert edinenlerden birisi de Prof. Dr. Sinan Canan. "Unutulacak Şeyler" eseriyle bize felsefî bir ziyafet sunmuş, kendisini kutluyorum."
-Prof. Dr. Nevzat Tarhan-
"Bilimle uğraşmak zor iş. Hele ki bilmeyene anlatmak, daha da zor… Sinan Canan zor olanı hep başarıyor. Uzak ve soğuk bulduğumuz bilim dünyasını bizler için yine keyifli ve anlaşılır hale getiriyor."
-Pelin Çift-
(Tanıtım Bülteninden)
Unutulacak Şeyler Alıntıları - Sözleri
- [...] hayatımızı kolaylaştırmayı vadeden cihazlar, dünyayı yavaş yavaş bize dar ediyor.
- İnsanların birbirlerine güvenmesi ve sosyal olarak bağ kurması gereken tüm durumlarda beyinden salgılanan oksitosin miktarları artıyor. Bu da insanların birbirleriyle güven içinde birliktelikler kurabilmesinin hormonal alt yapısını oluşturuyor.
- "Düşünememek", bir hastalıktan yahut eksiklikten kaynaklanabilir ama "düşünmemek" büyük bir suçtur.
- Yeni bir insanla tanıştığınızda tedbir açısından bir çekingenlik yaşamanız doğaldır. Çünkü karşınızdaki insanın sizin için nasıl bir niyeti olduğunu bilemezsiniz. Bu durumda tetikte olmak için beyninizin amigdala bölgesi aktif hale geçer ve hafif bir gerginlik hissedebilirsiniz. Fakat az sonra, yeni tanıştığınız kişiyle yakaladığınız ortak bir sohbet konusu, birkaç espri ve hatta içten bir tokalaşma beyninizde oksitosin salgılanmasını arttırır. Oksitosin, öncelikle beyninize gidip amigdala bölgesini susturur ve amigdalanın beyne gönderdiği "sarı alarm" sinyallerinin kesilmesini sağlar. Ardından beynimizin ön bölgelerinde bulunan ödül merkezlerini etkileyerek başta dopamin olmak üzere birçok olumlu kimyasalın salgılanmasını tetikler. Yani karşıdaki insanlarla samimiyet gerektiren durumlarda beyinlerimiz, bu samimiyetten en fazla keyfi alacak şekilde kimyasal bir değişim geçirir.
- [...] zihnimiz, yaramaz bir çocuk gibidir.
- İnsanoğlu, canlılar aleminden bir canlı olarak, kendisinin de kurallarıyla bağlı olduğu "canlılık" denen o garip hadiseyi tam olarak anlama konusunda yetersizdir. Yıllardır sürdürülen araştırmalara ve günümüzün baş döndürücü teknolojisine rağmen, halen "canlılığın ne olduğu" sorusuna tatmin edici bir yanıt verilememiş olması da temel olarak bu yüzdendir. Evet, milyonlarca biyolog, doktor, kimyacı ve fizikçi, canlılığın ne olduğu konusunda hiçbir kapsayıcı tanıma sahip değildir.
- İslam inancının temelleri; bu kâinatta, geçmişte, bugün ve gelecekte, hiçbir zerrenin Allah'ın ilminden bağımsız hareket edemeyeceği gerçeğine dayanır. Tüm yaratılmışlar, halihazırda yaratılanlar ve yaratılacak olanlar, ancak O'nun yaratmasıyla mümkündür. O aynı zamanda, bizzat kendi kitabında "sünnetinde değişiklik bulamayacağımız" garantisini de bize verendir. Yani evrendeki ilahi (fiziksel) kanunların değişmeyeceğinden hareketle, onları anlama görevi bize verilmiştir. Bilim ne bulursa o Sünnetullah'tır. Bazen belki yanlış anlar ama düzeltmek de ancak bilgiyle ve araştırmakla mümkündür. "Bilmek" için Kur'an'ın bizi yönlendirdiği tek yer "yaratılmış ayetler", yani şu muhteşem kâinattır. O'ndan hakkıyla korkanlar ise O'na hakkıyla saygı duyanlar, ancak "bilenler"dir ...
- Zihnimizin en önemli motivasyon sistemlerinden birisi, bugün bildiğimiz kadarıyla, dopamin adlı kimyasal maddeyi kullanan ön beyin devreleridir. Bu devreler, hoşumuza giden bir şeyleri deneyimlediğimizde faaliyete geçer (veya bu devreleri faaliyete geçiren şeyleri biz "hoş" yahut "keyifli" olarak algılarız) ve sonuç olarak bu davranışları görme beklentimiz, sergileme olasılığımız artar. Son araştırmalar, nezaket ve iyilik gibi özelliklerin de böyle bir devre üzerinden çalıştığını gösteriyor. Birinin size bir bardak çay ikram etmesi ya da bir şeyi yerinden kaldırmanıza yardım etmesi, beyindeki ödül merkezlerini harekete geçiren dopamin adlı kimyasalın salgılanmasını sağlıyor ve bu da sonuçta bize kendimizi iyi hissettiriyor.
- Psychological Science dergisinde yayınlanan, 2014 yılına ait bir çalışmaya göre araştırmacılar, basit bir test sistemi kullanarak deneklerde oluşturulan minnet ve şükran duygularının, kişilerin öz denetim yeteneğini arttırdığını ve finansal testlerde daha sabırlı davranma eğilimi ortaya koyduğunu göstermişler. Deneyler sırasında denekler önce mutlu, nötr ve minnet duyguları içine sokulmuş, ardından da her birine klasik bir finansal test uygulanmış. Testte, deneklere isterlerse şimdi 54 dolar veya 30 gün sonra 80 dolar alabilecekleri söylenmiş. Mutlu ve nötr duygulu denekler, genellikle birçok insanın yaptığı gibi, o anda 54 dolar almayı tercih ederken minnet ve şükran duyguları hissettirilen denekler, 30 gün beklemeyi daha makul bulmuşlar. Şükran hisleri ne kadar yoğunsa insanların bekleme ve sabretme yeteneklerinin de o derece arttığı gösterilmiş. Nedeni bilinmese de çalışma sonuçlarına bakınca şükran hislerinin insanları daha olumlu, daha az bencil ve daha sabırlı yaptığı açıkça görünüyor.
- Türkiye' de mütemadiyen birbirimizi öldürüyorduk.
Unutulacak Şeyler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Evet, gördüğümüz her şeyin aslında göründûğü gibi olmadığını, görünenin arkasında başka bir gerçekliğin olduğunu okuyucuyla hasbihal eder Sinan Canan. Yazdıkları kendine bir hatırlatmadır aslında. Ümmiye mektup yazmış ve "inancının kutsal kitabını oturup da kendi kafanla okumaya yetmez yüreğin" demistir biz okuyucuya. "Ey Sen" diyerek, zalimleri boğacak fırtınanın kanatlarını dogru yerde ve zamanda çırpmayan sen den kaynaklandığını balyozlamıştır zihinlere. Gençlik ne işe yarar derken, doğru yerde haddini aşmak hürriyetinde aramıştır gençliği. Saçaklı düşünmeyi öğütlemiştir. Biz okuyucuyu fabrika ayarlarımıza döndurmüş, dijital bir dünyada insan olmanın zorluğundan bahsetmiş, cinsel işlevler, beyin ve eşcinsellik konularinda da bilimsel gerçekler koymustur ezberleri bozarcasına. Ayrıntıdan bütüne ulaşmış, dünya denen ara yüzden, morfik alanlardan, boyutlar arasına geçmiştir. Şunu söyleyebilirim ki, okurken ufkunuzun açılacağını deneyimleyeceksiniz. (Murat)
İnceleme yazmak gibi bir niyetim yoktu oysa. Fakat buradayım. Oldukça beğendiğim bu kitaba bir iki kelime de olsa yazmak istedim ki hislerim Unutulacak Şeyler kategorisine girse bile sonradan hatırlama imkanım olsun. Kitapta çok fazla başlık olduğu için hepsine değinmem mümkün değil. Şu an bitirdiğim haliyle kafamda dönüp dolaşan şeyler; bakış açımız, algılarımız, gerçekliğimiz... O dar düşünme kalıplarımızdan sıyrılıp daha geniş nasıl düşünebileceğimize odaklanmış yazar. Algılamamızı kolaylaştıran etiketlerin sabitleştiğinde nasıl da anlamamızı kısıtladığını. Bu bana şu alıntıyı hatırlattı: gonderi/17682393 Sadece insan için değil evrenin tamamı için de aynı şey geçerli değil mi? Bilim bir kesinlikten ziyade öğrenilen bir cevapla binlerce soru oluşturan bir alan aslında. Sandığımızdan daha az şey biliyoruz ve her konuda çok keskiniz. Yazarla ilk kez tanıştım ve okumaya devam edeceğim gibi görünüyor. Bilimle yoğurarak sunduğu bu bakış açısı bana birçok güzellikler kattı. Düşündürdü. Yazarın deyişiyle; "Bu bakış açısı, gerçeğin bizzat keşfi olmaktan ziyade onun karmaşıklığını anlamak konusunda yeni ve şiirsel bir bakış açısı edinmek demektir daha çok. Üzerinde yıllarca düşünüldüğünde ise her bakışınızda yeni şeyler gösteren bir idrak gözlüğü haline gelmesi mukadderdir." Yazarın son kısımda bahsettiği boyutlar kitap/duzulke--123850 kitabını hatırlatsa da yazar George Gamow' dan etkilenmiş. O yazarı da okumak istedim. Çok severek okuduğum bu kitabı tavsiye ederim. Keyifli okumalar. (Betül)
Unutulacak Şeyler: İlk tv programında karşılaşmıştım. Şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında en sade anlatımlısı diyebilirim. Kaotik, fraktal, uzay-zaman, kaos, canlılık, boyutlar, boyut azalması prensibi, ruh, dördüncü boyut, morfik alanlar, kristalleşme, morfik rezonans, ara yüz, beyin, bitkisel tedaviler, dijital dünya, zihin beden tutarsızlığı, koşan beyin - duran beden gibi konuları merak ediyorsanız Sinan Canan'ın kitabı sizlere ışık tutacak türden kitap olmuş. Özellikle kitabın bir bölümünde 100 maymun deneyi sanırım en ilginciydi diyebilirim. Sonlara doğru azıcık beyin yaksa da keyifle okunacak bir eser ortaya koymuş. (Mehmet uğur)
Unutulacak Şeyler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sinan Canan - Unutulacak Şeyler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Unutulacak Şeyler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sinan Canan Kimdir?
1972 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve üniversite eğitimini Ankara’da tamamlayarak 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Ardından Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı’nda yüksek lisans, aynı kurumun Fizyoloji Anabilim Dalı’nda ise doktora eğitimini tamamladı. Bu süreçte sinirbilimleri ve deneysel epilepsi konuları üzerinde çalıştı.
Dr. Sinan Canan, 2010 yılında Fizyoloji Doçenti ünvanını aldı ve Ankara Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi‘nde 5 yıl; Ankara Turgut Özal Üniversitesi‘nde de 1 yıl çalıştı. 2016 Yılından itibaren Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Bilimsel araştırmalarını son yıllarda sinir sisteminde kaotik ve fraktal özellikler konularında yoğunlaştıran Dr. Sinan Canan aynı zamanda Kaos Teorisi, Karmaşıklık, Fraktal Geometri, Doğadaki biçimler, Öğrenme, Lisan ve afazi, Zihin ve Beyin gibi konularda ülke çapında genel dinleyiciye yönelik konferans ve programlar da düzenlemektedir. Dr. Sinan Canan’ın “Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler” başlıklı bilim ve bilim felsefesi denemeleri tarzında yayınlanmış bir kitabı da bulunmaktadır.
Dr. Sinan Canan evli ve üç çocuk babası olup, “hayatın, tek bir işle uğraşmak için fazla uzun; insanın ise, tek bir işle ömrünü tüketmek için fazla karmaşık olduğuna” inanmakta ve bu yönde çalışmalarına elinden geldiğince devam etmektedir…
--reklam--
Sinan Canan Kitapları - Eserleri
- Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler
- Değişen Beynim
- Unutulacak Şeyler
- Beynin Sırları
- Fraktal Düşünceler
- Dijital Gelecekte İnsan Kalmak
- Kendimi Keşfediyorum
- İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 1. Kitap
- İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 2. Kitap
- İnsan Odaklı Liderlik
- İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 3. Kitap
- Yeni Dünyanın Cesur İnsanı
--reklam--
Sinan Canan Alıntıları - Sözleri
- "Mutluyum" diyen insan aslında kendi zihninde "Mutlu muyum, değil miyim?" sorusunu da sorar. (Kendimi Keşfediyorum)
- Beklentiler ve sonuçlar, beynin en önemli karar verme ipuçlarını oluşturur. (Değişen Beynim)
- İnsanoğlunun kazanmakta/yakalamakta en çok zorlandığı (ama aynı zamanda da içine en kolay girebildiği) beceri; anda kalabilme, şimdide olabilme becerisidir. (İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 2. Kitap)
- İnsanın tarihsel olarak çözmeye çalıştığı sorunların büyük bir kısmı aslında bizzat insanın tercihlerinden oluşan ve adına medeniyet dediğimiz organizasyon biçimlerinin yarattığı yapay sorunlardır. Yani insan, kendi yarattığı sorunları çözebilmek için çok ciddi bir çaba ve mesai harcıyor. (Dijital Gelecekte İnsan Kalmak)
- Algılarımıza dikkat etmeliyiz. Çünkü onlar gerçeklerimiz haline geliyor ve bazı algılarımız başka çok önemli gerçeklerimizde de belirleyici oluyor. (Dijital Gelecekte İnsan Kalmak)
- Fyodor Dostoyevski’nin dediği gibi, insanoğlunun varoluşunun gizemi yalnızca nefes almasında değil, uğruna hayatını sürdüreceği bir şey bulmasında yatar. (İnsan Odaklı Liderlik)
- Çalışma ve uyuma dışında kalan zamanlarımızda, mânâ bulabileceğimiz, enerji üretip doyuma ulaşabileceğimiz tecrübelere pek yer ayıramıyoruz. Hatta bu eksikliği de hissetmiyoruz çünkü mânâ ihtiyacımız aklımıza bile gelmiyor. Oysa depresyon günümüzde dünya insanlarının en önde gelen psikolojik sorunu halinde ve bu rahatsızlıkta mânâ ihtiyacının ihmal edilmesinin payı çok büyük. (İnsan Odaklı Liderlik)
- İki şey dünyaya hükmeder: Biri kılıç diğeri düşünce. (Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler)
- Okumak ise, anlama niyetiyle çıkılan yolun sadece bir başlangıç adımıdır. (Fraktal Düşünceler)
- Benim inandığım, anlamak ve yaşamakla yükümlü olduğum kitap, 'ilmi' Allah'ın emri olarak koymuştu önüme ! Kendimizi ve yaşadığım evreni anlamakla yükümlü idik; ben ve tüm Müslümanlar... (Fraktal Düşünceler)
- … ama çoğu insan, kendi zihinsel sınırlarını o kadar gerçekmiş gibi algılar ki, bu kısır döngünün içinden çıkabileceklerini düşünmezler bile. (Beynin Sırları)
- Şefkat ve ilgi, sağlıklı bir gelişimin olmazsa olmazıdır. (Beynin Sırları)
- Okudukça da görüyorum ki yazmak, bir anlamda buluşmakmış. (Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler)
- "Her arayan belki bulamayacak ama bulanlar muhakkak arayanlar olacak."️ (Yeni Dünyanın Cesur İnsanı)
- Hafızayı, beynin diğer işlevlerini kuvvetlendirmenin yolu, onu farklı işlere, farklı deneyimlere zorlamak. (Beynin Sırları)
- Konu yemek olunca insanları hayvanlardan ayıran özelliklerden birisi , insanın yediği şeyden “lezzet” alabilmesidir . Hayvanlar nesneleri genellikle yenilebilir ve yenilemez olarak ayırmak için tat ve koku duyusundan faydalanır . (Kendimi Keşfediyorum)
- Einstein fizikten , Darwin biyolojiden ,Bach ve Dede Efendi müzikten emekli olamamıştı (İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 2. Kitap)
- "Kullan ya da kaybet! " sloganı en fazla beyin için geçerlidir. (Değişen Beynim)
- Mükemmelini yapacağım diye sürekli düşünüp hiç faaliyete geçemeden nice fırsatlar, hatta ömürler kaçıran insanlar çoktur. O yüzden bir yerden başlayıp yapmak başarmanın en önemli şartıdır. (İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 1. Kitap)
- Dün geçti. Yarın ise henüz gelmedi. Ama ömrün olur da yarın gelirse,onun nasıl olacağını tek bir şey belirleyecek: Şimdi! (İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 2. Kitap)
Yorumlar
0 yorum