Kitap Künyesi

Yazar: İvo Andriç

Çevirmen: Aydın Emeç

Yayın Evi: Ağaoğlu Yayınevi

İSBN: Yok

Sayfa Sayısı: 129

--reklam--

Uğursuz Avlu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bosnalı Keşiş Pierre'in başından geçen olaylar anlatılıyor.

--reklam--

Uğursuz Avlu Alıntıları - Sözleri

  • Ama bu rahatlığı kendi ülkende duymadıktan sonra ne önemi var? Kendi ülken olmayan bir yerde değerin ne olur, hiç düşündün mü?
  • «Bir ülkenin ve hükümetinin değerini ölçmek, geleceği hakkında hüküm vermek istiyor musun ? O ülkede, cezaevine tıkılmış namuslu ve suçsuz kişilerle, ellerini kollarını sallayarak dolaşan sabıkalıları bir say.»
  • İleride dostluk kurduğumuz insanlarla ilk temasımızın nasıl olduğunu hatırlamamız zordur; onları var olduğumuz günden beri tanıdığımızı sanırız hep.
  • «Ama yemek yememekle hâta ediyorsun. İnsan başına bir uğursuzluk geldiğinde daha çok yemeli ki, her türlü kötü darbeye karşı dayanıklı olabilsin.»
  • Kişioğlu hayatının her dakikasında, ufacık da olsa, bir hata yapabilir.
  • İleride dostluk kurduğumuz insanlarla ilk temasımızın nasıl olduğunu hatırlamamız zordur; onları var olduğumuz günden beri tanıdığımızı sanırız hep.
  • Bana gelince kitap okumayı ve başkalarının hayatına karışmayı sevmem. Herkesin düşüncesi kendine.
  • Hayatı boyunca kardeşini hapislerde çürüten Beyazıt ise, muhteşem bir cenaze merasiminden sonra Cem’i Bursa’da, Osmanlı padişahlarının yattığı türbeye gömdürecektir.
  • Özellikle Asya’da yaşıyanlar, hayat boyu karşılaştıkları bir çok sorunun karşılıksız bırakıldığını ve bu soruların cevaplandırılmadan unutulduğunu iyi bilirler. Koca koca ülkelerin sürü sürü insanları böyle sorularına cevap alamadan yaşar giderler.

--reklam--

Uğursuz Avlu İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Son derece güzel bir roman. Bosnalı Keşiş Pierre'in başından geçen olayları anlatıyor. İşlemediği bir suçtan dolayı İstanbul'da hapise giren Pierre, Uğursuz Avlu denen bu yerde Cemil ile tanışır. Zengin olan bu Cemil kafayı Cem Sultan'ın hayat hikayesi ile bozmuştur. Hapishane müdürü Karagöz Latif Ağa, Yahudi Hayim, kadın delisi Zaim gibi karakterlerin olduğu yerde aylarca hapis yatan Pierre, Akra'ya sürgüne gönderilir. Kitapta sürgündeki ve hapse düşmeden önceki dönemlerdeki hikayelerinden bahsediyor. Gövde, Değirmende, Kupa, Samsara Hanında gibi son derece güzel hikayeler var. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri. (Serdar Poirot)

Uğursuz Avlu - İnceleme: "Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan, Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne" Fatih Sultan Mehmet'in ani ve beklenmedik vefatının ardından şehzadeler Cem Ve Beyazıt arasında başlayan saltanat mücadelesinin dönem için bir hayli güçlüğü de beraberinde getiriyor. Abisi ile verdiği bu kavgadan umduğunu bulamayan Cem Sultan Rodos Şövalyeleri'ne sığınıyor ve kendi ölümüne kadar tam anlamıyla bir tutsak hayatı yaşıyor. Yazarın kitapta yer verdiği kadarıyla Sultan Beyazıt'ın kardeşinin esirliği karşılığında bu durumu ve kendini güvenceye almak adına binlerce altını harcadığını öğreniyoruz. İki kardeşin aralarındaki mektuplaşmalardan birinde Cem Sultan incelemenin başına iliştirdiğim satırları abisine göndererek sitemini dile getiriyor ; "sen gül döşeli yataklarda mutlu mesut yatarken, ben üzüntü külhanında külleri batayım. buna sebep nedir?" İki kardeş arasında yaşanan bu olaylar yüzyıllar sonra İzmir'in tanınan ve zengin simalarından Cemil'in dikkatini çekiyor ve bu genç adam Cem Sultan üzerine oldukça derin bir okuma içerisine giriyor adeta onunla yatıp onunla kalkıyor. Ancak bu durum dikkat çekince kendisini "uğursuz avlu" denilen bir hapishanede buluyor. Tüm bunları yine bir başka kader mahkumu keşiş Pierre'in anılarından öğreniyoruz kitapta. "Uğursuz Avlu" Karagöz denilen Latif ağanın elinde İstanbul'un bir zindanı. İstanbul'un içerisinde ama İstanbul'a bir o kadar soyut. Denize nazır ama hiç bir mahkum gökyüzü haricinde mavilik göremiyor. Günün her saati bir yandan dolup bir yandan boşalıyor Uğursuz Avlu... Öyle de bir dillere destan bir adalet anlayışı sormayın. Keşiş Pierre bu durumu "Çünkü İstanbul polisi, bir suçluyu İstanbul’un dört köşesinde aramaktansa suçsuzluğu ispatlanmış birini «Uğursuz Avlu» dan salıvermeyi daha kolay bulurdu." diyerek anlatıyor durumu. Evet evet masumiyet karinesi... İşte olayların merkezindeki Uğursuz Avlu böyle bir yer. Kitabı önemli kılan bir başka unsur da dönem anlayışının, insanların ilgi yelpazesinin güzel bi panoramasını sunması. Yazarın okuduğum ilk kitabı olduğu için daha net cümleler kuramamamın kusuruna bakılmasın lütfen ancak ben anlatımı ve kelimelerin kullanımını beğendim açıkçası. Herkese keyifli okumalar dilerim... (Onur ÇINAR)

Çok merak ettiğim bir yazardı drina köprüsüne ilk başlayacaktım ancak uğursuz avluyu isminden okumaya başladım.iyi bir yazar olduğu belli saten toplumu aydınlatan bir yazar Topluma ışık olan yazarların başında gelen ivo andriç insanı hapishaneye değil hapishaneyi bir insana çevirerek güzellesmeyi hep ön plana çıkarmıştır. Toplumla barışık olmayı dürüst olmayı çalışkan bir birey olmayı öğütleyemçn yazar bakış açısıyla insanı içine alıyor.İnsanın yaratma gücü vardır. Yazarlar sadece görevi roman yazmak değildir topluma örnek olmak için bir çok yenilik ortaya çıkarmak isterler.İvo andriç aynı dediğim gibi toplumla birleştiği romanlarını daha önce neden okumadım bilmiyorum keşke daha önce okusaydım da bu büyük yazardan mahrum kalmasaydım. Uğursuz avlu eseri tipik bir hapishanede geçen bir öyküdür.Suçluların yakalanmadığı suçsuz olduğuna inanılan kişilerin burada kaldığı süre içersinde yanlışlarin anlatıldığı fakat doğruyu bulma yolunu hissetmemiz gerektiğini bildirmeltedir. Bu kitabı okuyun Kitaplarda gerçeklik söz konusudur.Topluma gerçek olan iletişimsizlik yok olmasını istemekteyim.Ne kadar bariz bir şekilde basiretsiz insanlar var ki kitaplar her zaman iletişim aracıdır. (Ahmet Yalçınkaya)

--reklam--

Uğursuz Avlu PDF indirme linki var mı?

--reklam--

İvo Andriç - Uğursuz Avlu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Uğursuz Avlu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı İvo Andriç Kimdir?

Ivo Andrić, 1892'de Travnik yakınlarında Dolac'ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Krakow'da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi'nde verdiği "Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek'te Kültür Yaşamı" konulu doktora tezi ile tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı. Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin'de dış görevlerde bulundu.

Yazarın en büyük özelliği kitaplarindaki olayları tarafsızlıkla anlatmasıdır. En acımasız hatta insanlık dışı sayılabilecek eylemlerde dahi yazar yalnızca olayı, o sırada insanların ne düşündüklerini ve hareketlerinin sebeplerini anlatmakta; fakat herhangi bir görüş belirtmemektedir. Hümanist olan Ivo Andrić eserinde çeşitli dinlerin ve soyların kaynaştığı bu bölgede en küçük bir din ve ırk ayrımı yapmadan, anlattığı olaylarda yer alan bütün kişilere eşit bir sevgi ve ilgi göstermiştir.

--reklam--

İvo Andriç Kitapları - Eserleri

  • Drina Köprüsü
  • Lanetli Avlu
  • Irgat Siman
  • Hanımefendi
  • Sinan’ın Tekkesinde Ölüm
  • Travnik Günlüğü
  • Uğursuz Avlu
  • Ömer Paşa
  • Güneşli Tarafta
  • Veli Paşa'nın Oynaşı
  • Bosna Hikayeleri

--reklam--

İvo Andriç Alıntıları - Sözleri

  • Son 18 yılda dilenciler bu evde duygusal bir şekilde ağırlanır ve onalara bolca hediye verilirdi. Bu biliniyordu. Şimdi bunu da değişmesi gerekiyordu. Sadece, Hanımefendi bu hususu, hizmetçiler konusundaki gibi katı ve kestirmeden halledemeyeceğinin farkındaydı. (Hanımefendi)
  • Çünkü dört farklı inancın iç içe yaşadığı bu yoksul, geri kalmış ülkenin başka ülkelerden dört kat daha fazla sevgiye, karşılıklı anlayışa ve hoşgörüye ihtiyacı var. Fakat Bosna’da, tersine, anlayışsızlık, düzenli aralıklarla açık nefret yaymak buranın insanının tipik bir özelliği. Farklı inançlar arasındaki uçurum o kadar derin ki bazen yalnızca nefret bunları aşmayı başarıyor. (Sinan’ın Tekkesinde Ölüm)
  • Tuhaftır, mutlu olabilmemiz için ne kadar az şey gerekiyor, çoğunluk bu pek az şeyle yetinmeyişimizse daha da tuhaf! (Irgat Siman)
  • En iyisi insanı hikâyesini dilediği gibi anlatması için serbest bırakmaktı. (Lanetli Avlu)
  • Türkiye 'nin dışına giden çiçekli yollar yoktur. Yoktur, hiç olmamıştır. (Ömer Paşa)
  • ... İnsanın kurtuluşuna ve mutluluğuna giden tek yolun insanın dürtülerinden kurtulmasından geçtiğine dair bir teorisi vardı. (Güneşli Tarafta)

--reklam--

  • «Bir ülkenin ve hükümetinin değerini ölçmek, geleceği hakkında hüküm vermek istiyor musun ? O ülkede, cezaevine tıkılmış namuslu ve suçsuz kişilerle, ellerini kollarını sallayarak dolaşan sabıkalıları bir say.» (Uğursuz Avlu)
  • "Gözünün önünde hiçbir hayal belirmiyor, mısralar ancak güçlükle kurulabiliyor ve yine de eksik kalıyor, kafiyeler eskiden olduğu üzere artık kıvılcım saçarcasına birbirlerini ateşlemiyorlardı." (Travnik Günlüğü)
  • Kısacası, fakirlik korkusundan, alçakça ve rezilce düşüncelerden, yontulmamış tabirlerden asla kurtulamadıktan sonra, acı ve göze görünmez ve silinmez bir sefalet insanın her adımında peşinden ayrılmazken ve o güzel hayat bir rüya gibi gözlerimizin önünden silinip giderken, az veya çok bir şeylere sahip olmak ne işe yarardı? (Travnik Günlüğü)
  • Bana gelince kitap okumayı ve başkalarının hayatına karışmayı sevmem. Herkesin düşüncesi kendine. (Uğursuz Avlu)
  • "Yaşlanmak, zayıflamak ve ölmek o kadar korkunç bir şey değil. Asıl korkunç olanı, bizi, bizden çok daha farklı olan başkalarının, daha gençlerinin takip edeceğini idrak etmemizdir. İşte asıl ölüm buradadır. Bizi mezara çeken hiç kimse yok, hayır, biz arkamızdan mezara itiliyoruz!" (Travnik Günlüğü)
  • Anılar ise bir kez harekete geçti mi sadece başlangıçlarda durmuyorlardı. (Hanımefendi)
  • Dilencilerin dahi geçip gittiği boş ve neşesiz, gülüşmelerin ve sohbetlerin olmadığı, sıcaklıktan ve süslemelerden yoksun olan bu ev, yeni ve sıradaşı misafirler ağırlamaya başlamıştı. Farklı insanların nasıl görünmez bağlarla para ve para arayışı tarafından çekildiği burada görülebiliyordu. (Hanımefendi)

--reklam--

  • ...Çoğumuzun bazen tek ihtiyaç duyduğu şey yalnızca bize yakın birinin sevecen bir sözüdür. (Sinan’ın Tekkesinde Ölüm)
  • çoğumuzun bazen tek ihtiyaç duyduğu şey yalnızca bize yakın birinin sevecen bir sözüdür. (Sinan’ın Tekkesinde Ölüm)
  • Çünkü hayâl kırıklığı ve acı, düşünceleri geçmişe götürür. (Irgat Siman)
  • Genelde böyle olur. Görmeyi umduğumuz kişiler onları düşündüğümüz ve en çok beklediğimiz zamanlarda değil, aklımızdan hiç geçmedikleri anlarda ortaya çıkarlar. Ve onları görmekten duyduğumuz sevincin, içimizin onu bastırdığımız derinliklerinden çıkması biraz zaman alır. (Lanetli Avlu)
  • O, kim olduğu bilinmeyen masallaştırılmış bir üstaddır. (Drina Köprüsü)
  • ... En soğuk zamanlarda bile bu oda ısıtılmazdım Soğuk zamanlarda gelen konuklara “ Paltolarınızı çıkarmayın” derdi Hanımefendi ve intikamcı bir ses tonuyla eklerdi: “ Zira burada soba yakılmıyor.” (Hanımefendi)
  • Çünkü kuşku daima insanın kendi içindeydi, daima da alesta beklerdi, biraz uyukladığında, tek gözü açık, bir kulağı delik uyurdu, en küçük bir gürültü, kelebeğin kanat çırpışından daha hafif bir ses uyandırabilirdi onu; kendisini kimse hiçbir şekilde uyandırmazsa şüpheli görülen sessizlikten kendi kendine uyanabilirdi. (Irgat Siman)