Ümmetin Öksüz Adası: Kıbrıs (1)

İslam'ın Anadolu'ya ve Avrupa'ya yayılmasının en önemli geçiş noktalarından biri olan Kıbrıs, nevi şahsına münhasır özellikleri ile kendini ziyaret edecekleri bekliyor.

Ulaşım kolaylığı başta olmak üzere kimlikle gidilebiliyor olması, havası, coğrafi yapısı, altın rengi kumsalları, farklı lezzetler sunan mutfağı ve iklimi ile eşsiz bir ada.

Özellikle sahil tatilinden tarih meraklılarına, gurme tatlar peşinde koşanlardan alternatif yerler arayanlara, her türlü beklentiye hitap edecek alternatifleri barındırmasıyla da her dönem ve her mevsim gezilebilecek bir ada.

Her ne kadar farklı bir şekilde ismi hep ön planda olsa da manevi havası ile de insanı kendisine hemen bağlayan bir yer. 

Dört tarafı denizlerle çevreli olmasından kaynaklı, yaz aylarındaki nem oranı çok yüksek olsa da ilkbahar ve sonbahar aylarında tadına doyum olmayan bir yer … 

Genel anlamda Kıbrıs hakkındaki bilgilerim Türkiye’nin haritadaki yerinden kaynaklı olsa gerek hep tepeden bakış açısı olmuştu. 

Yanı başımızdaki Kıbrıs’ı Hakkı ile bilmemiz gerekirken, ne yazık ki popüler kültürün esiri olarak kulaktan duyma ya da TV ekranlarından duyuyorsunuz.

Kıbrıs'ın 1571 yılında feth edildiğini biliyor ama Hz. Osman zamanında İslam Topraklarına katıldığını bilmiyoruz.   

Rauf Denktaş’ı tanıyor ve biliyoruz ama ne yazık ki Dr. Fazıl Küçük’ü ne tanıyor ne de biliyoruz. 

KKTC’yi biliyoruz ama 1960 antlaşmasıyla kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyoruz. 1974 ‘Barış Harekâtı‘ döneminde Başbakanın Bülent Ecevit olduğunu biliyoruz ama emri verenin icraata dökenin Erbakan Hoca olduğunu bilmiyoruz. 

Yunanların hakimiyetini biliriz ama İngiltere'nin adadaki toprak hakimiyetini bilmeyiz. Türkiye'nin garantör ülke olduğunu biliriz ama 353 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararını bilmeyiz. Rum çetelerini konuşuruz ama ne EOKA’yı ne de TMT’yi bilmeyiz. Kıbrıs denince kumarhaneler, eğlence merkezleri aklımıza gelir ama özel üniversitelerini düşünmeyiz. Kıbrıslı Müslüman Türkleri biliriz ama camilerde Kuran öğretmenin 10 yıl öncesine kadar yasak olduğunu bilmeyiz. Kıbrıs'ın deniz tatilini bilriiz ama geleneğini, kültürünü bilmeyiz.

Kıbrıs’ı, bir İngiliz gibi tanır, bir Rus gibi biliriz ama bir Müslüman olarak ne yazık ki bugüne kadar ne bilmişiz ne de tanımışız. 

İşte bu cahilliğimizden kurtulmak Kıbrıs'ı tanımak ve bilmek için yollara düştük. 

Uçak alternatifi olmasına rağmen gemi seyahati tecrübesi kazanalım diye ailecek Mersin Taşuçu'ndan Girne'ye sefere çıktık.

7 saatlik gemi yolculuğundan sonra vardığımız limanda Kıbrıs'a yakışmayan bir görüntü eşliğinde 3 saatlik sıra sonrasında ancak gümrük işlemlerini bitirebildik.

Düzen ve kontrolden uzak bir yaklaşımla yapılan işlemlerde kendimizi üçüncü sınıf bir ülkede olduğumuzu hissettirsek de çıkış da bizleri bekleyen Furkan ve Salih ağabeylerin sıcaklığı o manzarayı çabucak unutturmaya yetti. 

Kıbrıs hakkında aldığımız bilgiler eşliğinde limandan kalacağımız Lefkoşe'ye bir saatlik bir yolculukla varacağımız yere geldik.

Nezir Güneş

Mardin Gazeteci ve Yazarlar Derneği Kurucu Başkanı 2008-2014 Mardin STK Platformu Sekreteryası 2008-2022 Türkiye İnternet Medya Birliği Mardin Temsilcisi 2022 - Mardin Life Dergisi ve Gazetesi Gene

YORUMLAR

YORUM YAZ!

Yorum Ekle