Kitap Künyesi
Yazar: Mehmet Rauf
Yayın Evi: Akvaryum Yayınevi
İSBN: 9789758994014
Sayfa Sayısı: 170
Eski Aşk Geceleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yaşlı şair, hiç söndürmediği sigarasının, başının üstünde topladığı yoğun duman tabakasının içine gömülmüş, orada bulunanlardan birinin bir sözüne karşılık, aniden sesini yükselterek:
''Aşk, eski zamandaydı!'' diye başladı.
O bir kez söze başlayınca, orada bulunanları saygılı ve kendilerinden geçercesine sessizliğe sürükleyen heyecanlı bir sesle sürdürdü...
Eski Aşk Geceleri Alıntıları - Sözleri
- Yani hayale, yani şiire, yani aşka aşıktım. Aşkı evrenle hayatın tek varlık sebebi sayacak kadar deli bir aşık.
- 'Elkâsib habîbullâh' *Allah'ın sevdiği kişi kazanır.
- "Ben insanım be! Bende kalp var, şefkat var..."
- "Bir aşk erkeği kesin olarak güzel, şık olmaz..."
- "O halde anlayalım. Hanımları acaba ne gibi konular ilgilendirir?"
- Bazı kadınlar vardır yalnız bir şarkıdırlar, ötekiler de bir beste. Bunlar bir peşrev, ötekiler de bir semaidirler. Sonra öyleleri de vardır ki ilk satırından son ahengine kadar tam bir müzik faslıdırlar.
- Gerçek büyük, büyük görünmeye gerek duymaz. Hiçlerdir ki şişmek, genişlemek ve patlamak tutkusunda bulunurlar.
- Bugünkü aşklar,o zamana göre aşk değil,sanki çiftleşme!
- Erkek, o şiiri unuttu; kadınsa o güçten, bugün artık yoksundur, değil mi? Öyle değil mi? Bugünkü kadın aşktan çok para için yaşamıyor mu?Sanki bir Yahudi tüccar gibi sarraf olmadı mı?
- İnsan artık bir pinti oluyordu: ne istek kalıyordu ne heves.
- ..alçak gönüllülük, büyüklüğün en parlak belirtisidir...Kendine bir değer vermek,cahilliğin,hiçliğin en açık işareti olduğu gibi..Gerçek büyük,büyük görünmeye gerek duymaz.Hiçlerdir ki,şişmek,genişlemek ve patlamak tutkusunda olurlar.
- "Bilir misiniz ki arada bir olan şey, yok gibidir."
- "Hayale, şiire değil; çünkü bir Doğulu olarak buna zaten âşık doğarız. Rüzgâra, gölgeye, buluta, dalgaya bile âşık oluruz. Yani bir aşk tutsaklığı içinde yaşarız."
Eski Aşk Geceleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap 3 / 5 sayfalık kısa bölümlerden oluşuyor. Bölümlerin ana konusu aşk. Bazı bölümlerde kadını öyle konumlara koymuş ki kızmamak elde değil. Düz bir dille yazılmış. Öyle çok fazla sanatsal şeyler beklemeyin. İyi okumalar (Ebru ERDURU)
Selamun Aleyküm.Uzun bir aradan sonra böyle bir eser okudum. Ama ilk olarak şunu söylemek istiyorum ; eşim beni aldatsın , evliliğimiz yıkılsın , yuvamız paramparça olsun diyorsanız tam size göre bir kitap.Bu kitapla bunu başarma ihtimaliniz çok yüksek. Ayrıca yaratmak ALLAH'a mahsustur.Her okuduğum kitabın incelemesinde belirteceğim. Kitap'taki özellikle 4 hikâye tamamen aşkın yamacına ulaşamaz.Tamamen evliliği cinsel boyutuyla yaşamayı gösteren başka hiçbir amacı olmayan bir kurum haline getirilmiş. ...Adam farklı keyifler yaşamak için evli eşini bir bahaneyle annesinin evine gönderiyor... Sonunda istediğini alamasada adam , bu çok normal gösterilmiş. Hastalıkta , sağlıkta kabul edeceğimiz eşimiz burada tamamen bir obje olarak yansıtılmış. Düz bir okur olarak baktığımdan genelde aşk ile ilgili hikayeler okurum diye ümit ettiğim kitapta , yukarıda da belirttiğim durum daha çok yer almış.( Bahçivan şoföre, şoför aşçıya, aşçı uşağa aşık gibi...) Bayram Hediyesi , Eski Mektup , Ana-Evlat ve Törpü Altında olan başlıkları okumanızı tavsiye ederim. (Yusuf ÇETİNKAYA)
Daha çok bence Mehmet Rauf sosyolojik açıdan yazmaya çalıştığı bir eser olmuş. Eleştirmem gerekirse bazı bölümlerde dili çok hoşta kullanmamış özellikle kadınlar hakkındaki hikayelerdeki düşünceleri hiç hoşuma gitmedi.Bazı bölümlerde ise çok güzel mesajlar vermiş özellikle saf sevgi açısından. (Ahmet VURAL)
Kitabın Yazarı Mehmet Rauf Kimdir?
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)
Mehmet Rauf Kitapları - Eserleri
- Eylül
- Genç Kız Kalbi
- Böğürtlen
- Ferdâ-yı Garâm
- Define
- Kan Damlası
- Halas
- Eski Aşk Geceleri
- Bir Aşkın Tarihi
- Define ve Kan Damlası
- Bir Hastalığın İlacı
- Yara
- Uzaktan
- Bir Zambak Hikayesi
- Üç Hikaye
- Karanfil ve Yasemin
- Siyah İnciler
- Kabus
- Serap
- Menekşe
- İsyanlar, Direnişler, Zaferler
- Âşıkane
- Edebi Hatıralar
- Son Emel
- İhtizar
- Eylül
- Eylül
- Sansar
- Son Yıldız
- Yağmurdan Doluya - Cidal - Sansar
- Seçme Hikayeler
- Harabeler
- Menekşe
Mehmet Rauf Alıntıları - Sözleri
- Yani hayale, yani şiire, yani aşka aşıktım. Aşkı evrenle hayatın tek varlık sebebi sayacak kadar deli bir aşık. (Eski Aşk Geceleri)
- Sende bir şey var, öyle bir şey ki hiçbirinde rastgelmiyorum. (Eylül)
- "Ah bu eksiklik duygusu.. İnsan değilim sanki bir denklemim.." (Eylül)
- O anda kapıdan genç bir hanım girdi. Fakat bu tam manasıyla bir güneşin doğuşu gibiydi. (Define ve Kan Damlası)
- "Ah insan denen mahlukat ne kadar zayıf ve alçak birşey (Üç Hikaye)
- “Günlerce ev bir hastane gibi, delirmiş genç kadına gelen giden hocalarla, hekimlerle dolar. (…) genç kadın bir deri bir kemik kalmıştır. (…) Hastalık geçer, fakat bu yara, bu valide yarası geçmez, aylarca kadını inletir.” (İhtizar)
- Biliyor musunuz, kadın olmasaydım belki Mesut olurdum. Zira kadın olmak, kadınlar arasında çirkin olmak gibi bir şey. (Ferdâ-yı Garâm)
- Zaten hayatımız âdet ile tesadüfün elinde zalim ve yırtıcı bir pençe içinde dayanıklılık ve katlanabilme yetisini kaybetmiş sefil bir hastalıktan başka bir şey miydi? (Serap)
- “Nedir bu insanın içten içe çürüyüşü...” (Eylül)
- Ah niçin bütün aşklar böyleydi? Niçin birbirlerini bugün sevenler hayattaki mutlulukları birbirlerinden bekler ve mutluluğu bulmakla bahtiyar ve zevk dolu olurken, iki gün sonra, birbirlerine iki amansız düşman oluyorlar, dişleri, tırnakları, pençeleri kan içinde, birbirini didiklemekten, mahvetmekten, helak etmekten başka bir şey istemiyorlardı? Buna nasıl razı oluyor, nasıl dayanıyorlardı? (Menekşe)
- Hayat böyle vesveselere değer mi? (Bir Hastalığın İlacı)
- Gök, yaldız içinde, aynı zamanda berrak, hayran hayran sevdiğine bakan bir genç kız gözü gibi saf ve berraktı (Karanfil ve Yasemin)
- "İnsanın içtenliğine inanmıyorum!" (Böğürtlen)
- “Ah, kim bilir ne nefis bir ruhu vardır.." (Menekşe)
- Dünyada şefkat, af, insanlık gibi güzel şeyler varken neydi bu insanlardaki vahşilik ki hâla birbirlerini yiyorlar, hâla birbirlerini yemekten zevk alıyorlardı ? (Kabus)
- ''Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan, kalpleri birbirine bağlayan bu bağları o zaman anlar.'' (Eylül)
- “Zavallı hiç! Bazen ne etkili olarak zıddını ifade etmek ve anlatmak için kullanılır ve bir bakış açısına göre ne büyük, ne kahredici bir heptir!” (Serap)
- "Yaşamda o denli kötülük gördüm ki kimden olursa olsun, iyilik beklemiyorum." (Böğürtlen)
- Zaten hayatımız tamamen zannetmekten ibaret değil midir ? (Bir Aşkın Tarihi)
- Gün oluyor ki hiçbir şey görmemek için gözlerimi kapayarak oturmak istiyorum. (Ferdâ-yı Garâm)
Yorumlar
0 yorum