Kitap Künyesi

Yazar: Nuray Türk

Yayın Evi: İlya Yayınevi

İSBN: 9786054473816

Sayfa Sayısı: 476

--reklam--

Zignata Geçidi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Halkları sömürerek yayılan Rayzınlara karşı, rahipler tarafından

yönetilen Onikalıların savaşı...

Ya düşmanlarının kanından bir yol açılacak Rayzınlara ya da

işgalci kanlarında boğularak can vereceklerdi. Fakat savaşın tam orta yerinde beliren tuhaf bir girdapla bir anda savaşın tüm atmosferi değişti. Artık kimse savaşı düşünmüyordu, gözlerdeki hırsın yerini şaşkınlık, silah şıngırtılarının yerini sessizlik kaplamıştı. Çünkü karanlık girdabın getirdiği dört insan, savaşın

başlayacağı meydana tepe taklak düşmüştü. Bu savaş

onların savaşı değildi artık, bu savaş tanrıların savaşıydı.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Zignata Geçidi Alıntıları - Sözleri

  • Adam afallamış bir suratla gözlerini kısarak, "İrfan mı? Bu ne Rus ismi mi?" İrfan başını sallayarak titrek (korkma, övün) bir sesle "Hayır efendim, bu bir Türk ismi" dedi.
  • Her zaman güç, hayat kurtarmaz bazen akıl da işe yarar ama bazen...
  • Korkmak hiçbir işe yaramıyor, en iyisi savaşarak ölmek...

--reklam--

Zignata Geçidi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Sonu hariç harika bir kitap. Sonunu neden öyle yaptın diye demeden edemedim. Dili akıcı, anlatımı sade. Bir çırpıda okuyabilirsiniz ama "sonunu neden öyle yaptın?" 10 üzerinden 9 :) (Sevilay Karakurt Aydın)

Nadir Spoiler ! (Çok Değil) Kitabımızı iki açıdan merak ediyordum. İlki bir Türk yazarın hayal gücü ne kadar olabilir ve diğeri de Burak Turna ve Orkun Uçar gibi hayallerini kitaba döken insanlardan sonra bir başka Türk yazar Fantastik bir kitap yazabilir miydi diye. Yazarımızın hani kitabı hangi karakterlerle yazsam diye yaşadığı iç çatışmasını hemen fark ediyoruz çünkü İrfan ve –hadi bu da olsun- Helin varken aynı anda Bayan Lucy ve Ruht ile Bruce de olaya dahil olmuş. Çok fazla karakter ve kişilik işin içinde olduğunda kafam karışıyordu tabi bunun olumsuz etkisini de belirtmek gerek. Olayın Kanada'da başlaması gibi. Tabi biz İrfan ve Helin’in yatılı okula gitmesiyle başlayan hikaye üzerinden devam edeceğiz. İrfan'ın Türk olduğunu her fırsatta dile getirmesi ve kavgada bile Türk gibi davranması hem güzel hem de komikti. Arkadaşı Bob'a da içim ısındı tabi ki. Bu grubumuz henüz daha başlarda yetimhanenin iç yüzünü öğrendikleri gibi oradan uzaklaştırılmış ve bir başlarına bırakılmışlardı. Çocuklarımızın yaşadıkları yanında bir de diğer halka bakalım. Şaron Gezegeni ve Onika Halkı. Tabi biz de olayın büyüsüne kapılmaya devam ediyoruz. Tabi olumlu konuştuk biraz da olumsuzluk verelim. Mesela bu gezegendekiler geçmişten dolayı insanlara tapıyor başta da İsa geliyor ama yazarın biraz kafası karışık olduğundan o da şaşırmış ve dini olayları karıştırmış. Tanrı rolü verilen İsa bir yana Rahiplerin tam olarak 394'te "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh" adına kutsama yapması da eğer Tanrı yerine geçen Baba rolü İsa için verildiyse oğul kimdir, yok Tanrı denilen bir şey varsa ve İsa, oğul olacaksa Tanrı kimdir? Yazarın biraz kendi yazdıklarıyla kafasının karıştığını gözlemlediğim gibi bu tarz kitaplarda özellikle bizim yazarların bu din konusunu karıştırmadan da kitaplarını yazabilecekleri hatta daha iyi yazacakları görüşünü savunuyorum ben. Bilmem siz ne düşünürsünüz ? Tabi yine yakın sayfada yani 295'te de yazarımız bir dünya dışı varlığa "Gidip biraz dinlencem" şeklinde konuşma yaptırarak o içtenliğini ve bizim millete özgü yanını konuşturmuş ya da 303de geçen Köstekli Saat, helal olsun. Biraz da kitabın finali hakkında konuşmak istiyorum. Yani kolay değil 5 saat gibi bir zamanda okudum şu kitabı ve çok akıcı olduğu için e acayip mutlu oldum ama öyle de final olmazdı yani. O kadar heyecan aksiyon bir anda ne oldu dedirtti yani. O finalin üstüne ben "Gökten 3 Elma Düşmüş" gibi bir ilerleme bile beklerdim yani. Finali bitirme sahnesi hariç kitap benim için oldukça güzeldi ve ne yalan söyleyeyim, beğendim. Fantastik bir kitap ama uçan insanlar, ölüyü diriltenler gibi klişe şeylerin olmaması da kitabı gözümde yüceltti. Keyifli okumalar, iyi günler dilerim.. (Sadık Kocak)

Kitabın başlarında uzunca bir süre iki küçük çocuğun babalarının ölümünden sonra yaşamaya başladıkları üzücü olaylar anlatılıyor. Güzel akıcı bir şekilde ilerliyor. Daha sonra Yetimhaneye bırakılan iki çocuğun arkadaşlari ile bazı gizli bilgileri öğrenmeleri sonucu ölüme terk edilişleri, kurtulmaya çalışırken içine düştükleri bambaşka bir dünya anlatılmaya başlıyor. İkinci bölümde yazarın içine düştüğü bazı çelişkilere rağmen kurgusu güzel ve okunmaya değer bir roman. Bi an önce sonunu görmek istiyorsunuz. Ama kitabın sonu için aynı şeyi söylemem mümkün değil. Bu kadar güzel ilerleyen bi akışı bi anda bu şekilde kesmiş olması hayal kırıklığı yarattı. (Seda ACAR)

--reklam--

Zignata Geçidi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nuray Türk - Zignata Geçidi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Zignata Geçidi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nuray Türk Kimdir?

Nuray Türk 1982’de Tunceli’de doğdu. Lise öğrenimini İzmir Bornova Altay Ticaret Meslek Lisesi’nde gördü, lisansını Anadolu Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yaptı. İlk kitabı Zignata Geçidi 2012’de yayımlandı.

--reklam--

Nuray Türk Kitapları - Eserleri

  • Zignata Geçidi
  • Ucubeler

--reklam--

Nuray Türk Alıntıları - Sözleri

  • " Dünyanın başına gelen en büyük felaket insanın düşünmesidir . En iyi şeyse; düşünerek kendisini yok etmesidir . " (Ucube) (Ucubeler)
  • Adam afallamış bir suratla gözlerini kısarak, "İrfan mı? Bu ne Rus ismi mi?" İrfan başını sallayarak titrek (korkma, övün) bir sesle "Hayır efendim, bu bir Türk ismi" dedi. (Zignata Geçidi)
  • "... Kafamın içinde ki her şey yapay ve ezbereydi, bunu tanıştığım insanlarda kendi bayat düşüncelerimi gördüğümde anlıyordum. Bu insanlarla tabii ki zihnim aynı değildi, ama zihinlerimiz aynı kitaplardan, filmlerden, reklamlardan, tarihten besleniyordu. Aşk hepimiz için aynı anlamdaydı çünkü deneyimlerimizden önce bunu öğreniyorduk ve insan öğrendiğinin dışında yeni şeylere heves etmiyordu. Buna yeltense bile, ki bunu denedim, hayal kırıklığıyla tekrar anlamlar çöplüğüne geri dönüyordu. Yine de içimde garip bir umut vardı; zihnin dışında kavramlaştırılmayacak bir şeyler vardı ve herkes kendi deneyimiyle bu bilgiye kavuşacaktı." (Ucubeler)
  • yağmur, kaybolduğumuz binlerce düşüncenin arasından kendi gerçeğimizi bulmamızı sağlıyordu,şimdi yüzüme yağan bu binlerce damlanın sarsıcı ağırlığının altında anlıyordum ki benim doğrum yalanlarımdı,yanlışım ise doğrularıma inanmamdı. (Ucubeler)
  • "Biliyor musun insanlar aslında özgür olmak istemez, tutsak olmak ister; bir işe, aşka, Tanrı'ya ya da lükse. Kimse özgür olmaya cesaret edemez. Özgürlük korkutucudur ve yalnızlık ve biraz özgürlüğü taklit ettiği için ona sarılmayı tercih ediyoruz." (Ucubeler)
  • Her zaman güç, hayat kurtarmaz bazen akıl da işe yarar ama bazen... (Zignata Geçidi)
  • "Adalet ne yüksek bir kürsüdeki suratsız bir adamın kafatasının içinde ne de kitaplarda. Bu evrende adalet diye bir şey varsa bile insanoğlu bundan nasibini almamıştır. " (Ucubeler)
  • Biliyor musun aslında insanlar özgür olmak istemez, tutsak olmak ister; bir işe, aşka, Tanrı'ya ya da lükse. Kimse özgür olmaya cesaret edemez. Özgürlük korkutucudur ve yalnızlık biraz özgürlüğü taklit ettiği için ona sarılmayı tercih ediyoruz. (Ucubeler)
  • " Sınırlar sadece yoksullar ve hastalar içindir " ( Chopin) (Ucubeler)
  • Korkmak hiçbir işe yaramıyor, en iyisi savaşarak ölmek... (Zignata Geçidi)
  • 'Dünyanın başına gelen en büyük felaket, insanın düşünmesidir; en iyi şeyse, düşünerek kendini yok etmesidir.' (Ucubeler)