TÜVTÜRK

Filistin Konvoyu büyüyor: 500 aktivist değil, tüm vicdan sahipleriyle gidiyoruz

Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinden yola çıkan Uluslararası Filistin Konvoyu aktivisleri, Diyarbakır'daki karşılamadan duydukları memnuniyeti dile getirirken sayı olarak 500 kişi olsalar da aslında tüm Türkiye'nin desteğiyle yol aldıklarının altını çizdi.

  • 09.08.2026 16:33
Filistin Konvoyu büyüyor: 500 aktivist değil, tüm vicdan sahipleriyle gidiyoruz

Bosna Hersek'ten yola çıkan "Filistin Konvoyu", Gaziantep ve Şanlıurfa'dan sonraki durağı Diyarbakır oldu. Diyarbakır'da karşılaştıkları manzarayı aktaran aktivistler, beklentilerinin üzerinde yoğun bir ilgi gördüklerini vurguladı.

İstanbul'dan konvoya katılan filonun en genç aktivisti Mardinli Muhammed Yahya Öner, Filistin'de yaşanan zulme dikkat çekerek devam eden soykırım karşısında Müslümanların sessizliğe bürünmemesi gerektiğini belirtti.

Muhammed Yahya Öner

"Elhamdülillah çok büyük katılımlarla karşılaştık, duygulandık"

Öner "Mardin'den katılıyorum. 17 yaşındayım ve filonun en genç katılımcısıyım. 10 günden aşkın süredir konvoydayım. İstanbul'dan yola çıktık. Şu anda elhamdülillah 10'uncu günümüzde Diyarbakır'dayız. Gerçekten beklentimizden daha güçlü bir katılım oldu. Daha büyük bir destek aldık. Yaşar Yavuz abimizin ifadesiyle Filistin Konvoyu bir kar topu gibi büyüyor, çığ gibi geliyoruz elhamdülillah. Şu anda burada gördüğümüz gibi gerçekten çığ gibi büyüyoruz." dedi.

Gittikleri şehirlerde karşılaştıkları yoğun ilgiye dikkat çeken Öner "Önceki duraklarımızda da bu kadar büyük bir katılım beklemiyorduk. Basın açıklamaları gibi daha az katılımın olduğu programlar bekliyorduk. Ancak elhamdülillah çok büyük katılımlarla karşılaştık. Bunlar bizi duygulandırdı. İnsanlar geliyor, bize özel yemekler hazırlıyor, tatlılar yapıyor, hediyeler getiriyorlar. 'Bunları sizin için getirdik.' diyorlar. Gerçekten çok büyük bir destek aldık, elhamdülillah." ifadelerini kullandı.

"Bu konvoya Gazzelilerin durumunu anlamak için katıldım"

"Amacımız, Filistin'deki çocukları ve gençleri, özellikle Gazze'de yaşanan zulmü unutmamak ve unutturmamak." diyen Öner, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

"Şu anda 7-8 yaşındaki bir çocuk, suçsuz yere, sadece sokakta oyun oynadığı için tutuklanarak gözaltına alındı ve şu anda idam tehlikesi altında. Doktor Hüsam Ebu Safiye de Allah için, iki yılı aşkın bir süredir tutuklu ve gözaltında. Şu anda idam tehlikesi altında. Suçu ne peki? Sadece çocuk doktoru olmak, sadece çocukları tedavi etmek ve hâlâ dünya buna sessiz."

Öner "Filistin Konvoyu'nun aktivistlerinden genç bir kardeşiniz olarak kendime şunu soruyordum: 'Yahya, sen bu konvoya ne için katılıyorsun? Kendi menfaatin için mi, yoksa gerçekten Gazzeliler için mi?' Elhamdülillah, ben bu konvoya Gazzeliler için, Gazzelilerin durumunu anlamak için katıldım. 10 gündür yoldayız ve Gazze'deki kardeşlerimizden bize şu anda tebrik ve destek mesajları geliyor. Bizler Gazze'yi unutmamalıyız. Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'in çok güzel bir sözü var: 'Unutulan zulüm tekrarlanır, unutulan soykırım tekrarlanır.' Bizler eğer Saraybosna'daki, Bosna'daki katliamları unutsaydık, şu anda o zulüm yeniden tekrarlanırdı. Bosna'dan sonra Gazze'yi de unutmamalıyız." şeklinde konuştu.

Hasan Şengül

"Her geçtiğimiz şehirde kar topu etkisi oluşturarak ilerliyoruz"

Sakarya'dan katılan Hasan Şengül, organizasyonun en başından beri çalışmaların içerisinde bulunan biri olarak konvoy organizasyonunu siyasi parti, dernek, cemaat, vakıf, kişi ve kurumların üzerinde bir hareket olarak gördüğünü vurgulayarak, "Özellikle misyonun çıkış noktasını çok kıymetli buluyorum. Varış noktasını Srebrenitsa'daki soykırımı kendine örnek alarak ve slogan edinerek yola çıkmak çok kıymetli. Diğer bütün misyonların aksine, onlar Gazze'ye yönelik eylem ve organizasyonlar düzenliyordu. Biz burada Batı Şeria'ya gitmeye çalışıyoruz. Bunun amacı da aslında Batı Şeria'nın yeni bir Gazze'ye dönüştürülmeye çalışılması." diye belirtti.

İşgal rejiminin son dönemde Batı Şeria'ya yönelik ilhak çalışmalarına işaret eden Şengül, yeni bir Gazze'nin ortaya çıkmaması için mücadele edilmesi gerektiğini ve bu amaçla filo olarak yola çıktıklarını söyledi.

Şengül "'Yolculuğumuz nasıl geçiyor?' derseniz, aslında şöyle geçiyor: İstanbul'da bir miting yaptık. Mitingin öncesinde ve sonrasında yapılan paylaşımlar ve oluşan gündem nedeniyle israil, 'Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı' adı altında kurmuş olduğu bakanlığın istihbarat raporuyla burayı çok yüksek riskli olarak gördüğünü beyan etti. Biz de şunu söylüyoruz: İstanbul'dan sonra Sakarya, Sakarya'dan sonra Ankara, Konya, daha sonrasında Adana, Antep, Urfa, Maraş ve bugün Diyarbakır. Şunu görmeleri ve bilmeleri lazım: Her geçtiğimiz şehirde kar topu etkisi oluşturarak ilerliyoruz. Bu da eğer yüksek risk taşıyorsak, bu riskin her geçen gün daha da büyüdüğünü gösteriyor. Ama biz riski kabul etmiyoruz. Çünkü biz sivil, tamamen sivil ve şiddetsiz bir organizasyonuz, misyonuz. Hareketin bu denli büyümesi bizim için; Gazze, Filistin, Batı Şeria için kıymetli." ifadelerine yer verdi.

"Eninde sonunda oraya gideceğiz"

Sosyal medyanın önemine de değinen Şengül "Sosyal medya desteği görmek istiyoruz. Vatandaşlarımızdan ve dünyadaki tüm Filistin gönüllülerinden, vicdan sahibi insanlardan sosyal medya ve dijital medya desteği görmek istiyoruz. Çünkü sınır kapılarını biz oraya vardığımızda açtıracak güç aslında bu. Sosyal medyada ne kadar etkili olursak, politik olarak ne kadar etki gösterebilirsek sınır kapılarının açtırılması da bu kadar kolay olacak. Bizim amacımız, Batı Şeria kapısını açtırarak orada insani koridorun oluşturulabilmesi adına ilk adımı atmak."

Şengül "Siz de biliyorsunuz ki bu rota ilk defa oluşturuldu. Umarım biz o kapıyı açtırabiliriz. Eğer biz açtıramazsak, bizden sonra bu rota durmayacak. Devamı gelecek. Bununla ilgili çalışma yapan birçok arkadaşımız var. Onlara da Allah kolaylık versin. İnşallah hep beraber Batı Şeria'ya, Gazze'ye ulaşabiliriz. Buradan tüm dünya liderlerine, özellikle israile ve destek veren liderlere şu mesajımı vermek istiyorum: Bütün açıklamalarımızda ve bütün söylemlerimizin sonunda kurduğumuz cümle şu: Biz oraya gideceğiz. Bugün olmazsa yarın, bu sefer olmazsa bir sonraki sefer. Ama eninde sonunda oraya gideceğiz. Gittiğimiz zaman kardeşlerimizle bir arada olacağız. Buradan vicdan sahibi herkese, bize destek veren ve desteğini esirgemeyen herkese çok teşekkür ediyoruz. Desteklerini sürdürmelerini bekliyoruz." dedi.

Aynur Karabulut

"Coşkuyla yapılan karşılamaları gören katılımcıların tamamı 'iyi ki katılmışız' diyor"

İstanbul'dan konvoya katılan basın mensubu ve aynı zamanda toplumsal hak savunucusu Aynur Karabulut ise şunları söyledi:

"İstanbul'dan konvoya katıldım. İstanbul'dan sonra İpsala Sınır Kapısı'na gittik ve yurt dışından gelen misafirlerimizi karşıladık. Aynı zamanda onlara entegre olduk ve birlikte Başakşehir'deki çok konuşulan mitingimize geçtik. Mitingden sonra o akşamı Başakşehir'de geçirdik ve daha sonra Sakarya'ya geçtik. Sakarya'da iki günlük bir eğitimin ardından saha eğitimi aldık. Çünkü riskli bir sahaya giriyoruz. O sahada neler yapmalı, neler yapmamalıyız üzerine kapsamlı bir eğitim gerçekleştirdik. Bu eğitimden sonra yolumuza devam ettik."

Karabulut "Ankara, Konya, Aksaray, Niğde, Diyarbakır ve Şanlıurfa'da gittiğimiz her yerde çok büyük bir coşkuyla karşılandık. Öyle bir şeydi ki gerçekten katılımcıların tamamı, 'İyi ki katılmışız.' dediler. Aslında biz 500 aktivist gibi görünsek de bütün Türkiye ile birlikte gidiyoruz. Bunun farkındayız. Çünkü gittiğimiz her yerde, mesela elimize yara bandı tutuşturanlar oluyor. 'Ne olur bunu götürün, belki yolda ihtiyacınız olur.' diyorlar. Kimisi cebindeki parayı vermeye çalışıyor. 'Lütfen bunu götürün. Oraya ulaşırsanız orası için harcayın. Olmazsa konvoyda bir aksilik çıkar, onun için harcayın.' diyor. Herkes kenetlenmiş bir durumdaydı. Bu çok önemliydi." diye belirtti.

"Diyarbakır'da bambaşka bir atmosfer var"

Gazze davasının toplumlar üzerinde oluşturduğu etkileşime dikkat çeken Karabulut, ümmetin yek vücut olmasının insanlık üzerindeki etkisine işaret ederek "Konvoyda Fransız bir kardeşimiz Kelime-i şehadet getirdi, Müslüman oldu. Ben ona tercümanlık yaparken kendisine 'Neden kelime-i şehadet getirdin? Seni en çok etkileyen şey neydi?' diye sorduğumda bana 'Gazze ve Filistin davası, birbirini tanımayan milyonlarca insanı birleştirdi. Birbirlerini tanımıyorlardı ama aynı dava için birleşmişlerdi. Bu beni çok etkiledi. Ben de kelime-i şehadet getirip Müslüman oldum.' dedi. Bu aslında bizim ümmet bilincinin insanlar üzerindeki etkisinin hayata nasıl geçtiğini gösteriyor. Özellikle Avrupa'da son dönemlerde insanların hızla kelime-i şehadet getirip dinimizi seçmesinde Gazze'nin ne kadar etkili olduğunu bir kez daha görmüş olduk." ifadelerine yer verdi.

Karabulut "İyi ki bu yoldayız. Her şeyi göze aldık. Bugün Diyarbakır'dayız. Diyarbakır'ı tarif etmek imkânsız. Çok uzun bir konvoy vardı ve biz bölünmek zorunda kaldık. Şehre böyle girdik. Çarşıya geldik, yürüyemiyoruz. Kolumuzdan tutan çay-yemek ikram ediyor. Bambaşka bir atmosfer vardı. Yarın Mardin'deyiz. Daha sonra Habur Sınır Kapısı'ndan içeri girerek Irak üzerinden Ürdün'e, Amman'a ve orada son mitingi gerçekleştirdikten sonra Ramallah'a ulaşmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu.

Konuşmasının devamında Karabulut "Aslında Gazze hepimizi diriltti. Hepimizin üzerine bir ölü toprağı serilmiş gibiydi. Biz Gazze'ye ulaşmaya çalışıyoruz ya da Gazze'nin özgürlüğü için mücadele ettiğimizi düşünüyoruz. Ama bana göre Gazze dünyanın en özgür yeri. Oradaki insanlar dünyanın en şerefli insanları. Bize de kendi özgürlükleri üzerinden özgür olmanın, Müslüman olmanın, imanlı ve inançlı olmanın ne demek olduğunu çok güzel gösterdiler. Biz onlara yardım etmek için yola çıkarken, onların bize dokunuşlarıyla ve üzerimizdeki o ölü toprağını silkelememize vesile olmalarıyla aslında onlar bizi dirilttiler. Onlar bize yardım ettiler." dedi.

İLKHA

Yorum Yaz