Kitap Künyesi

Yazar: Simone Weil

Çevirmen: M. Mukadder Yakupoğlu

Yayın Evi: Doğu Batı Yayınları

İSBN: 9786052133729

Sayfa Sayısı: 207

--reklam--

Yerçekimi ve İnayet Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Albert Camus “zamanımızın tek büyük ruhu” olarak selâmlar Simone Weil’i. Birçok sadık Weil okurunun söylediği gibi, zamanın tek büyük yüreği ve saf ışığı… İnsanın sefaletini ve düşkırıklığını Pascal’dan sonra dile getiren belki en derin seslerden biridir Simone Weil. Onda düşüncenin kendisi hiçbir zırha bürünmez, tam anlamıyla duru ve çıplaktır. Yalnızca içsel arınma arzusu taşır. Yüce alçakgönüllülükle dökülür her şey. Weil’deki cümleler ruh için doğaüstüne taşınan bir besindir ve âdeta gnostiklerin ‘seçilmiş’ yazgısında erir. Bir yönüyle umut kırıcı ve zor bir mesafedir bu. Anlamak ve anlaşılmak için hakiki bir tinselliğe gereksinim vardır. Gene de inayeti dilemek yerçekimi yasasına aykırı bir fiili içermez ve bizi tüm hayalî kahramanlıklardan, sözde dindarlıktan ve dünyevî ödüllerden kurtarır. Sonuçta, insan saf ışıktan beslenmeyi bilmiyorsa eğer, tüm yanlışlıklar birbirine denk düşmeyecek midir?

Simone Weil tüm dehasını küçümseyerek yazmıştır. Tanrı, aşk, zaman, hiçlik, ben, bağlılık, boşluk, güç, acı vb. kavramları sıra dışı bir yaşam deneyimiyle açımlar. Her birinde lütfun güzelliğini ama o ölçüde de tehlikeyi ve sürekli düşüşü göstererek… Yerçekimi ve İnayet, Weil’in düşüncelerini yansıtan en önemli kitabıdır.

 

--reklam--

Yerçekimi ve İnayet Alıntıları - Sözleri

  • . Yıldızlar ve çiçek açan meyve ağaçları: Mutlak kalıcılık ve aşırı kırılganlık, eşit bir sonsuzluk duygusu verir. ...
  • Hareketsiz kalmalı ve arzuladığımız ve yaklaşamadığımız şeyle birleşmeliyiz. Tanrı'yla da böyle birleşilir:ona yaklaşılmaz. Mesafe güzelliğin ruhudur...
  • "Dünyanın hiçbir değerinin olmadığını, yaşamın hiçbir değerinin olmadığını söylemek ve kanıt olarak kötülüğü göstermek saçmadır, çünkü bunların hiçbir değeri yoksa, kötülük bizi neyden yoksun bırakmaktadır?"
  • Bağlanma yanılsamalar üretir ve her kim gerçeği istiyorsa bunlardan kopmak zorundadır.
  • Doğal yetilerle kavranan her şey varsayımsaldır. Yalnızca doğaüstü sevgi bir şey ortaya çıkarır. Bu şekilde biz de ortak yaratıcılarız.Kendimizi yaratmayı feshederek dünyanın yaratılışına katılıyoruz....
  • Ölen Orestes için ağlayan Elektra. Tanrı var olmadığı düşünülerek sevilirse, varlığını açığa vuracaktır...... Tanrı 'nın var olmadığını düşünerek Tanrı'ya dua etmek......(Tanrı, doğal yetilerimiz için tek deneyim nesnesini oluşturan yaratılmış şeyler tarzında var olmaz. Bunda ötürü, doğaüstü gerçekle temas öncelikle bir yokluk deneyimi olarak yaşanır.)
  • Tanrı hakkında yalnızca bir şey bilebiliriz:O, bizim olmadığımız şeydir...
  • . Hayal ile gerçek arasındaki uyumsuzluğa katlanmak zorundayız. "Acı çekiyorum" demek, "Bu manzara çirkin" demekten daha iyidir. ...
  • Doğrusu (sınır olarak şimdinin dışında) zaman yoktur, buna rağmen zamana tabiyiz. Varolmayan şeye tabiyiz. Ama itaatimiz vakidir. Biz, gerçekdışı zincirlerle gerçekten bağlanmışız. Gerçekdışı olan zaman, her şeyi ve bizi gerçekdışılıkla örter...
  • . Hücreleri bitişik olan iki mahkum, duvarı vurarak birbirleriyle iletişim kurarlar. Duvar onları ayıran şeydir ama aynı zamanda onların iletişim aracıdır. Bizde ve Allah'ta böyledir. "Her ayrılık bir bağdır." ...

--reklam--

Yerçekimi ve İnayet İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Eserleri yeni yeni yayımlanıyor. Ketebe, biyografisiyle birlikte bazı kitaplarını yayımladı. Aynı şekilde buna FOL, Doğu Batı ve Pinhan’da eşlik etti. Sağ olsunlar. • 34 yaşında vefat ediyor Simone Weil. Tam bir direniş örneği aslında. İlginç ve takdir edilesi bir yaşam. ‘Bir’in ne denli önemli olduğunu gösterir şekilde bir yaşam. • Agnostizm, Marksizm ve Mistisizm. İşçi hareketleri, politik yazılar ve cephede savaşlar. Andre Gide, Albert Camus ve T. S. Eliot gibilerinden gelen övgüler, yorumlar. • Kitaba yazdığı önsözde Gustave Thibon onun sağ ve sol ‘yakınlaşamamasını’ şu şekilde anlatıyor: “Halka beslediği sevgi ve her türlü baskıya duyduğu nefret onu sol partilere bağlamak için yeterli değildir; gelişmeyi reddetmesi ve geleneğe duyduğu saygı da onun sağ düşünce içine sokulmasına olanak vermez.”(s.19) • Ve Simone Weil söylemiyle; “Bağlanma, yanılsamalar üretir ve her kim gerçeği istiyorsa bunlardan kopmak zorundadır.”(s.46) Bağlanamazdı. Bağlanmadı da. • Yerçekimi ve İnayet. Zorunluluk hali ve iyilik. Mecburiyet ve Tanrı’nın Lütfu. Bunlar bir nebze açıklıyor eserini. Ama asla kafi değil. • O Platon’u örnek almıştı. Zor bir eser okuyacaksınız. Oldukça zor. Weil’in yaşamı kadar zor belki de. Buyurun. • “Her şeyin yitirildiği bu çağdan daha iyi bir çağda doğamazdın.”(s.203) (Adem Kara)

Yalın bir anlatımı olan eserin, cümle yapılarından anlam çıkarmak Simone Weil okumaya aşina olmayanlar için kolay olmayabilir. Ben çok anlayamadım bu eseri. Öte yandan kitap altı çizilesi anlam yüklü cümlelerle dolu. (Alper)

Simone Weil'in diğer kitaplarına nazaran bu kitabının dilini oldukça ağır buldum. Okuduğum yerlerin çoğunu anlamakta güçlük çekiyordum. Ama Weil'in hayatının nasıl acı ve ıstırap içinde geçtiğini öğrendikten sonra onun acılarının eseri olarak gördüm bu kitabı. Çünkü kitapta ıstırap, aşk ve hayatın anlamı üzerinde durulmuş. Muhtemelen tekrar okuyacağım daha iyi anlamak için. Felsefeye ilgisi olan insanlar rahatlıkla anlar diye düşünüyorum. Biraz fazla felsefik buldum çünkü (Hümeyra Özer)

--reklam--

Yerçekimi ve İnayet PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Simone Weil - Yerçekimi ve İnayet kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yerçekimi ve İnayet PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Simone Weil Kimdir?

Hayatı

Weil, 1909'da ataları Musevi olmakla birlikte kendisini ve büyük erkek kardeşini agnostik olarak büyüten bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi. Hayatı boyunca başağrıları ve sinizütten dolayı acı çekti.

Weil'in oniki yaşında Antik Yunanca öğrenerek ileri düzeyde kitapları okuyabilmesi ileride sergileyecek yeteneklerinin bir ön habercisiydi. École Normale Supérieure'deki sınıfının ikincisi olmuştu.

1919'da on yaşındayken Bolşevik olduğunu ilan etti. Gençliğinde işçi hareketine katıldı. Politik yazılar kaleme aldı, gösterilerde yürüdü ve işçi haklarını savundu.

1931'de öğretmenlik diplomasını alarak Le Puy adlı kız okulunda felsefe öğretmeni oldu. Öğretmenliğinin yanı sıra tüm eleştirilere rağmen marksizme inanan bir kişi olarak işsiz ve grevdeki işçiler arasına girerek yerel politik eylemlere katıldı. Sonraları Marksist görüşlerinden vazgeçmesine rağmen demokratik ve kapitalist toplumlara ilişkin görüşlerini yazmaya devam etti. Weil kapitalizm ve sosyalizmin sınırları hakkında kötümser bir görüşe sahipti. 1934'de sıradışı metotları sebebiyle öğretmenliği bırakmaya zorlandı ve Paris fabrikasında çalışmaya başladı. Kötü sağlığı ve eksik fiziksel gücü sebebiyle fabrikada fazla çalışamadı.

1936'da öğretmenliğe geri dönmüş ancak artık tüm şevkini kaybetmişti. Aynı yıl İspanya'ya gider ve İspanya İç Savaşı'nda anarşist cepheye katılır. Silah kullanmaz ancak cephe gerisinde çalışır. Kaynar suyla yaralanır ve Fransa'ya geri döner.

Savaşdan sonra Weil ilgisini dine yöneltir. Tanrı ve onun kendi yaşamı ile ilgili iradesi hakkında daha fazla şey keşfetmenin peşine düşmüştür. İlk mistik deneyimini Solesmes Manastırında keşişlerin söyledikleri ilahileri dinlerken yaşar. Bu deneyiminden sonra hayatının geri kalanını Tanrı'nın kendi yaşamıyla ilgili iradesini keşfetmeye ve deneyimlerinin entelektüel sonuçlarını ifade etmeye adamıştır.

Weil'e 1943'de tüberküloz teşhisi konmuştur. Doktorları tarafından dinlenmesi ve iyi bir diyet programı takip etmesi istendi ancak o, politik eylemlere katılmaya, ülkesindeki direniş sebebiyle duyduğu üzüntüyle yiyeceğini ülkesindeki insanlarının yiyeceği oranında kısıtlar ve çoğu kez çok az yiyecekle yetinir. Paraya önem vermeyişi özel bir tedavi kabul etmesine izin vermez. Sağlığı gittikçe kötüleştiğinden İngiltere'de Ashford'da bir senatoryum'da yatmak zorunda kalır.

Kimilerince 20.yüzyılın en ilginç filozoflarından kabul edilen Simone Weil, 1943 yılının Ağustos ayında 34 yaşındayken kalp yetmezliğinden dünyaya gözlerini kapar. Ölüm raporunda şu ifadeler yer alır; "Merhume zihin dengesini yitirerek yemek yemeği reddedip kendini öldürdü."

Çoğu eseri ölümünden sonra yayınlanmıştır.

--reklam--

Simone Weil Kitapları - Eserleri

  • Yerçekimi ve Tanrı'nın Lütfu
  • Allah Aşkı Üzerine Düzensiz Düşünceler
  • Kişi ve Kutsal
  • Yerçekimi ve İnayet
  • Felsefe Dersleri
  • The Notebooks of Simone Weil
  • The Need for Roots
  • Some Thoughts on the Epic
  • Destan Üzerine Bazı Düşünceler
  • Tanrı’yı Beklerken
  • Kökler
  • Waiting for God
  • Baskı ve Özgürlük
  • Tanrı Sevgisinin Örtük Biçimleri

--reklam--

Simone Weil Alıntıları - Sözleri

  • Madde, fabrikadan değeri artarak; işçi ise değeri düşük çıkar. (Kökler)
  • ''Benim işim kendimi düşünmek değil, benim işim Tanrı’yı düşünmek ve beni düşünmek de Tanrı'nın işi.'' (Tanrı’yı Beklerken)
  • . Kendine yönelik şefkat, gerçek alçakgönüllülüktür. ... (The Notebooks of Simone Weil)
  • Bağlanma yanılsamalar üretir ve her kim gerçeği istiyorsa bunlardan kopmak zorundadır. (Yerçekimi ve İnayet)
  • Bir iktidar ne kadar kalıcı olursa o kadar zalimleşir. (Felsefe Dersleri)
  • . İyilik arzusunun her zaman yerine getirildiğine inanmak , bu inançtır ve kimde varsa ateist değildir. ... (The Notebooks of Simone Weil)
  • Dünyanın gerçekliği bizim tarafımızdan, bağlılığımızla oluşmuştur. Bu, ben'in bizim tarafımızdan şeylere aktarılan gerçekliğidir. Bu hiçbir şekilde dışsal gerçek değildir. Bu dışsal gerçeklik ancak tam bir kopuşla algılanabilir. Yalnızca bir iplik bile kalsa, hâlâ bağlantı var demektir. (Yerçekimi ve Tanrı'nın Lütfu)
  • I only read what I am hungry for at the moment when I have an appetite for it, and then I do not read, I eat. (Waiting for God)
  • Hareketsiz kalmalı ve arzuladığımız ve yaklaşamadığımız şeyle birleşmeliyiz. Tanrı'yla da böyle birleşilir:ona yaklaşılmaz. Mesafe güzelliğin ruhudur... (Yerçekimi ve İnayet)
  • “(...) kimseye hesap verebilirliği olmayan, egemen bir hükümdar tarafından yönetilen her toplum, hasta bir kişinin ellerindedir.” (Kökler)
  • Köklenmek, belki de insan ruhunun en önemli ve en az bilinen ihtiyacıdır. (The Need for Roots)
  • Bir devletin vatandaşlarından gizlediği kötü planları olacağına düşmanlarının bildiği iyi planları olsun. (Felsefe Dersleri)
  • Takdir-i ilahinin ebedi tasarrufuyla, adalet ve hakikatin ruhu bir insana hükmettiğinde bu kişinin yaptığı her şey güzellikle bezenir. Güzellik bu dünyanın en yüce sırrıdır. (Kişi ve Kutsal)
  • Tanrı hakkında yalnızca bir şey bilebiliriz:O, bizim olmadığımız şeydir... (Yerçekimi ve İnayet)
  • "Erdem, kişinin kendi hatalarının farkındalığıdır." (Felsefe Dersleri)
  • İnsanlarla değil, doğa ile doğrudan yüzleşmek tek disiplindir. Başkasının iradesine bağımlı olmak bir köle olmaktır ve bu tüm insanların kaderi. (The Notebooks of Simone Weil)
  • Just punishment, like just almsgiving, enshrines the real presence of God and constitutes something in the nature of a sacrament. That also is made quite clear in the Gospel. It is expressed by the words: "He that is without sin among you let him first cast a stone." Christ alone is without sin. (Waiting for God)
  • . İyilik arzusunun her zaman yerine getirildiğine inanmak bu inançtır ve kimde varsa ateist değildir. ... (The Notebooks of Simone Weil)
  • Doğal yetilerle kavranan her şey varsayımsaldır. Yalnızca doğaüstü sevgi bir şey ortaya çıkarır. Bu şekilde biz de ortak yaratıcılarız.Kendimizi yaratmayı feshederek dünyanın yaratılışına katılıyoruz.... (Yerçekimi ve İnayet)
  • Dünya üstünde, çeşitli kılıklar içerisinde gördüğümüz kötülük, Tanrı'dan uzak oluşumuzun bir işaretidir. Lakin mesafenin kendisi aşktır ve aşka âşık olunmalıdır. Kötülüğe âşık olamayız ama Tanrı, işte bu kötülükler arasından geçilerek sevilir. Bir çocuk, değerli bir vazoyu kırdığında, annesi bu vakadan hoşnut olmaz. Gelgelelim bir zaman sonra, çocuk uzaklara gittiğinde yahut öldüğünde, anne bu vakayı şefkat ile anımsar. Zira bu anıya artık çocuğunun varlığı sinmiştir. İşte bu sebeple, iyi ve kötü olan tüm şeylerin arasında, ayrım gözetmeksizin Tanrı’yı sevmeliyiz. Yalnızca iyilik etrafında bir aşk kurarsak sevdiğimiz şey Tanrı’nın kendisi olmaz, adına Tanrı dediğimiz bir dünyeviliği sevmiş oluruz. (Allah Aşkı Üzerine Düzensiz Düşünceler)